Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Petrol 100 doları aştı, top şimdi Fed'in kucağında

        Finansal piyasalar bu haftaya öyle bir denklemle giriyor ki, önümüzdeki üç günün sonunda sadece petrolün değil, tahvilin, doların, altının, borsaların ve hatta Fed’in itibarının yönü değişebilir.

        Geçen hafta Brent petrolün 100 doların üzerine çıkıp 109 dolara dayanmasının ve yüzde 8.4 artmasının arkasında artık yalnızca Hürmüz Boğazı’nın kapanması yoktu. Enerji arzının iki önemli damarı birden sıkıştı.

        İran’ın kontrolündeki Hürmüz’den sonra Babülmendep de büyük ölçüde risk alanına girdi. Husilerin Yemen’in Kızıldeniz kıyısındaki ilerleyişi ve stratejik geçiş güzergâhı üzerindeki baskısı, dünyanın en önemli petrol ve ticaret yollarından birini tehdit eder hale geldi.

        REKLAM

        Bunun üzerine Suudi Arabistan’ın doğudaki petrol sahalarını Kızıldeniz’deki Yanbu terminaline bağlayan Doğu-Batı petrol boru hattı saldırıya uğradı ve devre dışı kaldı. Bu hat, Hürmüz’ü bypass ederek Suudi petrolünün Kızıldeniz üzerinden dünya piyasalarına ulaştırılması açısından kritik öneme sahip.

        Petrolü 109 dolara taşıyan üçlü şok

        Hürmüz kapalı. Babülmendep risk altında. Suudi Arabistan’ın alternatif ihracat hattı da çalışmıyor. Petrolü 109 dolara taşıyan asıl üçlü şok bu oldu.

        REKLAM

        Üstelik mesele yalnızca bugünün petrol üretimi değil. Piyasalar gelecekteki arzı fiyatlıyor. Suudi Arabistan’ın devre dışı kalması kalıcılaşırsa petrolün yeniden 100 doların altına inmesi için yalnızca savaş haberlerinin yumuşaması yetmeyecek. Alternatif taşıma güzergâhlarının da yeniden işler hale gelmesi gerekecek.

        Buradaki en kritik nokta Suudi Arabistan. Dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından birinin, ihracat kapasitesinin ciddi biçimde daralması küresel piyasa için büyük bir şok.

        Petrol piyasası bu nedenle geçen hafta sadece “Savaş ne olacak?” sorusunu değil, “Dünyanın petrolü hangi yoldan taşıyabileceği” sorusunu fiyatladı.

        REKLAM

        Petrol neden cuma günü 104 dolara indi?

        İşte burada piyasaya ilk umut ışığı geldi. Körfez İşbirliği Konseyi çerçevesinde altı Körfez ülkesi ile İran’ın bugün bir araya gelerek Hürmüz Boğazı’ndan geçişleri görüşecek olması, petrol piyasasında bir miktar rahatlama yarattı. Petrolün cuma günü 109 dolardan 104 dolar civarına gerilemesinin sırrı burada.

        Piyasa savaşın bittiğini fiyatlamadı, sadece “Hürmüz için bir kapı açılabilir” ihtimalini fiyatladı. Bu önemli bir fark.

        REKLAM

        Ancak haftaya başlarken öğrendik ki, bu toplantı ABD’nin talebi ve Suudi Arabistan’ın talebiyle iptal edildi. Reuters’in geçtiği habere göre

        Umman, İran ile Körfez ülkelerini Hürmüz Boğazı konusunda bir araya getirecek toplantının “uzlaşı” ihtiyacı nedeniyle ertelendiğini açıkladı

        Orta Doğu’da diplomatik çözüm umutları zayıflarken, bölgenin iki kritik petrol geçiş noktasında yaşanan yeni saldırılar küresel enerji arzına ilişkin endişeleri artırdı.

        Kritik toplantı ertelendi

        Umman'da İran ile Körfez ülkelerini bir araya getirmesi planlanan toplantının ertelenmesi, bir kez daha diplomatik çabaların sekteye uğramasına yol açtı. Umman Dışişleri Bakanı Seyyid Bedr el-Busaidi, planlanan bölgesel toplantının “uzlaşı adına” ertelendiğini açıkladı.

        REKLAM

        İranlı yetkililer toplantıda, Umman ile Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin yönetimine ilişkin vardıkları mutabakatı Körfez Arap ülkelerine sunmayı planlıyordu. İran Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili ise toplantının bazı bölge ülkelerinin talebi üzerine, Tahran ve Maskat’ın ortak kararıyla ertelendiğini söyledi. Yeni tarih için Umman ile koordinasyonun süreceği belirtildi.

        Diplomatik temasların ertelenmesi, Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’nı bypass eden en önemli petrol güzergâhlarından biri olan doğu-batı boru hattını kapalı tutmaya devam ettiği bir döneme denk geldi. Yaklaşık 1.200 kilometre uzunluğundaki hat, cuma günü düzenlenen insansız hava aracı saldırılarında zarar görmüştü.

        REKLAM

        Bu hat yeniden devreye alınamazsa Körfez petrolünün dünya piyasalarına ulaşması üzerindeki baskı sürecek. Nitekim bu sabah itibariyle petrol fiyatı 104 dolardan 108 dolara kadar çıktı.

        Böylece bu haftanın ilk büyük testi geçilemedi.

        Çarşambaya kadar somut bir ilerleme kaydedilmezse Fed’in işi çok daha zorlaşacak.

        Fed’in önünde çok zor bir karar var

        16 Eylül’de Federal Reserve’in faiz kararı var. Piyasa yüzde 90 olasılıkla 25 baz puanlık faiz artışını fiyatlıyor. Ağustos ayında tüketici enflasyonu aylık yüzde 0,4, yıllık yüzde 3,4 arttı. Çekirdek enflasyon da yüzde 2,4 ile hâlâ Fed’in yüzde 2 hedefinin üzerinde.

        REKLAM

        Üstelik petrol fiyatındaki son sıçrama henüz enflasyon verilerine bütünüyle yansımış değil.

        Dolayısıyla Fed’in problemi yalnızca bugünkü enflasyon değil, yarınki enflasyon ve enflasyon beklentileri.

        Fed’in geçen toplantıda yaptığı “bekle-gör” tercihi zaten pahalıya mal oldu. Temmuz toplantısında faiz yüzde 3,50-3,75 aralığında bırakıldı ancak karar 9’a karşı 3 oyla çıktı. Üç üye 25 baz puanlık artış istedi.

        Şimdi petrol 100 doların üzerinde, Brent 109 doları gördü, ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5 sınırına dayanıyor ve piyasa faiz artışını büyük ölçüde satın almış durumda.

        REKLAM

        Bu şartlarda Fed’in faiz artırmaması artık basit bir “pas geçme” kararı olmayacak, bir iletişim ve güvenilirlik sorununa dönüşecek.

        Warsh’ın bağımsızlık sınavı

        Bu nedenle 16 Eylül toplantısını yalnızca bir faiz toplantısı olarak görmüyorum. Bu toplantı Kevin Warsh’ın da sınavı.

        Warsh göreve gelirken Fed’in iletişim politikasını ve ileriye dönük yönlendirmesini eleştirdi. Piyasaların Fed’in söylediklerinden ziyade verileri ve fiyatları kendi başına okumasını istedi.

        Şimdi piyasa tam da bunu yapıyor. Ve verdiği mesaj çok net: Enflasyon yüksek. Petrol yüksek. Tahvil faizi yüksek. Hadi yükselt faizi.

        REKLAM

        Bu ortamda 25 baz puan artırmak ile faizi değiştirmemek arasında yalnızca ekonomik değil, ciddi bir itibar farkı oluşuyor.

        Geçen toplantıda üç üye artış istedi. Bu toplantıda sayının artması, hatta altıya çıkması bile ihtimal dışı değil.

        25 baz puanın maliyeti sınırlı, mesajı büyük

        Elbette 25 baz puanlık faiz artışı Hürmüz’ü açmayacak. Boru hattını tamir etmeyecek. Petrol tankerlerini yeniden hareket ettirmeyecek.

        Dolayısıyla faiz artışının petrol fiyatı üzerinde doğrudan mucizevi bir etkisi olmayacak.

        Ama para politikasının gücü yalnızca faiz oranından ibaret değil. Fed’in piyasaya vereceği mesaj da en az faiz kadar önemli: “Enflasyon yeniden yükselirken ve enerji şoku büyürken biz buradayız.”

        REKLAM

        Üstelik 25 baz puanlık artışın ABD’nin devasa borç yükü üzerindeki doğrudan etkisi sınırlı kalabilir. Borcun tamamı aynı anda yeniden fiyatlanmıyor. Asıl tehlike uzun vadeli faizlerin kalıcı biçimde yükselmesi. İşte paradoks burada. Fed kısa vadeli faizi 25 baz puan artırarak uzun vadeli faizlerin daha fazla yükselmesini bile engelleyebilir.

        Çünkü piyasa “Fed enflasyonu görüyor ve gerektiğinde harekete geçiyor” diye düşünürse, enflasyon beklentileri sakinleşebilir. Yani çeyrek puanlık artışın maliyeti küçük, vereceği güven mesajı büyük olabilir.

        REKLAM

        Fed hâlâ direksiyonun başında mı?

        Üstelik Warsh’ın karşı karşıya olduğu siyasi baskı da ortada. Başkan Trump daha düşük faiz istiyor. Bu nedenle 16 Eylül kararı aynı zamanda Fed’in bağımsızlığının sınavı olacak.

        Çünkü merkez bankaları açısından en tehlikeli şey yalnızca yüksek enflasyon değildir. Piyasanın merkez bankasının yüksek enflasyon karşısında ne yapacağını öngörememesi daha tehlikelidir.

        Warsh için haziran ilk toplantıydı; acemilik payı vardı. Temmuzda çekirdek enflasyonun yukarı yönlü hareketi daha belirgin hale geldi.

        REKLAM

        Şimdi eylül geldi. Petrol 100 doların üzerinde. Piyasa faiz artışını yaklaşık yüzde 90 ihtimalle fiyatlıyor. Geçen toplantıda üç üye artış istedi.

        Pas kararına karşı bu toplantıda bu sayının artması mümkün.

        Dolayısıyla 16 Eylül toplantısı yalnızca faiz kararı değil, Fed’in hâlâ direksiyonun başında olup olmadığının testi.

        Fed kararında risk nerede?

        Geçen hafta petrol piyasası dünyaya “arz şoku” dedi. Bu hafta Fed buna “para politikası” ile cevap verecek. Bu cevabın etkisi de aylarca sürecek.

        REKLAM

        Hürmüz açılmaz, Babülmendep kapalı kalır ve Suudi Arabistan’ın alternatif petrol hattının tamiri de zaman alırsa Brent’in 100 doların üzerinde kalıcılaşması ihtimali artacak.

        İlave olarak çekirdek enflasyon yeniden yükselirken, tahvil faizleri yüzde 5’e dayanmışken ve piyasalar yüzde 90 gibi çok yüksek oranla bekliyorsa o faiz artırımı Fed’in önünde tek seçenek kalacak.

        Faizi artırmamak artık en büyük risk haline gelecek.

        Başkan Kevin Warsh’ün önündeki mesele yalnızca 25 baz puan değil da değil. Kendi koltuğunun, yönettiği kurumun ve Fed’in bağımsızlığının güvenilirliği de söz konusu. Bu açıdan birçok sürprize açık bir FOMC bekliyor bizi.

        REKLAM

        Sadece çeyrek puanla bile yetinmemesi, artırımın yarım puana çıkarması da ihtimal dahilindedir. Hatta çeyrek puanlık artışı düşük bularak şerh koyan üyeler de çıkabilir.

        Çok zor, oynaklığı çok yüksek bir haftaya giriyoruz. Yalnızca petrol, tahvil veya faiz kararı fiyatlamayacak. Fed’in hâlâ direksiyonun başında olup olmadığını da fiyatlayacak.

        Son söz: “İtibar kazanmak yıllar alır, kaybetmek ise yalnızca bir an.” Warren Buffett