Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Yeşilova'nın gülen çocukları, Mevsimlik tarım işçileri Ümran Avcı HT Gazete

        ÜMRAN AVCI / HT GAZETE / MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLERİ- YAZI DİZİSİ

        FOTOĞRAFLAR: SERKAN AKKOÇ

        Şanlıurfa’dan Aksaray Yeşilova’ya çalışmaya giden mevsimlik tarım işçilerine, derslerini bırakan küçük çocukları da eşlik ediyor... “Bu hayat bizim tercihimiz değil” diyen çocuklar, gülümsemeyi de unutmuyor...

        2 EŞ, 17 ÇOCUK AYNI ÇADIRDA

        Aksaray Yeşilova’daki çadırkentin en kalabalık ailesi 20 kişilik nüfusla Fidanlar’a ait. 48 yaşındaki Halil Fidan, 2 eşini ve 2 eşten olma 17 çocuğunu da alıp Yeşilova’da tarım sezonunu açtı. Yıllar önce Emine Fidan’la (45) resmi nikâh kıyan Halil Fidan, bu evlilikten 9 çocuğa sahip oldu. 10 yıl sonra da Çiçek Kurtboğan’a (38) dini nikâh kıydı. Halil Fidan’ın bu evlilikten de 8 çocuğu var. Fidan Ailesi, şimdi Yeşilova’da çoluk çocuk bir arada aynı çadırda kalıp aynı tarlada çapa sallıyor.

        ‘KISKANÇLIK YOK’

        Emine Fidan, “Çiçek’le aramda kıskançlık yok. İyi geçiniyor, işbölümünü de adil şekilde yapıyoruz” diyor. Arada da Halil Fidan’ın 3’üncü eş istediğini açıklıyor. Buna itiraz eden Halil Fidan ise “Ben bunları zor geçindiriyorum, hiç 3’üncü eş ister miyim?” diyor.

        "TOPRAK REFORMU HAYATA GEÇERSE, ŞANLIURFA'DA KENDİ TOPRAĞIMIZI EKERİZ"

        Ahmet Çiftçi, Şanlıurfalıların en büyük ortak sorununa tercüman oluyor: “Devlet topraksız köylülere toprak dağıtımına yönelik yapılan toprak reformu uygulamasına geçti. Kuralar çekildi. Her birimize düşen hektar belli oldu. Kâğıt üzerinde toprağımız var ancak bu proje bir türlü hayata geçmedi. Tarım reformu uygulaması hayata geçmiş olsa, memleketimizde kalıp Şanlıurfa’da kendi toprağımızı ekebiliriz. Çoluk çocuk buralarda bu sefaleti yaşamayız.”

        "SANCIM TUTACAK DİYE ÇOK KORKUYORUM"

        Fehime Kırboğan, karnı burnunda hamile. 9 ayını doldurmuş. Ha bugün ha yarın doğuracak. Belki de siz bu satırları okurken 40 yaşında 8’inci çocuğunu kucağına almış olacak. Fotoğrafını çekerken utanıp sıkılıyor: “Bu halde gelmeyi ben de istemezdim ama başka çarem yok. Sancım tutacak diye çok korkuyorum. Bir şekilde burada bulunup aileme yandım etmek zorundayım” diyor. Fehime Kırboğan da diğer mevsimlik tarım işçisi kadınlar gibi hamilelik sırasında yeterli sağlık kontrollerinden mahrum bir şekilde getirecek çocuğunu dünyaya. Belki hastaneye bile yetişemeyip bebeği çadırda gözlerini açacak dünyaya...

        SONRAKİ DURAK KİMYON VE NOHUT

        Yeşilova’da 1.5 ay kalacak olan işçiler, daha sonra Şereflikoçhisar’a kimyon işine, Aksaray Ortaköy’e nohut biçmeye gidecek. En son yeniden Yeşilova’ya dönüp boy atan ayçiçeği ve şekerpancarını toplayacak. Sonbaharda ise memlekete dönüş başlayacak.

        "BİZ OKUMAK VE MESLEK EDİNMEK İSTİYORUZ"

        Ailelerin yaşadığı sefalete ortak olan çocuklar, başka bir hayatın özlemi içinde. Bunun için de okulun öneminin farkında. Hepsinin hayalinde iyi bir meslek edinme hedefi var. Kimi savcı olmak istiyor kimi öğretmen kimi de doktor. Özellikle kız çocukları, “Bu hayat bizim tercihimiz değil. Biz okumak ve meslek edinmek istiyoruz. Ancak okula bile aylar öncesinden veda ediyoruz. Üstelik devamsızlıktan kalan arkadaşlarımız oluyor. Bizim sene kaybı yaşayacak lüksümüz yok. Diğer taraftan, rapor alıp kalmaktan kurtulsak bile sınavlara hazırlanamıyoruz” diyor. İyi bir üniversiteye girmenin ve başka bir hayata atılmanın özlemini kuran kızlar, çadırda yemek yapıyor, çamaşır yıkıyor, küçük kardeşlerine bakıyor. Bütün bu işleri yaparken de daha iyi bir yaşamın hayalini kuruyor...

        "KİTAPLARIMI GETİRDİM AMA..."

        Yeşilova’da konuştuğumuz ilköğretimin bir ve ikinci sınıfına giden çocuklar okuma yazmayı unutmaktan yakınıyor: “Burada okuma yazmayı unutuyoruz. Kitaplarımı getirdim ama okuldaki gibi çalışma ortamı olmuyor. Seneye yeniden okuma yazma öğrenerek başlayacağım okula” diyor.

        "KADINLARIN TEK BAŞINA DOKTORA GİTMESİNE İZİN VERİLMİYOR"

        BM Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye Ofisi ile Harran Üniversitesi tarafından yürütülen “Mevsimlik tarım işçileri ve ailelerinin ihtiyaçlarının belirlenmesi” araştırması, mevsimlik tarım işçilerinin yaşadıklarına ışık tutuyor.

        Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeynep Şimşek’in, Şanlıurfa ve Adıyaman’da yaptığı araştırmanın sonuçları şöyle:

        -Bölgede tarımda çalışanların yüzde 40’ını mevsimlik işçiler oluşturuyor.

        -Ailelerin yüzde 80’i aile üyeleriyle birlikte göç ediyor.

        -Ailelerin yaklaşık yüzde 55’i yarıcı, elçi, çavuş ve ırgatbaşı aracılığıyla işe gidiyor.

        -Tarım işçiliğinin en yaygın olduğu aylar nisan-eylül arası.

        -Mevsimlik tarım işçileri en çok hastalanan ve bebek-anne ölümlerinin en fazla görüldüğü grup.

        -Mevsimlik tarım işçisi çocuk doğurma yaşındaki her 10 kadından 7’si okuma yazma bilmemesi, her 10 kadından 8’i de yalnız doktora gitmesine izin verilmemesi nedeniyle gebelik ve gebeliğe bağlı sorunlar yaşıyor.

        -Tarlada çalışan her 4 kadından biri gebeyken hiç doktora gitmiyor ve evde/tarlada doğum yapıyor.

        -Her 5 bebekten birinin nüfus cüzdanı/kimlik numarası yok. Bu nedenle aile hekimleri tarafından kontrol edilemiyor.

        -2 kadından biri düşük, 5 kadından biri de ölü doğum yapıyor.

        -Tarlada hastalandığında her 4 kişiden biri sağlık hizmetine başvurmuyor.

        -Ailelerin yaklaşık yüzde 20’si aile hekimini bilmiyor.

        3 MİLYON MEVSİMLİK TARIM İŞÇİSİ

        TÜİK’in 2011 yılı verilerine göre, yaklaşık 25 milyon olan istihdamın yüzde 26’sını (6.3 milyon) tarım işgücü oluşturuyor. Bunun da yarısını mevsimlik tarım işçileri oluşturuyor.

        "BEN ÇALIŞIP PARA GETİRİYORUM, EŞİM HARCIYOR"

        Prof. Dr. Zeynep Şimşek’in araştırmasında, kadınlar yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

        “Şiddet deyince aklıma rezillik, yokluk, hakaret, dayak geliyor.” (25 yaş üstü evli kadın)

        “Ben çocuklarımla gidiyorum Adana’ya çalışıyorum para getiriyorum eve, eşim çalışmıyor, alıyor paraları harcıyor, bize bakmıyor. Biz bir şey söyleyince bizi dövüyor.” (25 yaş üstü evli kadın)

        “Benim kocam benim üstüme 2 tane eş getirdi, evi sattı gitti eş aldı.” (25 yaş üstü evli kadın)

        “Benim belimde fıtık var. ‘Yapamıyorum, çalışamıyorum’ deyince, ‘Yemek yok sana’ diyor. (25 yaş üstü evli kadın).

        “Ben de eşimden hakaret görüyorum, biz yaşlanmışız hâlâ daha tarlada çalıştırıyor, hakaret ediyor.” (25 yaş üstü evli kadın)

        DÜNYADA DA DURUM AYNI

        Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tahminlerine göre; çalışma yaşamında yıllık 2.3 milyon kaza ve hastalık görülüyor. (358 bin ölümcül kaza, 1.95 milyon işle ilgili hastalık). Bunların yarısı tarımda gerçekleşiyor. Kazalar sıklıkla ulaşım sırasında ve tarım aletlerini kullanırken ortaya çıkıyor. Dünyada mevsimlik tarım işçilerinin yüzde 60’ından fazlası yoksulluk sınırının altında yaşıyor. En az yüzde 80’inin sosyal güvencesi yok. Yüzde 70’i tarlalarda çocuklarıyla birlikte çalışıyor.