Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Fon krizinde para nereye gitti?

        Türkiye sermaye piyasaları yeni haftaya yalnızca bir fon kriziyle değil, giderek büyüyen bir para izi soruşturmasıyla giriyor.

        Birkaç hafta önce mesele, bazı yatırım fonlarının yükümlülüklerini zamanında yerine getirememesi, yatırımcıların paralarını çekememesi ve yüzlerce fonun tasfiye edilmesi olarak görünüyordu.

        Şimdi tablo değişti.

        Çünkü soruşturmanın fonların dışına, bazı hisse senetlerine ve bu hisselerde yapılan işlemlere doğru genişlediği görülüyor. Üstelik son dönemde bazı fonlardan milyarlarca liralık para çeken isimlerin kim olduğu da kamuoyunun gündemine gelmeye başladı.

        SPK'nın gece yarısı açıkladığı yeni yol haritası, 42 gerçek kişinin malvarlığına getirilen tedbirler ve hafta sonunda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın görevlerinden istifa etmesi, olayın artık yalnızca finansal bir tasfiye meselesi olmadığını gösteren gelişmeler oldu.

        REKLAM

        Ama bütün bu gelişmelerin içinde bence en kritik soru hâlâ aynı, para nereye gitti?

        Fonun içinden hisseye, hisseden cebe

        Fon krizinin ilk aşamasında herkes fonların ne kadar zararda olduğunu konuştu.

        • Yatırımcı parasını ne zaman alacak?
        • Fon portföyündeki hisseler hangi fiyattan satılacak?
        • Piyasa bu satışları kaldırabilecek mi?

        Bunların hepsi önemli.

        Ancak artık daha önemli bir başka soru var: Fonlardan çıkan para, kriz patlamadan önce kimlerin hesabına gitti?

        Adli soruşturmada 1 Temmuz-16 Ağustos dönemindeki fon para çıkışlarının yüksek tutardan başlanarak incelendiğinin açıklanması bu nedenle çok önemli.

        REKLAM

        Çünkü burada artık yalnızca fonların aktif ve pasifleri değil, işlem zamanlaması önem kazanıyor.

        • Bir fonun elindeki hisse ne zaman değer kazandı?
        • O yükseliş sırasında kimler alım yaptı?
        • Fon hangi tarihte hisseden çıktı?
        • Hangi yatırımcı aynı dönemde fondan parasını çekti?
        • Bu paralar daha sonra hangi hesaplara gitti?

        Ve bütün bunlar olurken fiyat hareketlerinin gerçek bir ekonomik gerekçesi var mıydı?

        İşte soruşturmanın gerçek düğümü burada.

        131 fonun tasfiyesi buzdağının görünen kısmı

        SPK'nın 17 Eylül'de yedi portföy yönetim şirketinin kurduğu 131 fonun tasfiyesine karar vermesiyle olayın büyüklüğü ortaya çıktı.

        REKLAM

        Bu fonlarda yüz binlerce yatırımcının parası bulunuyor.

        Tasfiye süresinin üç aydan altı aya çıkarılması da satışların yangın satışına dönüşmesini önlemek açısından önem taşıyor. Ancak bunun diğer tarafında yatırımcının parasına ulaşma süresinin uzaması var.

        SPK bugün de 17 Eylül'de TEFAS üzerinden verilen ve platformun fonları işleme kapatması nedeniyle iptal edilen talimatların tasfiye bakiyesinden yatırımcının payı oranında ödeneceğini açıkladı.

        Bütün bunlar yatırımcının mağduriyetini azaltmaya yönelik teknik adımlar.

        Burada ilginç bir başka ayrıntı var. SPK, fonlardaki sorunun bugün ortaya çıkmadığını söylüyor.

        REKLAM

        Kurulun açıklamasına göre 2 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi'nde konu gündeme geldi. Ardından çalışma grubu oluşturuldu, Borsa İstanbul, Takasbank ve MKK ile aylar boyunca çalışmalar yürütüldü.

        28 Ağustos'ta da yatırım fonlarına ilişkin yeni rehber yayımlandı.

        SPK'nın kendi ifadesiyle düzenlemenin amaçlarından biri, özellikle para piyasası fonları ve hisse senedi serbest fonlarının ilişkili taraflar arasındaki teminatsız borçlanma ve Borsa'daki olağandışı fiyat hareketleri yoluyla oluşturabileceği sistemik riski önlemekti.

        Burada ister istemez şu soru ortaya çıkıyor: Sorun aylar öncesinden görülmüşse, neden sonuçları ancak şimdi bu kadar ağırlaştı?

        REKLAM

        Bu sorunun cevabı yalnızca bugünkü fon krizini değil, Türkiye'nin sermaye piyasası denetiminin geleceğini de belirleyecek.

        42 kişinin malvarlığı neden kritik?

        Fon krizini sıradan bir piyasa düzeltmesinden ayıran en önemli gelişmelerden biri de bu.

        42 gerçek kişinin malvarlığına tedbir konulması, soruşturmanın artık sadece şirket ve fon bilançolarına bakmadığını gösteriyor.

        Üstelik bugün itibarıyla bazı tüzel kişiler ve fonlar üzerindeki tedbirlerin kaldırıldığı, 42 gerçek kişi hakkındaki tedbirlerin ise sürdüğü bildirildi.

        Burada önemli olan tedbir kararını suçluluk kanıtı olarak görmemek.

        Tedbir, soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi ve malvarlığının kaçırılmasını önlemek amacıyla alınan bir hukuki önlem.

        REKLAM

        Dolayısıyla bundan sonraki aşamada kamuoyunun beklediği şey isim listeleri değil, işlem zincirinin ortaya konulması olmalı.

        Borsa İstanbul'un zor haftası

        İşte Borsa İstanbul'un yeni haftaya yine hassas girdi.

        Fonların tasfiye edilmesi tek başına satış baskısı yaratıyor.

        Ancak soruşturmanın belirli hisselere ve bu hisselerdeki işlemlere doğru genişlemesi ikinci bir risk yaratıyor:

        Hangi fiyat gerçek, hangi fiyat fonların yarattığı talebin sonucu?

        Bu sorunun cevabı özellikle düşük fiili dolaşıma sahip hisseler açısından çok önemli.

        Bir hisse uzun süre içerisinde birkaç kat, hatta çok daha fazla değer kazanmışsa, yatırımcı artık sadece şirketin bilançosuna bakmayacak.

        REKLAM

        Fonların o hissede ne kadar pozisyon tuttuğuna, hangi tarihte aldığına, ne zaman sattığına ve bu işlemlerle fon yatırımcılarının para hareketleri arasında nasıl bir ilişki bulunduğuna da bakacak.

        Böylece kriz fon piyasasından çıkıp fiyat keşfi mekanizmasına ulaşabilir.

        En büyük tehlike güven kaybı

        Türkiye'de yatırım fonlarının büyüklüğü son yıllarda çok hızlı arttı.

        Fonlar, milyonlarca yatırımcı açısından mevduata, dövize veya doğrudan hisse senedine alternatif bir tasarruf aracı haline geldi.

        Şimdi yatırımcıların önünde iki farklı risk var.

        Birincisi parasını ne zaman alacağı.

        İkincisi ise aldığı fonun içinde hangi varlıkların bulunduğunu ve o varlıkların değerinin gerçekten piyasa tarafından mı, yoksa sınırlı sayıdaki işlemler tarafından mı belirlendiğini bilmek.

        REKLAM

        İkinci soru çözülmeden birinci sorunun çözülmesi yetmez.

        Çünkü para geri verilebilir. Güvenin geri verilmesi daha zordur.

        Bundan sonra ne olacak?

        Bence önümüzdeki günlerde üç veri çok yakından izlenmeli.

        • Birincisi, tasfiye kapsamındaki fonların portföylerinde bulunan hisselerin hangileri olduğu.
        • İkincisi, bu hisselerde fonların alış ve satış zamanlamaları.
        • Üçüncüsü, fonlardan yüksek tutarlı çıkış yapan yatırımcılarla ilgili işlemlerin zaman çizelgesi.
        • Bunların üzerine bir de şirketlerin ortaklık yapıları, ilişkili taraf işlemleri ve halka açıklık oranları konulduğunda resim daha net ortaya çıkacaktır.

        Eğer bütün bu zincirde birbirinden bağımsız işlemler varsa mesele farklıdır.

        REKLAM

        Ama fon, hisse, yatırımcı ve para çıkışı arasında sistematik bir ilişki bulunursa, o zaman Türkiye'nin karşı karşıya olduğu şey bir fon tasfiyesi değil, sermaye piyasasında daha kapsamlı bir gözetim ve güven sorunu olacaktır.

        Bu nedenle yeni haftanın asıl manşeti bence 131 fonun nasıl tasfiye edileceği değil. Fonlardan çıkan paranın nereye gittiği.

        Çünkü fonun tasfiyesi bilançoyu kapatır. Ama paranın izini sürmek, hikâyenin nasıl başladığını ortaya çıkarır.