Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Güntay Şimşek 5G'nin ne kadarı milli, yerli, ithal olacak?

        Nisan ayı yaklaşıyor. İlk 5G deneyimi için zaman daralıyor. Daha fazla kapasite sunacak 5G ile aynı anda çok sayıda cihaz sorunsuz bağlanacak. Statlarda, kalabalık mekânlarda bağlanma meselesi olmayacak. Düşük gecikme süresi ve 4,5G’den 10 kat daha hızlı bir 5G hayatımıza girecek. Ama nasıl girecek? Bireysel tüketiciye ayrı, endüstriye farklı etki edecek 5G’nin teknolojik altyapısına bir göz atalım.

        Türkiye 5G’ye geçerken iddialı hedefler ortaya koydu: %50 yerlilik ve %5 millî (özgün tasarım) kriteri. Son derece doğru, vizyonu güçlü ve yerli teknolojiyi koruyan bir baraj… Ancak bu barajın sahada ne kadar karşılık bulacağı merak konusu. Çünkü 5G, yalnızca yeni bir mobil iletişim standardı değil; aynı zamanda ülkelerin teknoloji bağımsızlığını belirleyen stratejik bir alan.

        Bu nedenle, “Türkiye 5G’ye geçtiğinde sistemin ne kadarı yerli ve millî, ne kadarı da ithal olacak?” sorusu önemli. 5G’nin kalbi elbette yazılım ama başka detayları da var. Yüksek frekans donanımı, anten sistemleri, çip setleri, radyo birimleri gibi kritik bileşenler 5G’yi oluşturuyor. Fakat yaptığım araştırmalar, yazılım tarafında millilik kriteri karşılanacak ve hatta beklentilerin üzerine çıkacak gibi görünmesine rağmen donanım tarafında aynı ümidin bulunmadığını gösteriyor.

        Donanım tarafında küresel üreticiler Huawei, Ericsson, Nokia, Qualcomm, ZTE hâlâ belirleyici güç. Huawei ise rekabette açık ara baskın bir oyuncu. Bu nedenle tamamen yerli, rekabetçi bir 5G donanım seti kısa vadede pek mümkün görünmüyor. Bundan 4–5 yıl önce “Uçtan Uca Yerli/Millî 5G” testleri yapıldı. Bazı ürünlerin hazır olduğu açıklandı; ancak o günlerden 2026’ya pek fazla gelişme kaydedilemedi. Sadece Türkiye değil, ABD bile Çin karşısında varlık gösteremedi. ABD müttefiklerine destek sağlamak istemesine rağmen Çin ile rekabet edecek bir 5G stratejisi geliştiremedi. Dolayısıyla küresel arenada 5G denildiğinde akla ilk Çin ve Huawei geliyor.

        ABD’li Mavenir de dayanamamış

        Bir yaşanmış örnek: Ülkemizde telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren bir teknoloji şirketi, ABD’li Mavenir ile 5G için ortak baz istasyonu üretme anlaşması yapıyor. Trump’ın da bu konuda hamle yapacağı düşünülerek Huawei ile rekabet etme fırsatı hesaplanıyor. Ancak süreç içinde Trump’ın ilgisi başka alanlara kayıyor; mobil iletişim sektörü geri planda kalıyor. Huawei ve diğer Çinli şirketler ABD’nin radarından çıkıyor. Mavenir ile Türk ortağı, ABD’den bir karşı adım gelmeyince Huawei karşısında tutunamayacaklarını anlayarak 5G baz istasyonu geliştirme işinden çekiliyor. Çünkü Huawei’nin 5G baz istasyonlarını hammadde maliyetine pazarladığını GSM operatörlerinden öğreniyorlar.

        Bu tablo, 5G ihalesinde millîlik ve yerlilik kriterlerine rağmen Çinli şirketlerin üstün olacağını gösteriyor. Ayrıca Çinli şirketler, yazılımda Türk şirketlerinin güçlü olduğunu bildikleri için tekliflerini paket hâlinde sunup yazılım tarafını da kontrol etmeye çalışıyorlarmış. Benzer şekilde millî baz istasyonu ULAK’ın da 5G’de işi zor. 5G baz istasyonu siparişi aldı ancak ne kadarını teslim edeceği ve cihazların ne kadar hazır olduğu konusunda belirsizlik var. ULAK, 4,5G döneminde yerli/millî ayrımı yapılmadığı için belli bir mesafe almıştı; fakat 5G’de ayrıştırılan millî ve yerli kriterlerinin milli baz istasyonu geliştirme sürecini nasıl etkiliyor, henüz bilmiyoruz.

        Nerede, ne kadar yerlilik?

        BTK ve Ulaştırma Bakanlığı'nın planlamasına göre yerlilik oranları her alt kalemde farklı olacak. En yüksek millî payın yazılımda (core network) olması bekleniyor. Üç GSM operatörü Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone için millî yazılım kullanım oranının %60–75 seviyesine çıkması öngörülüyor. Donanımlarda ise millilik hedefi %30. Altyapı bölümünde yer alan kule ve enerji sistemlerinde ise millilik hedefi %90.

        Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone için yerlilik ve millîlik kriterleri iki ucu keskin bıçak niteliğinde. Yerli ürünler seri üretime geçene kadar pahalı oluyor. Millî ürünlerin ise kısa sürede ucuzlama şansı az; kamu desteği olmadan operatörlerin sistemine girmeleri zor. Çünkü operatörler, büyük ölçek avantajı sayesinde düşük maliyetle ürün sağlayan küresel devleri tercih ediyor. Hatta 5G kriterleri açıklanmadan önce bile operatörler büyük şirketlerle anlaşmalarını yapmış, Huawei ve Nokia gibi şirketler de Türkiye’de yerli üretim planları hazırlamıştı.

        Yabancı şirketlerin Türkiye’de yerlilik adına yapacakları yatırımların sıkı şekilde kontrol edilmemesi hâlinde üretim hatları yerine montaj atölyeleri çalışır ve bunun ülkemize bir katkısı olmaz. Operatörler de 4,5G’ye entegre bir 5G altyapısı kuracaklar. Dolayısıyla 4,5G altyapısının önemli bölümü ithal ürünlerden oluştuğu için yerli 5G bileşenlerinin bu sistemlerle sorunsuz çalışması ciddi mühendislik gerektiriyor. Bu durum da millî ve yerli ürünler için handikap olabilir.

        Millilik kriteri, üretimin ötesinde, 5G’de tasarımın ve fikrî mülkiyetin Türkiye’ye ait olmasını tanımlıyor. Yazılım tarafında i2i gibi başarılı Türk şirketleri bulunduğundan burada hedeflerin aşılması mümkün. Şebeke yönetimi, güvenlik, sanallaştırma ve çekirdek yazılımlarında milli ürün oranı %10–15 seviyelerine kısa sürede çıkabilir.

        Donanımda ise millilik şartlarını karşılamak zor. Şirketler montajla sınırlı kalabilir. Donanım tasarımı, Ar-Ge ve deneyim yüksek maliyet demek. Bu nedenle millilik kriterinin karşılanacağı alan büyük ölçüde yazılım tarafı olacak gibi görünüyor.

        Küresel şirketler ne kadar yerlileşir?

        Millilik ve yerlilik ayrımı netleştiği için Huawei, Ericsson, Nokia, ZTE gibi şirketlerden Türkiye’de ortak üretim, Ar-Ge faaliyetleri ve teknoloji paylaşımı bekleniyor. 4,5G döneminde karmaşık bir yapı kullanıldığı için sonuçlar karışık oldu; denetimler yetersiz kaldı.

        Türkiye hâlâ donanım tarafında dışa bağımlı. Henüz ticari seviyede 5G baz istasyonu çipi üretilemiyor. %50 yerlilik hedefi kapsamında bu mümkün olur mu, zaman gösterecek. Ancak 5G, sadece bir iletişim teknolojisi değil, bir teknoloji egemenliği meselesi. Yerlilik hedefi değerli fakat küresel tedarik zinciri hâlâ belirleyici. Türkiye’nin 5G’de bağımsız olabilmesi; yerli RAN üretiminin gelişmesine, çip tasarımının ilerlemesine, donanım ekosisteminin kurulmasına ve güçlü bir ulusal standart politikasına bağlı.