Hafta sonunu Almanya Düsseldorf'da geçirdim. Uluslararası Demokratlar Birliğinin (UID) Almanya'nın 9. Olağan Genel Kurulu'na katılmak üzere. AK Parti Dış İlişkiler Başkanı Zafer Sırakaya'nın davetlisi olarak.
Bugün Avrupa’da yaşayan insanlarımız kendilerine gurbetçi ya da Almancı denilmesini istemiyorlar haklı olarak. Almanya başta olmak üzere, sadece Avrupa’da değil dünyanın dört bir yanında rızık yolculuğuna çıkan ve yerleşik hale gelen milyonlarca insanımız var. Bir de onların memleketimizde en yakınından uzağına akrabaları, eşi dostu ve daha niceleri.
Gurbet herkes için bambaşka anlamlara sahip olsa da esasında hasrettir, beklemektir. Bazen gelmeyecek olanı beklemektir. Benim gibi 60 yıldır ailesi Almanya’da olanlar için pasaporttur, vizedir, çocuk yaşta tek başına uçak yolculuğudur. Ama nihayetinde hasrettir. Kavuştuğun anda bile ayrılacağın vaktin sızısıdır.
RIZIK ARARKEN RIZKA VESİLE OLMAK
Genel kurulun yapıldığı salonda Avrupa’nın ve dünyanın dört bir yanından gelen delegeler ve heyetler vardı. Fakat neredeyse hepsinin ortak özelliği Türkiye’ye ve gündeme olan yakınlıkları, ama ondan daha güzeli meslektaşlarımla birlikte bana gösterdikleri sıcak ve sahici ilgiydi.
1960’larda Sirkeci Garından sevdiklerine el sallayarak yabancı diyarlara gelenlerin, üçüncü, hatta dördüncü kuşağı olan insanlar, artık kendi başarı hikayeleriyle ayakta durmanın gururunu yaşıyor. Rızık aramak için geldikleri yerlerde, yüzbinlerce insanın rızkına vesile oluyorlar.
SORUNLARI DOĞRU TANIMLAMAK
Elbette pek çok sorunları var. Yaşadıkları ülkelerin kifayetsiz politikaları, bitmek bilmeyen bir döngü halinde yeniden türeyen yabancı düşmanlığının yarattığı tedirginlik, emekliliğini oralarda geçiren insanların yaşları gereği ortaya çıkan sıkıntıları, yeni kuşakların dil başta olmak üzere yaşadıkları kopukluklar ve daha nicesi.
Sorunların sadece yaşadıkları ülkelerden kaynaklandığını söylersek kendimizi kandırmış oluruz elbette. Kalbi hala memleketiyle birlikte atan milyonlarca insanın, bulundukları ülkede ayakta kalmalarına ve geleceğe daha emin olarak bakabilmelerine vesile olacak bir Türkiye perspektifine ihtiyaçları var.
SAYISIZ BAŞARI HİKAYESİ
Bu konuda eksiğimiz çok. Geçmişten bugüne ihmalkarlıklarımız saymakla bitmez. Kimisi için sadece döviz kaynağı olarak görülen, günü birlik sözlerin ötesinde gerçekçi ve kuşatıcı politikalarla yaklaşılmayan insanlarımızın ne denli büyük başarılara imza attıklarını, yokluk ve sıkıntılar içinde neler yapabildiklerini bilmiyoruz.
Maddi kaynaklara veya benzeri desteklere değil, Türkiye’ye aidiyetlerini koruyarak bulundukları ülkelerde neler yapabileceklerini tanımlayan çerçevelere ihtiyaçları var. İhmal edilmişliğin telafisi için de yapılması gereken çok şey var. Onları düşmanlaştıran tehlikeli akımlara karşı, bulundukları ülkelere ne denli katkı sağladıklarını o ülke kamuoyuna anlatabilen söylemlere oluşturmak zorundayız.
ADRES SORAN DEĞİL, YOL GÖSTERENLER
“Biz artık gurbetçi ya da Almancı değiliz” isyanının arka planında bu var. Biraz sitem, yalnız bırakılmışlık ve belki daha fazlası. “Biz kendi yolumuzu çizecek güçteyiz” mesajı bu. Kulak vermeliyiz, gerçek ve elle tutulur ilgiler göstermeliyiz.
Onlar artık trenden indikleri zaman ellerinde kâğıtlarla adres soranlar değil. Bulundukları ülkeye katkı sağlayan ve yol gösteren başı dik onurlu insanlar.
Şimdilik bu kadarını söyleyeyim.
UID NE YAPMAK İSTİYOR?
UID, fevkalade önemli bir kuruluş ve az önce aktarmaya çalıştığım sorunların cesurca konuşulduğu bir platform. Zaman zaman eleştirilere konu oluyor. Haklı ya da haksız önemi yok. Şu an benim gördüğüm ekipler, geçmişi doğru değerlendiren ve kendisini duygusallık içinde boğup kenarda duran insanlardan oluşmuyor.
Türkiye’nin gücünün ve yükselişinin farkındalar. Bundan büyük bir mutluluk ve heyecan duyuyorlar. Yaşanan sorunları da elbette yakından izliyorlar.
UID, çok geniş bir alana hitap ederek dünyanın dört bir yanındaki insanlarımızın sesi olma gayretinde. Büyük zorluklarla çalışıyorlar. Sıkça yaptığımız bir hatayı geride bırakmak için çabalıyorlar. Bu tür yapıları kişisel hesapları uğruna kullanmayı çalışanları, gönül kırıp yanlışlar yapanları değil, her kesimden farklı görüşleri sahip çıkan bir modeli örnek alıyorlar.
AVRUPA SİZİNLE GÜÇLÜ OLACAKTIR
Almanya’daki programda İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan da katılımcılar arasındaydı ve bir konuşma yaptı.
Bilal Erdoğan, Avrupa’daki Türk toplumunun iş insanları, siyasetçiler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve akademisyenleriyle yaşadıkları ülkelere değer katan güçlü bir toplumsal yapıya dönüştüğünü söyledi. Fakat ben özellikle şu vurgusunun altını çizdim: “Siz Avrupa'nın ne kadar güçlü birer bireyi olursanız, vatandaşları olursanız Avrupa daha güçlü olacaktır.” dedi. Yukarıda ihtiyaç duyulduğunu ifade ettiğim perspektife dair önemli bir yaklaşım.
Aynı çerçevede Türk diasporasının bu alanda diğer Müslüman topluluklara örnek olabileceğini de söyledi Erdoğan. “Avrupa'daki Türk toplumunun güçlü bir örgütlenme ve temsil yapısına kavuşmasının yalnızca Türk diasporasına değil, Avrupa'nın genel gücüne de katkı sağlayacağını” da ifade etti.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN MESAJLARI
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, kongreye bir video mesajı yolladı. O konuşmadan şu cümleleri aktararak tamamlayayım:
"UID ailesi, kalplerinde memleket hasreti taşıyan kardeşlerimizin bulundukları ülkelerde daha iyi yerlere gelebilmek için, kimlik ve kültürlerini muhafaza edebilmesi için, demokratik katılım dâhil içinde yaşadıkları topluma azami katkı verebilmesi için ciddi bir gayret sarf ediyor. Eş zamanlı olarak kültürel ırkçılık, İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı gibi sorunların çözümüne yönelik önemli bir çaba harcıyor.”
Almanya ve UID genel kurulu notlarını bir sonraki gün aktarmaya devam edeceğim. Salonda verilen başka önemli mesajlar da vardı. Hem onları, hem de aldığım notları paylaşmaya devam edeceğim.