Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam İlişkiler Esra Elönü: Çocuklara Allah anlatılmamalı, korku

        Ceren Akdağ Şahin'in sunumuyla ekrana gelen programda "Allah korkusundan ölüm korkusuna, bağlanma korkusundan aşık olma korkusuna, yaşlanma korkusundan cinsellik korkusuna, 13. cuma korkusuna kadar nelerden korkuyoruz? Korkularımızın esiri miyiz, korkulardan kurtulmak mümkün mü? Korkular zihni köreltip bizi köleleştiriyor mi yoksa korkmak bazen işe yarar mı? Kokrmayan insan var mı? Dünyada ve

        Türkiye'de sinema ve edebiyatta korku teması nasıl işleniyor? Korku filmlerini sevenlerin gerekçeleri ne, sevmeyenler neden sevmiyor?" gibi pek çok konu konuşuldu; Cemil İpekçi, Cem Mumcu, Pelin Batu,

        Günseli Kato ve Esra Elönü kendine göre yorumladı.

        İPEKÇİ: HER ŞEYDEN KORKUYORUM

        ELÖNÜ: KARDEŞİME ZARAR GELİRSE KATİL BİLE OLABİLİRİM

        BATU: KORKULARI SEVİYORUM

        KATO: YÜKSEK SESLİ KAVGALARDAN KORKARIM

        MUMCU: HİÇ KORKUMUN OLMAMASINDAN KORKARIM

        Program "Siz nelerden korkuyorsunuz?" sorusu ve dürüst yanıtlarıyla başladı:

        Cemil İpekçi: "Sevilmemekten, ölümden, yaşlanmaktan, ismimi kaybetmekten, parasızlıktan, bir sivilceden bile korkuyorum Her şeyden korkuyorum." Esra Elönü: "Benim batıl inancım yok, korkulan siyah kedileri çok da severim. Kendimi korkar halde bulmaktan korkuyorum. Kendimi sürekli tedirgin görmek istemem, böyle bir tedirginliğim var. Belki zayıflık ama itiraf etmiş olayım. İkizim Esma ile ilgili çok ciddi korkularım var. Onun üzülmesinden çok korkarım; ona zarar gelirse katil bile olabilirim. Bu benim en büyük korkum." Pelin Batu: "Kendimi çok korkusuz buluyorum. Ama yakınlarımı kaybetme korkusu hep var. Ama korkunun besleyici olduğunu düşünüyorum. Korkuyu seviyorum, benim hayata tutunmamı sağlıyor." Günseli Kato: "Korku olmasaydı hayata tutunma enerjimiz olmayabilirdi, korkular sayesinde vizyonumuz genişliyor. Ben de yüksek sesli konuşmalardan ve kavgalardan çok korkarım. Belki de evlilik hayatımdan arta kalan bir korkudur." Cem Mumcu: "Ben korkumun hiç olmamasından korkarım. En çok korktuğum şey, hiçbir rasyonalitesi olmayan anlamsız korkulara düşmektir. Korkumu ifade etme özgürlüğümü de kaybetmekten korkarım."

        "HAKKINIZI HELAL EDİYOR MUSUNUZ?" TARTIŞMASI

        Esra Elönü daha önce de çok tartışılan" Allah en büyük demokrattır" sözünü ölüm konusu ve ölüm korkusu konusunda yeniden gündeme getirdi ve cenazelerde sarf edilen "Hakkınızı helal ediyor musunuz?" sorusu tartışıldı: "Allah'ın en büyük demokratlığını ölüm konusunda görüyorum. insan ölünce ey cemaat hakkınızı helal ediyor musunuz? Diye sorarlar. "Bu kulun cennete girmesini istiyor musunuz istemiyor musunuz?" demektir. Bu çok önemli bir sorudur, Allah "Siz aranızda halledin, ben çekiliyorum" der.

        İPEKÇİ: ÇOK APTALCA VE RİYAKAR BİR SORU

        Cemil İpekçi ise bu soruyu çok aptalca bulduğunu söyleyerek karşı çıktı: "Herkes riyakarca dışından "Helal olsun" deyip içinden "Haram zıkkım olsun" diyor. Burada dünyadaki riyayı bir kere daha görüyorum. Hayatı boyunca kavga edip cenazeye gidiyorlar. Mezarlık kargası gibi doluşuyorlar. Hitler Müslüman olsaydı ona da mı hakkınızı helal edecektiniz? Hayatı boyunca beni üzmüş insanların cenazesine gitmem. Sen öldün diye gönülden hakkımı helal edemem. Beni sevmeyen kimse gelmesin cenazeme. Bugün cenazelere partiye gidilir gibi gidiliyor."

        MUMCU: SOKRATES BİLE HELALLİK İSTEDİ

        Cem Mumcu da "Koskoca Sokrates bile ölmeden önce son olarak 'Bilmem kime bir horoz borcum var, onu ödeyin' der, helallik önemlidir." diyerek Elönü'ye destek verdi. Elönü de partiye gidilir gibi cenazeye gitme konusunda "Benim cenazeme kimse güneş gözlüğü ile gelmesin" dedi.

        İPEKÇİ: 6-7 YAŞLARINDAYKEN BİR OYUNCU BENİ TACİZ ETTİ

        Çocukluktaki travma ve korkulardan konuşulurken Cemil İpekçi çocukluğunda uğradığı bir tacizi ve sonrasında yaşadıklarını paylaştı: "6-7 yaşlarında tanınmış bir oyuncu tarafından tramvayda tacize uğradım. Taciz olduğunu anlamadım, söyleyince tramvaydan atıldı. Onunla karşılaşacağım diye yıllarca büyük korku yaşadım. 21 yaşında bir kulüpte rastladım ve onu paramparça ettim, kan çıktı."

        ELÖNÜ: ÇOCUKLARA ALLAH ANLATILMAMALI

        "Çocukları korkularla büyütmek ne kadar doğru?" sorusunda ilk sözü Esra Elönü aldı ve "Çocuklara Allah anlatılmamalı" dedi: "Ben kendi çocuğuma asla Allah'ı anlatmam, sorsa bile. Ben allah'In anlatılarak çocuğun kafasında var olacağını düşünmüyorum. Ben onu yaptıklarımla eğitirim. Verdiğim sözü tutmam o çocuğa Allah'ı anlatmamdır, kendi kendine bulmalı. Bir aile Allah'ı anlatmamalı. Çocuk Allah'ı öcü gibi görmemeli, bunu analtmak çok zor o yüzden anlatmam; onun anlamasını beklerim. 'Allah kızar, yakar, taş atar' Allah'tan soğutmak için türetilen sözler. Allah zulmetmez."

        MUMCU: KAYBETMEKTEN KORKMUYORSAN AŞIK DEĞİLSİN

        Kaybetme ve bağlanma korkusu konusunda Cem Mumcu kaybetmekten korktuğumuzu ve bu korkudan da utandığımızı söyledi: "Aşka düştüğümüzde kaybedeceğimiz bir şey olmalı ki, düşelim. Bundan korkuyorsak insani bir şey yaşayamayız. Korkmaktan utanmayalım, hele ki sevdiklerimizi kaybetmekten. Ağız tadıyla korkabilmek lazım. Korku çok fazla kullanılıyorsa, ilişkilerde kullanılıyorsa o ilişki sağlıklı değildir. Kaybetmekten korktuğun biriyle karşı karşıya değilsen aşık değilsindir. Korkudan korkmayalım. Korku bizim çok şeyimizi besliyor." Esra Elönü erkeklerin terk etmekle tehdit ettiğinde kadının bundan korkmasını eleştirdi: "Kadında hep bir mağduriyet var. Korkunun yanında onur veya dik duruş neden yok? Korkuyor diye kişiliğinden olan insanları görmek çok korkutucu." Pelin Batu da "Korkular değer verdiğimiz insanlar olunca vardır. Korku, aslında aşkla, sevgiyle, merhametle çok ilintili." diyerek korku ve sevgi arasındaki ilişkide Mumcu'ya katıldığını söyledi.

        ELÖNÜ: AŞK İNSANI ZAYIFLATIYOR, ZAYIFLIĞA TAHAMMÜLÜM YOK

        Cemil İpekçi "Aşkta her renk var, sadece pembe değil. Aşk sadece güldürmez. İçinde korku da var." deyince Esra Elönü bu yüzden aşktan korktuğunu söyledi: "Ben aşktan korkuyorum. Aşk insanı bir raddeden sonra acizleştiriyor, zayıflatıyor. Zayıflığa tahammülü olmayan biriyim. Ben bir insanı seviyorsam sembolik olarak onun mezarını da kazmışım demektir."

        ELÖNÜ: GERÇEK ŞERİATI BİLMEDİKLERİ İÇİN ŞERİATTAN KORKUYORLAR

        KATO: BİR DELİ KUYUYA TAŞ ATIYOR...

        Korkunun milletleri yönetmek için kullanılması konusunda Esra Elönü şeriat örneğini verdi ve insanların gerçek şeriatı bilmedikleri için ondan korktuklarını savundu: "Bir dönem insanlarda şeriat fobisi vardı. Türkiye'deki şeriatfobikler, özellikle modern kadınlar devletin onları çarşafa büründüreceğinden korkuyordu. Biz hakiki şeriatı bilmediğimiz için korkuyoruz. Şeriatı gerçekten anlatmak isteyen insanlar susturuldu ve palyaçolar ile soytarılar ortaya çıktı. Bu insanlar Türkiye'nin İran olmayacağını çok iyi biliyordu, ben bunları şımarıklık olarak görüyorum. İnsanları İslam'dan soğutmak için çok güzel gaz verdiler, korku imparatorluğu yarattılar. İslam'da, şeriatta da recm yoktur." deyince Günseli Kato da "Bir deli kuyuya taş atıyor, kimse çıkaramıyor. Herkes bir söylemin peşinden düşünmeden gidiyor" diyerek Elönü'yü savundu. Batu ise bu kadınların da korkusuna sahip çıkmak gerektiğini söyleyerek "Bu korkular gökten zembille inmedi ama bu korkuları kullananlar da oldu. Her korkunun bir alıcısı var."dedi. Esra Elönü bunun üzerine "Bu ülkede başörtüsü stili yüzünden insanlara bir dönem 'Bak Fadime Şahin geçiyor' denildi. Bunu kim yarattı?" diye sorunca İpekçi "Bu tip korkuları yine başı örtülüler yarattı."dedi ve örnekler verdi.

        ELÖNÜ: "SENİ GONCA KURİŞ GİBİ YAPACAĞIZ" DİYORLAR, KORKMUYORUM "KOMÜN HALİNDE GEZDİĞİMİZ İÇİN BİZDEN BİR ŞEY OLMUYOR!"

        Programın son konusu olan anlaşılamama, yanlış anlaşılma korkusu meselesinde program moderatörü Ceren Akdağ Şahin Esra Elönü'ye yanlış anlaşılma korkusu olup olmadığını sorunca Elönü aldığı tehditleri paylaştı: "Bana "Seni Gonca Kuriş gibi yapacağız" diye mailler geldi. Hiç korkmadım. Ben vicdanlı laflar ettiğimi düşünüyorum, yanlış anlaşıldığımı da hissediyorum. Baş parmağımdaki yüzük, başımı örtme şeklim bile yargılanıyor. Ne olur beni birilerini temsil etme görevinden çıkarsınlar. Ben kimseyi temsil etmiyorum. Başımdaki bana bir şeyi temsil ettirmesin, ben çoban değilim. Lütfen dağılalım, bu kadar çok komün halinde gezdiğimiz için bir şey olmuyor bizden. Dağılın arkadaşlar!"

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ