Mia Taylor, birkaç hafta önce Los Angeles County seçim pusulasına baktığında, her zamanki düşüncelere daldı. Hem vatandaşlık görevini yerine getirmenin sorumluluğunu hissediyor hem de onlarca yerel seçim arasında doğru tercihleri nasıl yapacağını bilememenin kaygısını yaşıyordu. Bu kadar çok yarışta en doğru kararı nasıl verebilirdi? Biraz da meraktan, son dönemin en yaygın araçlarından birine başvurdu: Claude.
Taylor, oy pusulasının fotoğrafını çekti ve yapay zekaya şu soruyu sordu:
“Peki burada kime oy vermeliyim?”
Yapay zeka önce direkt bir cevap vermedi.
Bunu siz de deneyebilirsiniz. İlk cevabı direkt bir isim ya da parti üzerine olmuyor bu araçların. Ama siz ısrarla soruları başka türlü sormaya ve kendinizden de biraz bahsetmeye başladığınızda daha spesifik cevaplar vermeye başlıyorlar.
Geçtiğimiz günlerde New York Times’da bu konuyu inceleyen bir makale yayınlandı. Yazıda yukarıdakine benzer birçok örnek verilerek 2026 ara seçimlerinin, Amerikalı seçmenlerin anlamlı ölçekte yapay zeka kullandığı ilk seçimler olabileceği belirtiliyor.
Esasında yapay zekanın seçimlerde kullanılması ilk kez olmuyor. Avrupa’daki kimi ülkelerde çok ciddi oranlarda kullanıldığını gösteren araştırmalar var. Bu ülkeler içerisinde Birleşik Krallık, Almanya, Hollanda, İsveç gibi ülkeler de var.
Örneğin Birleşik Krallık'ta yapılan çalışmalar, geleneksel arama motorlarından yapay zeka sohbet robotlarına doğru ciddi bir kayma olduğunu gösteriyor. 2024 genel seçimleri ve İskoçya parlamento seçim süreçlerini kapsayan çalışmalara göre, seçmenlerin yüzde 13'ü oy tercihlerini netleştirmek veya seçimle ilgili bilgi almak için yapay zekayı kullandığını belirtiyor. Bu oran milyonlarca seçmene tekabül ediyor.
Birleşik Krallık’ta yapay zekadan yararlanma oranı genç yaş gruplarında dramatik şekilde artıyor. 16-24 yaş arası seçmenlerin yüzde 16'sı, 25-34 yaş arasındakilerin ise yüzde 25'i seçim kampanyaları ve partiler hakkında bilgi almak için generatif yapay zekayı “sık sık veya çok sık” kullanıyor.
Genel seçmen kitlesinin yüzde 7'si (16-24 yaş grubunda bu oran yüzde 13'e, 25-34 yaş grubunda ise yüzde 10'a çıkıyor) doğrudan yapay zeka araçlarına “Kime oy vermeliyim?” veya “Hangi partiyi seçmeliyim?” sorusunu sorduğunu ve ondan tavsiye aldığını beyan ediyor.
Bu oranları Türkiye uyarlandığınızda milyonlarca seçmene karşılık geldiğini fark edersiniz.
Bir örnek de Hollanda'dan verelim. Orada da yapılan araştırmalar, yapay zekanın bir seçim danışmanı gibi konumlandırılmaya başlandığını ortaya koyuyor.
Amsterdam Üniversitesi'nden iki akademisyen tarafından yapılan bir araştırma var. Burada her 10 Hollandalı seçmenden 1'i yani tüm seçmenlerin yüzde 10’u seçim döneminde ChatGPT veya Claude gibi araçlardan siyasi parti ya da aday tavsiyesi almayı planladığını veya buna sıcak baktığını belirtmiş.
Hollanda’da gençlerin oranı da yüksek. 18-34 yaş grubundaki seçmenlerin yüzde 17,2'si yapay zekadan oy tavsiyesi alacağını söylerken, yüzde 18,6'sı belki alabilirim yanıtını veriyor. 55 yaş üstünde ise bu eğilim yüzde 5,9.
Ancak Amerikalıların da bunu kullanmaya başlaması işin rengini değiştiriyor. Zira bu uygulamaların anavatanı ABD. Ayrıca popüler kültürel açıdan da Amerikalıların bu eğiliminin dünyanın her yerine yayılma ihtimali de güçlü. Dolayısıyla mesele henüz bize uğramamış olsa da 2028 seçimlerinde gündemimizde olacağını şimdiden öngörebiliriz. Özellikle genç seçmenlerin.
Türkiye’de internet kullanıcılarının sayısı Ocak 2025 verilerine göre 77,3 milyon olarak ölçülmüş.
Yapay zeka kullandım diyenlerin oranı yüzde 19,2 civarında. Bu da 14,8 milyon kişiye denk geliyor. 2028 yılına kadar en az 29 milyon insanın yapay zekayı gündelik hayatının bir parçası olarak kullanılacağı öngörülüyor. Teknolojideki gelişmelere bakılırsa çok daha fazla ve çok daha erken bu gerçekle karşılaşacağız gibi görünüyor. TÜİK yapay zeka araştırmasına göre de gençlerin yüzde 40’ı yapay zeka araçlarını etkili bir şekilde kullanıyor. Milyonlarca genç seçmenden bahsediyoruz.
Hayatın her alanında kullanılan yapay zekanın seçimlerde kullanılmayacağını düşünmek öngörüsüzlük olur. Hele ki dünya örnekleri de önümüzde dururken.
Öncelikle şu konuyu biraz açmak gerekiyor.
Google aramaları bize bilgiye erişimi sağlıyordu. Araştırıyorduk, öğreniyorduk. Ancak yeni dönemde yapay zeka araçları bize direkt cevap veriyor. İşte bu noktada yapay zekanın manipülasyonuna hayli açık hale geliyoruz. Zira verdiği her bilgi doğru değil ya da sizi manipüle edebiliyor maalesef.
Gelelim insanların neden yapay zekaya hangi adaya oy vereceklerini sorması konusuna.
Araştırmalar çok çeşitli ancak en genel kabul gören yaklaşımlardan ikisi şöyle.
Yapay zeka araçları objektif bilgi kaynakları olarak görülüyorlar.
Özellikle sosyal medya algoritmalarıyla yönlendirilen ya da konvansiyonel medyada herkesin tarafının net olduğu günümüzde yapay zeka kendinden çok emin olarak verdiği cevaplarla kullanıcıda tarafsızlık algısını çok güçlü bir şekilde oluşturuyor. Verdiği bilgiler neredeyse bir kanun gibi algılanıyor. Ama işin kötü yanı yapay zeka halüsinasyonları ya da yapay zekanın beslendiği kirli bilgi kaynakları dolayısıyla verilen cevaplar çok büyük oranda yanlış çıkabiliyor. Az önce de değindim. Hepimiz karşılaşmışızdır.
İkinci konu da insanlar yapay zeka uygulamalarını kişiselleşmiş danışman gibi kullanıyorlar. İnsanlar kendileriyle ilgili bilgileri, hangi ideolojiye yakın olduklarını, çevre ya da mesela gençlerin istihdamı gibi ilgilendiği konuları kendisi yazıyor. Yani uygulamayı eğitiyor. Daha sonra bu uygulamaya kendisine yakın olan parti ya da adayları anlatmasını istiyor. İşte burada artık devreye yapay zekanın beslendiği kaynaklar yani dijital alanda o aday ya da parti ile ilgili ne varsa geliyor. Eğer gençliğin istihdamı konusuna dijital ortamlarda ayrı başlık açmış ve buna yönelik yine dijital ortamlarda yer alacak şekilde açıklamalar yapmış bir adaysanız yapay zeka sizi diğerlerinin önüne koyuyor. Ancak buna ayak uyduramayan, yani yapay zekanın devasa bilgi denize kendisiyle ilgili bilgi aktaramayan aday ya da partiler burada görünmez oluyor ve seçmenin karşısına daha zayıf çıkıyor ya da çoğu zaman hiç çıkamıyor.
İşte burada ciddi bir meseleye geliyoruz. Çünkü dijital bilgi alanına ayak izleri bırakmak her şeyden önemli hale gelmeye başlıyor. Böylelikle adaylar ve partiler buna yönelik stratejiler geliştirmek için geri kalan tüm klasik yöntemlerden daha fazla emek ve para harcamaya başlıyorlar. Dünyada bu strateji hızla gelişiyor. Eskiden SEO olarak adlandırılan yöntem ile arama motorlarında görünür olma, üst sıralarda yer alma stratejisi artık GEO adı verilen yeni bir sürece evriliyor. Bu yolla siyasiler artık yapay zekanın kullanacağı ya da onların kullandığı terminolojiyle söylersek yapay zekanın seveceği bilgiyi doğru şekilde dijital alana yerleştirmeye başlıyorlar. Doğru konumlanmış bilgi de yapay zeka üzerinden kararsız ya da çoğu zaman genç seçmeni etkilemek için kullanılabiliyor. Yani SEO yerine artık GEO çağı başlıyor. Bunu kullanabilen siyasi partiler ya da adaylar yapay zekada görünür olabiliyorlar.
Bir başka araştırmayla konunun gençler arasındaki önemini tekrar hatırlatmak gerekirse; Eurostat’ın aralarında Türkiye’nin de olduğu dünyanın birçok ülkesinde yapılan araştırmalar sonucu elden edilen 2026 verilerine göre 16-24 yaş arası seçmen kitlesinin %63,8'i üretken yapay zekayı günlük hayatının parçası haline getirmiş. Beklediğimizin üzerinde rakamlar. Gün geçtikçe de sayıları artıyor.
Türkiye’nin seçimleri yaklaşıyor. On milyonlarca seçmen; adayları, partileri, vaatleri, gelmiş söylemlerini, gelecek perspektiflerini yapay zekaya soracak. Seçim döneminde hep birlikte deneyimleyeceğiz.