Fon krizinin bize gösterdiği en önemli gerçeklerden biri de şu: Türkiye'de sermaye piyasasında yatırımcıyı korumaya yönelik kanun ve yaptırım mekanizması sanıldığı kadar boş değil. Hatta bazı maddeler son derece açık ve ağır.
Sermaye Piyasası Kanunu'nda doğrudan hükümler var.
Kanun maddeleri ne diyor?
Ancak, bu kabahatin işlenmesi suretiyle bir menfaat temin edilmesi veya zarara sebebiyet verilmesi hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaat veya zararın üç katından az olamaz.
Ancak, bu suretle menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz.
Menfaatin 2-3 katı ceza
20 bin, 30 bin liraya takılmayın.
Dolayısıyla bugün yaşananlardan sonra yalnızca “kanun yetersiz” demek kolay ama eksik bir değerlendirme olur.
Asıl tartışılması gereken, bu kanunların ne zaman ve nasıl uygulandığıdır.
Bir eşik 12 yıl neden güncellenmedi?
Eksikliklerin belki de en çarpıcı örneği nitelikli yatırımcı tarafında karşımıza çıkıyor.
2013 yılında sermaye piyasası düzenlemeleri yeniden şekillendirilirken profesyonel müşteri ve nitelikli yatırımcı çerçevesindeki finansal varlık eşiği yarım milyon dolar diye tasarlanmıştı. SPK'nın 2013 tarihli düzenlemesinde nitelikli yatırımcı statüsüne ilişkin usul ve esaslar açıkça yer alıyordu.
O gün 1 milyon TL yaklaşık 490 bin dolar ediyordu. Bugün geriye dönüp baktığımızda ise tablo son derece çarpıcı.
SPK Denetleme Dairesi eski başkanı Prof. Dr. Celali Yılmaz’ın Linkedin yer alan tablosuna göre, 2013'te yaklaşık 490 bin dolar olan profesyonel müşteri asgari varlık karşılığı, TL eşiği uzun yıllar nominal olarak değişmediği için 2025'e gelindiğinde yaklaşık 23 bin dolara kadar gerilemişti.
18 Aralık 2025'te eşik 1 milyon TL'den 10 milyon TL'ye yükseltildi. Buna rağmen dolar karşılığı yaklaşık 234 bin dolar seviyesinde kaldı. Yani 2013 başlangıç düzeyinin yaklaşık yarısında.
Yani burada yalnızca bir rakam değişikliğinden söz etmiyoruz.
12 yıl boyunca güncellenmeyen bir TL eşiğinin, enflasyon ve kur karşısında nasıl anlam kaybettiğini görüyoruz.
2013 yılında yaklaşık 500 bin dolarlık finansal varlığa sahip bir yatırımcıyı “profesyonel/nitelikli” kabul eden sistem, yıllar içinde aynı 1 milyon TL nominal sınırı değiştirmeyerek bu koruyucu eşiğin reel ve döviz bazındaki anlamını büyük ölçüde ortadan kaldırdı.
Bu da bize çok önemli bir şey söylüyor: Mevzuatın güncel olması, yalnızca kanunun değiştirilmesiyle değil, kanundaki ve ikincil düzenlemelerdeki eşiklerin ekonomik gerçeklikle birlikte güncellenmesiyle mümkün.
Denetim erken aşamada başlamalı
İşte fon krizinin asıl tartışılması gereken noktası burada.
Öyleyse sorun yalnızca “daha ağır ceza” istemek olamaz. Asıl mesele, risk ortaya çıktığında bu mekanizmaların ne kadar erken çalıştırıldığıdır.
Çünkü sermaye piyasalarında denetimin en pahalı hatası, yanlış bir işlemi sonradan tespit etmek değil, tehlike işaretleri ortadayken müdahale etmemektir.
Bir hissenin halka açıklık oranı düşükse, fonların aynı hissede olağan dışı yoğunlaşması görülüyorsa, fiyat hareketleri şirketin temel finansal göstergelerinden kopuyorsa ve aynı ekonomik çevre içindeki kişi veya kurumların işlemleri birbirine bağlanabiliyorsa, bütün bu verilerin ayrı ayrı değil, tek bir risk fotoğrafı içinde değerlendirilmesi gerekir.
Bugünün teknolojisinde bunu yapmak geçmişe göre çok daha mümkün.
Her şey zamanında
Dolayısıyla bundan sonraki reformun adı yeni bir ceza maddesi koymak değil, erken uyarı sistemini güçlendirmek olmalı.
Çünkü yatırımcı açısından önemli olan, suç işlendikten sonra kaç kişinin tutuklandığı değil, suç veya piyasa bozucu davranış daha oluşmadan önce sistemin alarm verip vermediğidir.
Fon krizinin önümüze koyduğu gerçek kanun varken neden daha erken müdahale edilmediğidir.
İşte bu sorunun cevabı verilmeden, sadece yeni düzenleme yapmak veya cezaları ağırlaştırmak sorunun köküne inmeyecektir.
Çünkü sermaye piyasasında yatırımcıyı koruyan yalnızca kanun değildir; kanunun zamanında uygulanması, düzenlemelerin zamanında güncellenmesi ve denetimin risk büyümeden devreye girmesidir. Her şey zamanında olursa piyasa tıkır tıkır işler ve büyür.
Ve 456 bin yatırımcının yaklaşık 800 milyar liralık bir fon büyüklüğü üzerinden yaşadığı bu kriz, artık bize yalnızca geçmişte ne olduğunu değil, bir sonraki krizi görüp göremeyeceğimizi soruyor.