Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Borsa %20 düştü, fonlara para musluğu açıldı

        Finans piyasalarında bazen bir kararın önemi, ne zaman alındığında gizlidir. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) gece yarısı yayımladığı bültenle tasfiye kapsamındaki fon yatırımcılarına 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılmasının önünü açması da böyle bir karar. Çünkü piyasa, yalnızca fonlarda biriken parayı değil, bu paranın ne kadarının geri dönebileceğini ve yaşananların başka hangi alanlara yayılabileceğini sorguluyor.

        Borsada yüzde 20’ye varan kayıpların görüldüğü bir dönemde gelen karar, yatırımcıların nakde erişim ihtiyacına yönelik ilk somut adım oldu. Ancak zamanlama, kararın önemini artırdığı kadar şu soruyu da gündeme getiriyor: SPK, yatırımcıların parasına ulaşmasını kolaylaştırmak için mi harekete geçti, yoksa büyüyen güven ve likidite sorununun daha geniş bir alana yayılmasını önlemek için mi?

        REKLAM

        İki amaç da aynı anda geçerli olabilir. Nitekim fon krizinin geldiği aşamada artık yalnızca tasfiye işlemlerinin nasıl yürütüleceği değil, piyasanın güveninin nasıl korunacağı da önem taşıyor.

        ◾ Önce borsa alarm verdi

        Fon krizini yalnızca tasfiye kapsamına alınan fonların yatırımcıları açısından değerlendirmek eksik olur. Yüz binlerce yatırımcının parasına erişememesi, fonların portföylerinde hangi varlıkların bulunduğuna ilişkin soru işaretleri ve tasfiye sürecinin ne kadar süreceğinin belirsizliği, piyasanın tamamında güven sorununu büyütüyor.

        Borsada görülen sert fiyat hareketleri de bu kaygıların bir yansıması olarak okunmalı. Bununla birlikte yüzde 20’ye varan kayıpların hangi hisse ve endekslerde, hangi zaman aralığında oluştuğunu birbirinden ayırmak gerekiyor. Fon Rehberinin yayımlandığı 28 Ağustos’tan 30 Eylül’e BİST 100 yüzde 18,4 gerilerken, BİST TÜM Endeksi yüzde 23.6 değer yitirdi. Yani küçük hisse senetleri daha sert düştü. Bu da bize, fon kriziyle bağlantılı fiyatlamaların piyasa üzerindeki etkisi ve satış baskısının başka alanlara yayılma ihtimalini gösteriyor.

        REKLAM

        Çünkü finans piyasalarında güven kaybı bir kez başladığında sorun, tek bir fonun bilançosuyla sınırlı kalmayabilir. Yatırımcı nakde geçmek ister, alıcı beklemeye çekilir, likiditesi sınırlı varlıklarda fiyatlar daha sert hareket eder. Böylece başlangıçta belirli fonları ilgilendiren bir sorun, piyasanın genelinde risk algısını değiştirebilir.

        Piyasanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, yalnızca para değil, paranın geri döneceğine ilişkin güvenilir bir takvimdir.

        ◾ Gece yarısı gelen karar ne getiriyor?

        SPK’nın 30 Eylül tarihli 2026/67 sayılı bülteninde yer alan düzenlemeye göre Tera Portföy, Pusula Portföy, Atlas Portföy ve Hedef Portföy tarafından kurulan tasfiye kapsamındaki fonlarda, mutabakatı tamamlanan yatırımcılara nihai tasfiye ödemesinden mahsup edilmek üzere ara ödeme yapılacak. Ödemelerde Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) hesaplayacağı net yatırım tutarı esas alınacak. Net yatırım tutarı 1 milyon TL’nin altındaysa tamamı, 1 milyon TL ve üzerindeyse en fazla 1 milyon TL ödenecek. Uygulama para piyasası fonlarından başlayacak.

        REKLAM

        Burada iki ayrıntının altını çizmek gerekiyor.

        Birincisi, 1 milyon TL bir devlet garantisi veya yatırımcıya ayrıca sağlanan bir tazminat değil. Bu tutar, nihai tasfiye sonucunda hak kazanılacak ödemeye mahsup edilecek ara ödeme sınırı. Dolayısıyla yatırımcının toplam alacağı ile bugün erken ödenebilecek tutar aynı şey değil.

        İkincisi, düzenleme bütün yatırımcıların parasının hemen hesaplarına geçeceği anlamına gelmiyor. Mutabakatın tamamlanması ve uygulama sürecinin işletilmesi gerekiyor. Üstelik ara ödeme karşılığında fon payları iade edilmeyecek; payların iadesi nihai tasfiye sırasında gerçekleştirilecek.

        REKLAM

        Tasfiye sürecinde yatırımcıya yalnızca beklemesi söylenmiyor, belirli koşullarla erken ödeme mekanizması devreye alınıyor. Bu, sorunun çözümü bakımından önemli bir eşik.

        ◾ Küçük yatırımcıya nefes, büyük yatırımcıya bekleyiş

        Düzenlemenin yatırımcılar üzerindeki etkisi aynı olmayacak. Net yatırım tutarı 600 bin TL olan ve mutabakatı tamamlanan bir yatırımcı, bu tutarın tamamı kadar ara ödeme alabilecek. Net yatırım tutarı 5 milyon TL olan bir yatırımcı içinse ara ödeme en fazla 1 milyon TL olacak. Kalan tutar, nihai tasfiye sonucuna bağlı kalacak.

        Bu nedenle karar, özellikle net yatırım tutarı 1 milyon TL’nin altında olan yatırımcıların likidite sorununu hafifletebilir. Daha yüksek tutarlı yatırımcılar içinse yalnızca ilk aşamayı oluşturuyor.

        REKLAM

        SPK’nın A1 Capital, Bulls ve Pardus Portföy tarafından kurulan tasfiye kapsamındaki fonlarda da öncelikle para piyasası fonlarından başlanmasını, ardından yatırımcı sayısı yüksek fonlara geçilmesini kararlaştırması ayrıca önemli. Böylece tasfiye işlemlerinde izlenecek sıraya ilişkin daha somut bir çerçeve ortaya konuyor.

        Ancak para piyasası fonlarından başlanması, bu fonlardaki varlıkların tamamının hemen nakde çevrilebileceği veya bütün yatırımcıların aynı anda ödeme alacağı anlamına gelmiyor. Her fonun portföy yapısı, nakit durumu ve mutabakat süreci belirleyici olacak.

        ◾ Asıl soru değişmedi: Para nerede?

        REKLAM

        Fon krizinin en kritik sorusu hâlâ yanıt bekliyor. Fonların gerçek varlıkları ne kadar? Portföylerdeki menkul kıymetlerin güncel ve gerçekleşebilir piyasa değeri nedir? Ne kadarı nakit durumda, ne kadarı satış gerektiriyor? Yatırımcıların toplam alacağı ile tasfiye sonunda elde edilebilecek kaynaklar arasında nasıl bir fark bulunuyor?

        Bu soruların yanıtı, ara ödemenin kendisinden daha geniş bir önem taşıyor. Çünkü yatırımcıya bugün 1 milyon TL ödenmesi, toplam zararın ne kadar olduğunu tek başına açıklamaz. Aynı şekilde, erken ödeme yapılması da tasfiye sonunda herkesin parasının tamamını geri alacağını göstermez.

        REKLAM

        Piyasada dile getirilen yurtdışına para aktarımı veya kripto varlıklar gibi alternatif kanalların kullanılmış olabileceğine ilişkin iddialar da varsa, bunların söylenti düzeyinde bırakılmaması gerekiyor. Somut kanıt, işlem kayıtları ve yetkili kurumların açıklamalarıyla doğrulanmaları şart. Kamuoyunun ihtiyacı, varsayımlar üzerinden yürüyen bir tartışma değil, paranın izini sürebilen şeffaf bir inceleme.

        Burada denetim ve gözetim kadar, sorumluluk zincirinin ortaya çıkarılması da önem taşıyor. Hangi işlemler yapıldı, hangi riskler alındı, hangi kontroller işletildi ve yatırımcıların zararında hangi işlemlerin etkisi oldu? Bu soruların yanıtı, yalnızca bugünkü krizin değil, gelecekte benzer sorunların önlenmesinin de anahtarı.

        REKLAM

        ◾ Para musluğu açıldı ama hesap kapanmadı

        SPK’nın son kararı, fon krizinde yeni bir aşamaya geçildiğini gösteriyor.

        İlk aşamada işlemler durduruldu, ardından tasfiye süreci başlatıldı. Tasfiye süresinin üç aydan altı aya çıkarılmasıyla varlıkların daha uygun koşullarda satılmasına zaman tanındı. Şimdi ise yatırımcılara nihai tasfiyeyi beklemeden ara ödeme yapılmasının yolu açıldı.

        Bu adımlar, sürecin yalnızca hukuki bir tasfiye işlemi olarak değil, yatırımcıların nakit ihtiyacını da gözeten bir çerçevede yürütülmeye çalışıldığını gösteriyor. Ancak piyasanın beklediği, ödeme mekanizmasının ilan edilmesinden ibaret değil. Uygulamanın ne zaman başlayacağı, kaç yatırımcıya hangi sırayla ödeme yapılacağı, toplam kaynakların ne kadar olduğu ve nihai tasfiye hesabının nasıl şekilleneceği de açıklığa kavuşmalı.

        REKLAM

        Borsadaki sert düşüşler ile fon krizinin aynı dönemde yaşanması, likidite ve güven arasındaki ilişkinin ne kadar hassas olduğunu hatırlatıyor. SPK’nın ara ödeme kararı bu açıdan önemli bir müdahale. Fakat piyasada güveni kalıcı biçimde yeniden kuracak olan, yalnızca paranın bir bölümünün erken ödenmesi değil, paranın nerede olduğunun, ne kadarının geri kazanılabileceğinin ve sorumluluğun kimde olduğunun açık biçimde ortaya konulmasıdır.

        Para musluğu açıldı. Şimdi sıra, musluğun arkasındaki deponun ne kadar dolu olduğunu ve yatırımcıların alacaklarının ne ölçüde karşılanabileceğini göstermekte.