Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Nasuhi Güngör Trump kaybederken Türkiye -2-

        ABD’de 3 Kasım ara seçimlerinde Demokratların Kongre’nin iki kanadında da çoğunluğu kazanması, sadece ABD’yi değil tüm dünyayı etkileyen sonuçlar üretecek. İlk seçim yazısında da vurguladığımız bu husus, beklenenden çok daha hızlı gelişebilir.

        Şunun da altını bir kez daha çizelim. Seçmen davranışları dünyanın her yerinde olduğu gibi ABD’de tek bir dinamik ya da sebep üzerinden şekillenmiyor. Nitekim bu ara seçimde Amerikan seçmeninin İran’a yönelik saldırının ortaya çıkardığı belirsizlik, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve ekonomik vaatlerin gerçekleşmemesi üzerinden ortaya koyduğu tepki de bunun yansıması.

        REKLAM

        TRUMP HEMEN ROTA DEĞİŞTİRİR Mİ?

        Ancak seçmenin bu tepkisi ve yönelimi, Demokratların kazanımları özellikle dış politika ve küresel ölçekteki sorunlara yaklaşımlarda hızlı bir değişimin habercisi olmayabilir. Takvim olarak yeni kongre üyeleri 3 Ocak 2027’de göreve başlayacak. Ayrıca Trump’ın üslubunda ve izleyeceği politikalarda hemen rota değiştirmesi de beklenmiyor.

        Temel soru belki de şu: Trump ne kadar etkisizleşecek. Başka bir ifadeyle yeni kongre onun gücünü ne kadar sınırlayabilecek. Bir üçüncü söyleyiş, Demokratların ona dair hangi dosyaları açıp belki bir azil sürecine, hatta görevden almaya kadar gidecek yolu açıp açamayacağı.

        REKLAM

        WASHİNGTON’DAKİ YENİ SAVAŞ

        Bu tam anlamıyla Washington’da bir savaş anlamında geliyor. Başkanın hareket alanıyla yeni kongrenin onu sınırlama gücü arasında öncelikle. Trump inişli çıkış mesajlar verse de elinin ne kadar zayıf olduğunun pekala farkında.

        Cumhuriyetçiler arasında kendisinin deyim yerindeyse işleri batırmasına yönelik tepkilerin de giderek daha örgütlü hale gelmesi muhtemel. J.D. Vance gibi isimlerin bayrak açmaya doğru ilerleyen tavrını da bu tabloya ekleyebiliriz.

        TRUMP TEKRAR KORUNACAK MI?

        Ancak bundan daha fazlası var. Kongre baskınına imza atmış bir siyasetçinin, tuhaf ve anlaşılması güç biçimde “affa mazhar olması”, ardından ikinci kez seçilmesini çok fazla tartışan olmadı bugüne kadar. Burada onu koruyup gözeten mekanizmaların, devlet içinde bir karşılığı olmadığını söylemek mümkün değil. Hatta Trump’a ABD’nin kendisini dönüştürmesinin yolunu açacak bir aktör olarak bakanlar olduğunu da söyleyebiliriz.

        REKLAM

        Dolayısıyla burada yeni bir sorumuz var. Bu koruma kalkanı tümüyle ortadan kalkacak mı? Mesela kuvvetle muhtemel Putin’den ilham alarak denediği “oligark düzeni”nde yer almak için sıraya giren kimi büyük sermaye sahipleri nerede duracak?

        ERDOĞAN “KÖŞELİ CÜMLELER KURMAK İÇİN ERKEN”

        Türkiye açısından meselenin seçim gecesi itibarıyla Başkan Trump’la Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan arasındaki güçlü ilişki üzerinden ele alınmasının elbette bir karşılığı var. Ancak iki ülke ilişkilerinin Cumhurbaşkanının Kore dönüşünde ifade ettiği gibi köklü bir geçmişi var.

        Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 5 Kasım tarihli bu açıklamasındaki en dikkat çekici unsur, hem Amerikan yönetimiyle, hem de Temsilciler Meclisi ve Senato’yla diyaloğun sürdürülmesi vurgusu: “Şimdiden köşeli cümleler kurmak herhalde biraz erken olacaktır” ifadesi, seçim sonucuna ilişkin ihtiyatı yansıtıyor.

        REKLAM

        KURUMSAL ZEMİN VE DERİNLİK

        Ankara, bir yandan Erdoğan–Trump ilişkisinin ortaya çıkardığı avantajları korumaya, diğer yandan Washington’daki yeni güç paylaşımına dair pozisyon almaya hazırlanıyor. Bu yaklaşım, ikili ilişkilerin liderler arasındaki temasın ötesinde kurumsal zeminde yürütülmesi bakımından önemli.

        Bu açıdan Türkiye bakımından ilk önemli sonuç, Washington’la pazarlığın daha fazla merkez üzerinden yürütülmesi olacaktır. Savunma tedariki, yaptırımlar ve bölgesel güvenlik başlıklarında Beyaz Saray’ın yaklaşımı değerini hala korurken, Kongre’de ayrıca destek oluşturmak gerekecek.

        Şu günlerde dile getirilen bir teze de dikkat çekmek istiyorum. Demokrat çoğunluğun Türkiye’ye peşinen daha olumlu veya daha olumsuz yaklaşacağını düşünmek de aceleci bir yaklaşım. Ankara’nın NATO içindeki ağırlığını, Karadeniz güvenliğindeki rolünü ve Ortadoğu’daki diplomatik kapasitesini canlı tutması ve doğru anlatması önemli.

        REKLAM

        Özetle, yeni dönemde kurumsal diplomasiye daha fazla ihtiyaç duyacağız.