Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Petrol 100 doları aştı, TCMB frene bastı

        Merkez Bankası beklenen kararı verdi, politika faizini yüzde 37’de tuttu. İlk bakışta sürpriz yok. Piyasanın büyük bölümü faizin değişmeyeceğini bekliyordu. Ancak bugünkü kararı yalnızca yüzde 37 rakamı üzerinden okumak büyük hata olur.

        Çünkü karar günü petrol 100 doları aştı ve 103 dolara yükseldi.

        #resim#1394581#

        Dahası ABD Başkanı Donald Trump, İran savaşının ABD'deki ara seçimlere kadar sürebileceği mesajını verdi. Trump, savaşın ve buna bağlı yüksek petrol fiyatlarının ancak seçimlerden sonra sona erebileceğini söyledi.

        REKLAM

        İşte bu iki gelişme, Merkez Bankası'nın önündeki denklemi bir anda değiştirdi.

        Benim okumam şu: Petrol 100 doları görmeseydi bugün daha güvercin bir Merkez Bankası kararı görebilirdik.

        Petrol 100 dolarlık yeni alarm

        Brent petrolün 100 doların üzerine çıkması sıradan bir fiyat hareketi değil.

        Çünkü bu artış sadece petrol fiyatını yükseltmiyor; Türkiye açısından doğrudan enflasyon, cari açık, maliyetler ve beklentiler kanalıyla çalışıyor.

        Üstelik bu kez piyasadaki hareketin geçici mi kalıcı mı olacağı konusunda belirsizlik çok daha yüksek.

        REKLAM

        İran ile ABD arasındaki çatışmanın yeniden şiddetlenmesiyle Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışının savaş öncesinin çok altında kaldığı bildiriliyor. Hürmüz'den normal koşullarda dünya petrol ve gaz arzının yaklaşık beşte biri geçiyor.

        Dolayısıyla petrolün 100 doların üzerine çıkması, Merkez Bankası açısından yalnızca bugünün fiyatı değil, geleceğin enflasyon riski demek.

        Üstelik Trump'ın açıklaması bu riski daha da büyüttü. Savaş birkaç hafta içinde bitecek beklentisinin yerini, “seçimlere kadar sürebilir” beklentisi aldı.

        REKLAM

        Merkez Bankası da doğal olarak bu yeni tabloyu hesaba katmak zorunda.

        Faiz sabit ama gevşeme ihtimali bitmedi

        Bunun üzerine bir de ağustos enflasyonu geldi.

        Tüketici fiyatları ağustosta aylık yüzde 1,84 arttı. Yıllık enflasyon yüzde 31,51'e yükseldi.

        Burada bizim daha önce yaptığımız hesap hâlâ geçerli. Aylık enflasyonu yüzde 1,5 civarında tutabilirsek yıl sonunda yüzde 29.5’e iniyor.

        Şimdi petrol 100 doları aşmışken önümüzde daha zor bir denklem var. Petrol fiyatı yüksek kalırsa akaryakıttan ulaştırmaya, üretim maliyetlerinden lojistiğe kadar geniş bir alanda fiyat baskısı oluşabilir.

        REKLAM

        Bu da Merkez Bankası'nın faiz indiriminde daha temkinli davranmasını gerektirir.

        Bugünkü kararın bana göre en doğru özeti şu: Faiz indirimi ertelendi, gevşeme süreci iptal edilmedi.

        Merkez Bankası önce petrolü, kuru ve enflasyonu görmek istiyor.

        Trump faktörü artık Türkiye'nin de faiz denkleminde

        Burada dikkat çekici olan başka bir gelişme var.

        ABD Başkanı'nın “savaş ara seçimlere kadar sürebilir” mesajı, petrol piyasasına savaşın kısa sürede sona ermeyeceğini söylüyor.

        Reuters da Trump'ın açıklamalarının ardından enerji ve tahvil piyasalarında risklerin arttığını, Brent'in 100 doların üzerinde kapandığını ve ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5'e yaklaştığını bildiriyor.

        REKLAM

        Dolayısıyla Türkiye açısından mesele sadece petrol değil. Petrol yükseliyor, küresel enflasyon riski artıyor, uzun vadeli tahvil faizleri yükseliyor.

        Bu ortamda TCMB'nin agresif faiz indirimi yapması çok daha zor.

        Çünkü Türkiye'nin hem enflasyon beklentilerini hem de TL'nin cazibesini koruması gerekiyor.

        Daha güvercin bir karar neden gelmedi?

        Bence bugünkü kararın kilit sorusu bu. Son dönemde dezenflasyonda ilerleme vardı. Aylık enflasyonun aşağı gelmesi halinde faiz indirimi için alan açılıyordu.

        Merkez Bankası'nın fonlama operasyonlarında da gevşeme başlamıştı. Dolayısıyla teorik olarak bugün 100 baz puanlık daha güvercin bir kararın zemini oluşabilirdi.

        REKLAM

        Fakat petrol 100 dolara çıktı. Ve aynı gün ABD Başkanı savaşın seçimlere kadar sürebileceğini söyledi.

        Bu iki gelişme TCMB'nin önündeki risk hesabını değiştirdi.

        Merkez Bankası'nın “enflasyon düşüyor, biraz daha faiz indirelim” demesi ile “enerji şoku kalıcı olabilir, biraz daha bekleyelim” demesi arasında seçim yapması gerekiyordu.

        TCMB ikinci yolu tercih etti. Bence de ihtiyatlı olan buydu.

        Şimdi gözler ekimde

        Bir sonraki önemli tarih 22 Ekim. O zamana kadar petrolün nerede olacağı, savaşın nasıl seyredeceği ve eylül enflasyonunun aylık bazda yüzde 1,5'e yaklaşıp yaklaşmayacağı çok daha belirleyici olacak.

        REKLAM

        Petrol yeniden 80-90 dolar bandına geriler, savaşta tansiyon düşer ve aylık enflasyon yüzde 1,5 civarına inerse Merkez Bankası'nın eli ciddi biçimde rahatlar.

        O zaman 100 baz puanlık indirim yeniden güçlü biçimde masaya gelebilir.

        Ama petrol 100 doların üzerinde kalırsa iş değişir.

        O zaman TCMB'nin yalnızca enflasyonu değil, enerji şokunun ikinci tur etkilerini de izlemesi gerekir.

        Dolayısıyla bugünkü kararın asıl mesajı “faiz yüzde 37'de kaldı” değil. Asıl mesaj Merkez Bankası faiz indiriminden vazgeçmedi ama petrol şoku nedeniyle frene bastı.

        REKLAM

        Türkiye'nin önündeki faiz yolunu artık yalnızca TÜİK'in açıklayacağı enflasyon değil, Hürmüz Boğazı'ndan geçecek petrolün miktarı ve Washington'dan gelecek savaş açıklamaları da belirleyecek. Bu da para politikasında yeni dönemin ne kadar zorlaştığını gösteriyor.

        Çünkü artık TCMB'nin önündeki denklem yalnızca enflasyon, faiz, kur değil. Enflasyon, faiz, kur, petrol ve savaş denklemi.

        Ve bu denklemde petrolün 100 doları aşması, bugünkü kararın görünmeyen ama belki de en önemli faiz artırıcısı oldu.

        REKLAM

        Son söz: "Belirsizlik, kesinliğin olmadığı değil, riskin olduğu zamandır." Frank Knight