Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler İdris Kardaş Algoritmaların hafızasında Türkiye
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Yapay zeka alanında her şey çok hızlı gerçekleşiyor.

        Aktüel siyasi meseleler bir yandan gündemimizde geniş yer bulurken bir yandan da yapay zeka konusu salt bir teknik konu, bir yazılım meselesi, profesyonellerin ilgilenmesi gereken bir meseleymiş gibi ilgi alanımızın dışında büyük mesafe kat ediyor.

        Yapay zeka kavramı sürekli duyduğumuz bir ses elbette. Bu başlıkla dolup taşan haberler, konferanslar, açıklamalar her gün kulağımıza çalınıyor.

        Ama konuşulan genelde yapay zeka araçları ve popüler uygulamaları oluyor.

        ChatGPT, Gemini, Claude gibi araçların yarattığı olağanüstü bir hayal dünyasındayız. Her gün yeni bir gelişmeyle şaşırmanın sınırlarını aşmış bulunuyoruz.

        Fotoğraf ve video düzenlemeleriyle eğlence sektörünün vazgeçilmez parçası olan mobil uygulamalarla sürekli yeni bir şeyleri test ediyoruz, deneyimliyoruz.

        Ama genelde konuşulmayan konu ise bu araçlar dünyayı nasıl biliyor, Türkiye’yi nasıl biliyor, kimin gözünden görüyor, konusu.

        Cumhurbaşkanı Erdoğan dün bir yapay zekâ etkinliğinde yaptığı konuşmada tam da bu çatlağı işaret etti.

        “Öte yandan, yapay zekâ ve yeni dijital teknolojilerin, hakikat-ötesi olarak adlandırılan bu çağda, olgularla birlikte algıları da dönüştürdüğüne; yeni gerçekliğin temel dinamiği haline geldiğine şahit oluyoruz.

        Şu bir gerçek ki; günümüzde bilgiye erişim, hiç olmadığı kadar kolaylaştı.

        Dezenformasyon gibi "bilgi-düzensizlikleri" de, aynı ölçüde yaygınlaştı.

        Fakat, veri emniyeti ve siber güvenlikte oluşacak en küçük zafiyetin, hangi ölümcül sonuçlara yol açtığını da çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalarda sık sık görüyoruz.”

        Cumhurbaşkanı düzeyinde bu konunun konuşulması, gündeme taşınması çok çok değerli.

        Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirilen törende bir yapay zekâ eylem planımız olduğunu görmek sevindirici.

        Peki biz bu dönüşümün neresindeyiz?

        “Hikayenin sahibi hakikatin de sahibidir” diye bir yazı yazmıştım bir süre önce. Sinema kuramcısı Edward Branigan'ın tespitini hatırlatmıştım. Kamera kimin omzundan çekiyorsa seyirci onun tarafındadır. İyi de olsa kötü de olsa.

        Yapay zeka için de aynı şey geçerli bugün. Büyük dil modelleri, araştırma yapmak için kullandığımız yapay zeka araçları internetteki verilerin ortalamasını öğreniyor. İşte bu ortalama ise ağırlıklı olarak Anglo-Amerikan, İsrail veya Batı kaynaklı içeriklerden oluşuyor. Türkçe içeriklerin bu modellerdeki temsil oranı sadece yüzde 2 ile 3 arasında kalıyor.

        Yani, insanlığın ortak bilgi belleğini şekillendiren bu yapay zeka sistemleri; nüfusu 85 milyonu geçen, tarihi binlerce yıla dayanan, Orta Doğu'dan Afrika'ya uzanan diplomatik ağırlığıyla dünyada söz sahibi olan Türkiye’nin Türkçe ürettiği bilgiyi maalesef sadece yüzde 2 oranıyla görüyor.

        Sözgelimi Pamukkale ilgili bilgi aradığımızda yapay zeka araçları bunu yabancı sitelerden bulup Türkçe’ye çeviriyor ve oradan edindiği bilgiyi bizim önümüze getiriyor. Kendi hakikatimizi başka bir dilden öğrenmek zorunda kalıyoruz.

        Bizim dışımızda herhangi bir yabancı biri ChatGPT'ye Türkiye'nin Kıbrıs politikasını ya da Afrika ile ilişkilerini ya da Gazze'deki tutumunu sorduğunda ne cevap alıyor?

        Bu soruların cevabı maalesef bizim lehimize olmayabilir. Öyle devasa bilgi üretim araçlarıyla karşı karşıyayız ki işimiz hiç kolay değil.

        Bu konuda dünyadaki en proaktif ülke maalesef İsrail.

        7 Ekim’den sonra Gazze’deki soykırımını örtmek, gelecek nesillerin bu soykırımı farklı algılamasını ve İsrail lehine öğrenmesini sağlamak için İsrail, yapay zeka araçlarının bilgi havuzunu manipüle eden işler yapmaya başladı.

        İsrail Dışişleri Bakanlığı sadece bir PR şirketi ile 145 milyon dolarlık sözleşme imzaladı. Amaç ChatGPT, Claude gibi yapay zeka araçlarının verdiği cevaplarda İsrail lehine bilgi üretilmesini sağlamak.

        Bu bir sır değil artık. Yeni bir savaş alanı bu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da altını çizdiği gibi, “siyasi, askerî, iktisadî gücün dijital egemenlikten bağımsız ele alınamayacağı” gerçeği tam burada elle tutulur hale geliyor.

        Byung Chul Han'ın "enfokrasi" kavramını daha önce irdelemiştim. Hatırlatayım. Enformasyon artık bir iktidar biçimidir diyor Chul Han. Güç ve iktidar, sadece üretim araçlarını elinde tutanda değil, bununla birlikte veriler ve bilgi üzerinde hâkimiyeti olandadır, diyor.

        İşte yapay zeka bu iktidarın yeni kırılma noktası. Çünkü artık insanlar bilgiyi arama motorlarından elde etmek yerine yapay zeka sistemlerinden ulaşıyor. Google döneminde bir içerik arama sonuçlarında görünebiliyordu. Şimdi ise bir ülkenin, bir kurumun, bir anlatının yapay zekânın eğitim verisi içinde yer bulması gerekiyor ki karşımıza çıkabilsin.

        Öyle büyük meseleler değil sadece. Kuru fasülyeyi nasıl pişiririm? Öksürük için hangi bitkisel içecek daha iyidir? gibi onlarca gündelik sorunun da muhattabı artık arama motorları değil, yapay zeka araçları.

        Burada konu sadece ülkelerin bilgi egemenliği de değil. İç siyaset ve seçimler bağlamında da konu bir hayli ciddi.

        Çünkü Türkiye'de bugün internet kullanıcısı sayısı 77 milyonu aşmış durumda. 18-24 yaş arasındaki gençlerin ise yaklaşık yüzde 60’ı üretici yapay zeka kullanıyor. Eurostat 2026 verilerine göre bu yaş grubunun yüzde 63’ten fazlası yapay zekayı günlük hayatının parçası haline getirmiş durumda.

        Bu rakamlar çok önemli.

        İşte söz konusu bu yeni kuşak, seçimlerde bu yapay zeka araçlarını da kullanmaya başlayacak. Dünyada bu trend çoktan başlamış durumda. Bir hayli de ilerliyor.

        Mesele şu; örneğin bir partinin vaatlerini ya da bir adayın geçmişini merak ettiğinde artık kimse belge, broşür, röportaj okumuyor, internet sitelerinde de gezmiyor. ChatGPT'ye soruyor.

        London School of Economics'in Nisan 2026'da yayımladığı 14.779 katılımcılı deneyde, yapay zekayı parti politikalarını analiz etmek için aktif kullanan seçmen oranı yüzde 20,3 çıkmış. Bu, yapay zekanın demokrasi üzerinde nasıl etkili olabileceğini gösteren çok kıymetli bir veri ve aynı zamanda bir uyarı aslında.

        Peki o ChatGPT, Claude, Gemini o partiyi, o adayı, o ülkeyi nasıl biliyor? Hangi kaynaklardan öğrendi bu bilgiyi? Kimin anlatısıyla beslendi? Seçimlerin sonuçlarını etkileyebilecek hatalı bilgilerden seçmeni kim koruyacak?

        Demos Düşünce Kuruluşu Mayıs 2026'da siyasi konulardaki soruların üçte birinde yapay zekanın hatalı ya da uydurma bilgi ürettiğini gösterdi.

        Dolayısıyla seçim süreçlerinde dünyanın her ülkesinde demokrasi de bu bağlamda tehdit altında.

        Yapay zeka, pasif bir bilgi kutusu gibi görünse de esasında durum daha farklı. Açık ki bu dil modelleri aktif bir ikna aracı ve aynı zamanda bir yanılgı makinesi aynı zamanda.

        Tabi, medya sektörü için bu tablo bir krizden ziyade bir iflas ilanı olmuş durumda. Çünkü insanlar artık kaynak siteye, haber sitelerine gitmiyor, haberleri okumak için yapay zekanın hazırladığı steril kutucuklara gidiyor. Siteye gelmeyen okuyucu reklamları da tıklamıyor haliyle. Medyanın geliri de sıfırlanıyor bu durumda.

        Kurumlar için de aynı şey geçerli. Örneğin herhangi bir Bakanlığın sitesi ne kadar iyi yazılırsa yazılsın, eğer yapay zeka onu okuyamıyorsa, öğrenemiyorsa, yanıtlarına dahil edemiyorsa tüm çaba maalesef anlamsız oluyor.

        Bu yüzden GEO denen yaklaşım, yani Generative Engine Optimization, yani özetle yapay zekanın öğreneceği bilgi havuzunu istediğiniz bilgiyle doldurma çalışması, sıradan bir teknolojik tercihten öte stratejik bir zorunluluktur diyebiliriz bugün.

        Unutmayalım. Wikipedia makalelerinin, YouTube içeriklerinin ve yapay zeka modellerinin büyük çoğunluğu tek bir perspektiften besleniyor. Bu durumu değiştirmek hiç kolay değil. Ama denge kurulabilir. Bunun için hem devletin hem kurumların hem de her birimizin ürettiği içerik çok önemli.

        Her yazı, her makale, her açıklama, her veri seti, o dengeyi biraz daha kurmak için çok önemli.

        Yapay zekâlar dünyanın ortak hafızasına dönüşüyor. Ve o hafıza, bugün kimin sesinin daha yüksek çıktığına, kimin kaynağının daha güvenilir olduğuna ve kimin içeriğinin daha erişilebilir olduğuna göre şekilleniyor. Yani yapay zeka dil modellerinin hangi kaynaktaki bilgiyi seçeceğine göre şekilleniyor.

        Dolayısıyla bugün atacağımız adımlar, Türkiye'nin bugün bu hafızada nasıl yer aldığını ve yarın dünyada nasıl bilineceğini doğrudan belirleyecek.