Amerika'da 3 Kasım ara seçimleri yaklaşırken sandıktan çıkacak sonuç yalnızca Donald Trump'ın siyasi gücünü değil, küresel piyasaların önümüzdeki iki yılda hangi yöne evrileceğini de etkileyecek. Ancak asıl mesele, Cumhuriyetçilerin kaç sandalye kaybedeceğinden çok, Trump'ın Kongre üzerindeki kontrolünü ne ölçüde yitireceği ve bunun ekonomi politikasına nasıl yansıyacağı.
Piyasalar bir süredir aynı anda üç farklı soruya cevap arıyor.
Bu soruların yanıtları, ara seçimlerden çıkacak siyasi tabloyla birleştiğinde küresel piyasalar açısından yeni bir dönemin kapısını açabilir.
İKİ MECLİS, ÜÇ AYRI SENARYO
Cumhuriyetçiler Temsilciler Meclisi'ni kaybedip Senato'yu korursa Trump siyasi bir darbe alır ancak yönetiminin hareket alanı tamamen ortadan kalkmaz. Demokratlar komisyonları ve soruşturma mekanizmalarını kontrol ederek yönetim üzerindeki baskıyı artırabilir. Senato'nun Cumhuriyetçilerde kalması ise yargı ve üst düzey yönetim atamalarında Trump'a önemli bir avantaj sağlar.
Her iki kanadın da Demokratlara geçmesi çok daha güçlü bir siyasi fren anlamına gelir. Bütçe, borçlanma limiti, tarifeler ve dış politika konularında mücadele sertleşebilir. Trump'ın azil süreciyle karşılaşması da mümkün hale gelir.
Çok düşük ihtimal ama Cumhuriyetçilerin iki kanadı da koruması yönetimin politikalarını sürdürme kapasitesini destekler. Fakat bu sonuç bile yüksek petrol fiyatlarını, enflasyonu veya Fed'in faiz politikasını kendiliğinden değiştirmez.
Anketler ve tahmin modelleri Temsilciler Meclisi'nde Demokratların çoğunluğu kazanma ihtimalini daha yüksek gösteriyor. Senato yarışında ise belirsizlik daha fazla. Dolayısıyla seçim gecesinin tablosu henüz aydınlanmadı.
ASIL TEHLİKE SİYASET DEĞİL, BELİRSİZLİK
Kongre'nin bölünmesi her zaman piyasalar açısından kötü sonuç doğurmaz. Yeni yasaların çıkarılmasının zorlaşması, bazı yatırımcılar tarafından ani politika değişikliklerini sınırlayan bir unsur olarak görülebilir. Buna karşılık bütçe anlaşmazlıkları, hükümetin finansmanı ve borçlanma limiti tartışmaları risk primlerini artırabilir.
Üstelik Trump, Kongre'de çoğunluğu kaybetse bile yürütme yetkilerini koruyacak. Bu nedenle tarifelerden enerji politikasına, dış ilişkilerden düzenlemelere kadar bütün başlıklarda otomatik bir yön değişikliği beklemek yanlış olur.
Morgan Stanley'nin 14 Ekim tarihli değerlendirmesi de Kongre'deki kontrol değişiminin Washington'un temel politika çizgisini mutlaka değiştirmeyeceğine, buna karşılık yapay zekâ yatırımlarının ve veri merkezi projelerinin daha fazla koşula tabi hale gelebileceğine dikkat çekiyor.
Burada piyasanın asıl izleyeceği, siyasi sonuçların şirketlerin maliyetlerini, kamu borçlanmasını ve büyüme beklentilerini nasıl değiştireceği olacak.
TAHVİL GÜVENLİ LİMAN, PETROL ENFLASYON TEHDİDİ
22 Ekim'de Nasdaq'ın yüzde 2,6, S&P 500'ün yüzde 1,2 gerilemesi ve 23 Ekim'de ABD tahvillerine güçlü talep gelmesi, yatırımcıların risk azaltmaya yöneldiğini gösterdi. Brent petrolün 114 dolara kadar yükselmesi ise bu tablonun en çarpıcı çelişkisini oluşturdu.
Normal koşullarda petrol yükselince enflasyon beklentileri ve tahvil getirileri de yukarı gider. Bu kez teknoloji hisseleri satılırken tahvil fiyatları yükseliyor, getiriler düşüyor. Piyasa bir yandan enerji kaynaklı enflasyondan korkarken diğer yandan yapay zekâ yatırımlarındaki olası yavaşlamanın büyümeyi zayıflatabileceğini düşünüyor.
Başka bir ifadeyle petrol enflasyon riskini, tahvil rallisi ise ekonomik yavaşlama korkusunu temsil ediyor. Bu iki eğilim aynı anda güçlenirse Fed'in işi daha da zorlaşacak.
ARALIKTA FAİZ ARTIRIMI, SONRA NE OLACAK?
Fed'in aralık ayında faiz artıracağı beklentisi ekim ayının ortasında ekonomist anketlerinde güçlenmişti. Reuters'ın 20 Ekim tarihli anketinde 100 ekonomistin tamamı aralık ayında artırım bekliyordu. Ancak 23 Ekim'deki teknoloji satışları ve tahvil rallisi sonrasında piyasa fiyatlaması bu ihtimali önemli ölçüde geri çekti.
Bu ayrışma son derece önemli. Ekonomistler enflasyonun kalıcılığından, yatırımcılar ise ekonomik ve finansal istikrarın bozulmasından korkuyor. Fed ise iki risk arasında seçim yapmak zorunda kalabilir.
Petrol yüksek kalır, enerji maliyetleri fiyatlara yayılır ve çekirdek enflasyon direnç gösterirse aralık artırımının ardından yeni artışlar da gündeme gelebilir. Buna karşılık yapay zekâ yatırımları yavaşlar, istihdam zayıflar ve kredi koşulları sertleşirse Fed'in art arda faiz artırması zorlaşır.
İşte asıl tıkanma burada. Enflasyonu düşürmek için yükseltilen faizler, büyümeyi ve şirket yatırımlarını daha fazla baskılayabilir. Faiz artırmamak ise enerji şokunun kalıcı enflasyona dönüşmesi riskini taşır.
NOEL BABA RALLİSİNE ÜÇ ENGEL
Yıl sonu rallisi için üç koşulun oluşması gerekiyor. Petrolün gerilemesi, Fed'in yeni faiz artışlarına ihtiyaç duymayacağına ilişkin güvenin güçlenmesi ve teknoloji şirketlerinin yapay zekâ yatırımlarının somut gelir ve kâra dönüştüğünü göstermesi.
Bu koşullardan yalnızca biri gerçekleşirse kısa süreli bir tepki yükselişi görülebilir. Üçü birlikte gerçekleşirse çok daha sağlam bir yükseliş zemini oluşur. Aksi durumda tahvillerdeki yükselişin ekonomik yavaşlama korkusundan kaynaklandığı bir piyasada hisse senetlerinin kalıcı biçimde yükselmesi zorlaşır.
Benim temel senaryom, seçimler öncesinde ve sonrasında piyasa içi ayrışmanın ve oynaklığın yüksek kalması. Seçim sonucu siyasi belirsizliğin bir bölümünü ortadan kaldırabilir ama petrol, faiz ve yapay zekâ finansmanı sorunlarını çözmez.
SANDIK KADAR, PİYASANIN NE OKUDUĞU DA ÖNEMLİ
Trump'ın Temsilciler Meclisi'ni kaybetmesi siyasi gücünü sınırlar, iki kanadı birden kaybetmesi ise yönetimin hareket alanını daha fazla daraltır. Ancak hiçbir seçim sonucu Fed'in enflasyonla mücadelesini veya küresel sermayenin getiri arayışını tek başına belirleyemez.
Bu nedenle seçim gecesindeki ilk piyasa tepkisinden çok, sonrasında petrolün, ABD'nin 2 ve 10 yıllık tahvil getirilerinin ve teknoloji şirketlerinin finansman koşullarının nasıl değiştiğine bakmak gerekir.
Çünkü küresel piyasalar bugün yalnızca Trump'ın siyasi geleceğini değil, yüksek borçlanma maliyetleri altında yapay zekâ devriminin ne kadar kazandırabileceğini ve enerji şokunun ne kadar süreceğini de fiyatlıyor.
Noel Baba rallisinin kaderini de sandıktan çıkan sonuçtan çok, bu üç sorunun yanıtı belirleyecek çünkü
sandık siyasi dengeleri değiştirir; petrol, faiz ve borç ise piyasanın kaderini belirler.