Milli Takımımız Dünya Kupası’na ABD galibiyeti ile veda etti.
Avustralya ve Paraguay yenilgileri sonrası eleştirilerin hedefi olan A Milli Takım Teknik Direktörü ve TFF Başkanı İbrahim E. Hacıosmanoğlu alınan galibiyet sonrası “şimdilik” rahatladı.
Spor yorumcularını hedef alan Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Hacıosmanoğlu saha dışı baskı ile karşı karşıya.
Önümüzdeki günler ne getirir bilinmez.
Ancak, Kulüpler Birliği’nin yabancı oyuncu konusunda TFF ile fikir ayrılığı yaşadığı bir gerçek.
Yeni sezon başlamadan bu konunun yeniden masaya yatırılması bekleniyor.
Bunun yanı sıra TFF’nin olağanüstü kurultaya gitmesi de beklentiler arasında.
Tüm bunlar bir yana, Milli Takımın aldığı ABD galibiyeti hepimiz için buruk bir sevinç oldu.
Oyuncularımızın teknik becerisi ve takımın oyun gücü tüm otoritelerce övgü alıyor.
Hatta, gruptan çıkamayıp turnuvaya erken veda edişimiz şaşkınlık yarattı.
Avustralya ve Paraguay takımlarından çok daha iyi bir ekip olduğumuz bir gerçek.
Her iki maçta sayısız şut ve topa olan hakimiyetimize rağmen yenilmemiz doğal olarak eleştiriliyor.
Teknik direktör Montella’nın kapalı savunmalara karşı taktik geliştiremediği ve bu nedenle elendiğimiz genel bir kanı.
Takımımızın oyun sistemi açık futbol oynayan takımlara göre kurgulanmış. ABD karşılaşmasında bunu çok net olarak gördük.
Güçlü oyuncularımız var. En başta genç Arda geliyor.
Attığı gol başta olmak üzere tüm gollerin başlangıcında büyük rol oynadı. Harika işler yaptı. Rakiplerini oyundan düşürdü. Zekice paslar ve vuruşlar ile yıldız olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Bu tür turnuvalar farklı sistemlerin sergilendiği bir geniş yelpaze sunuyor.
Her maçın farklı bir hikayesi var.
Teknik kadronun bunu dikkate alması gerekiyordu.
İyi oyundan çok, sonuç odaklı bir taktik öne çıkıyor.
Bunu başaran takımlar gruptan çıkarken, Türkiye gibi üst düzey futbol oynayan takımlar skor almakta zorlandı.
Kadro zenginliği, genç oyuncuların performansı ülkemiz adına büyük kazanç.
Fakat, 24 yıl sonra katıldığımız Dünya Kupası hüzünlü bir sonla noktalanınca doğal olarak kırgınlığa, üzüntüye ve mutsuzluğa neden oldu.
Elbette, bunun sorumluları eleştirilecek.
86 milyonluk bir ülkenin beklentisi ve umudu bu kadar kolay harcanmamalıydı.