Fenerbahçe İngiliz ekibi Nottingham Forest’i 2-1 yenmesine karşın ilk maçı 3-0 kaybettiği için Avrupa’ya veda etti.
Karşılaşmaya Ederson, Talisca, Çağlar, Skriniar ve Oosterwolde’den yoksun bir kadro ile çıktı.
Birçok kişinin beklentisi farklı bir yenilgiydi.
İlk karşılaşmanın 3-0 bitmesi böyle bir beklenti yaratmıştı.
Ancak, sahaya çıkan takım herkesi yanılttı. Harika bir oyun vardı.
Hatta ilk yarı kaçan goller şaşırtıcıydı. İngilizler telaşlı ve korku içerisindeydiler.
2-0’dan sonra tur geliyor mu sorusu taraftarı fazlasıyla heyecanlandırdı.
İstek ve disiplin üst düzeydeydi.
Dakikalar 68’i gösterdiğinde tüm umutlar bitti. Maç, "şerefli galibiyet" kategorisine girdi.
Eksik kadro büyük bir başarıya imza atmış, Nottingham karşısında galibiyetten fazlasını hak etmişti.
Avrupa defterinin kapanması güzel oynadık ile noktalansa da sorun tüm çıplağıyla ortada.
Öncelikle, ilk maçın kaybedilmesinin sorumlusu öncelikle teknik direktör Tedesco’ydu.
Hatta, ikinci maçtaki inançsızlıkta yine teknik adama yazar.
Eğer, Avrupa’yı hedeflese, umutsuz olmasa Asensio gibi bir usta oyuncuyu yedek kulübesinde bekletmezdi.
O da tıpkı yönetim gibi lig şampiyonluğundan başka bir şey düşünmüyor.
Yalnız o mu?
Takımı kurgulayan, transferleri yapan sportif direktörün hiç mi suçu yok?
Bugün Fenerbahçe Avrupa’da yoksa, kadroda orijinal bir golcünün olmayışıdır.
Eğer böyle bir santrfor olsa Nottingham maçı ilk yarı 4-0 olabilirdi.
Şimdi yeniden geldik Türkiye günlerine.
Sarı-Lacivertlilerin deplasman maçlarında daha iyi oynadığı bir gerçek.
Kadıköy futbolcular için kabus gibi.
Asıl meselenin sistem ve futbol olmadığını da gördük.
Kazanılan özgüven ve motivasyonun yitirilmemesi için yönetim sorumluluk almalı.
Avrupa defterinin kapanması kayıp mı yoksa kazanç mı olacak?
Şampiyonluk yolunda bu gidişi hep birlikte göreceğiz.
Taraftara özellikle Kadıköy’de büyük iş düşüyor.
Sahada oynayanlar kadar onların da sorumluluğu var.
Kadıköy’ü yeniden 12.ci adama dönüştürmek gerekiyor.