Siyasi hadiseleri analiz etmek zahmetli olduğu kadar risklidir. Sonuçta bu zihinsel bir faaliyettir ve orada çizdiğiniz sınırlar, tanımladığınız kavramlar etrafında şekillenir.
Bunu yaparken, karşınızdaki kişi, olgu ya da olayları, onlara etki eden tüm faktörlerle birlikte ele almak, düşünmek ve anlamak durumundasınız. Ancak insan aklı bunları kavrama ve düşünme noktasında sınırsız bir güce sahip değildir.
Sözgelimi bir toplumsal hareketliliği izleyip anlamak ve aktarmak istiyorsunuz. Bu hareketliliğe dair tüm unsurlara ve dinamiklere hakim olmanız mümkün değildir. Böyle bir durumda bir yandan hadiseleri birden fazla parçaya bölerek anlamaya yönelebilirsiniz. Diğer yandan da bu hareketliliği oluşturan bazı unsurları bilerek ihmal edip alan daraltabilirsiniz.
YANILMA RİSKİ
İlk cümlede ifade ettiğim reis tam olarak burada ortaya çıkar. Analiz esasen zihnimizde kurduğumuz bir binadır ve onu ortaya çıkaran unsurların herhangi bir hadise, kişi ya da olgunun tamamını kuşatması söz konusu olamaz. İşte burada düşüncenizin merkezine almadığınız herhangi bir dinamik, gerçekte anlamak istediğiniz olayın ana belirleyicisi olabilir. Gözden kaçırdığınız bir ayrıntı, zihninizde olandan daha büyük bir etkiye sahip olabilir.
Bu bölümü daha fazla uzatmak istemiyorum. Ancak tüm bunları şunun için aktardım. Çok yaygınlaşan deyimle ‘hadiseleri doğru okumak’, sanıldığından çok daha fazla çaba isteyen, yanılma payınızı her aşamada hatırınızda tutmanız gereken bir iştir.
Yanılmak bireysel bir alanda ortaya çıktığında ve sorumluluk sahibi olmayan birisi için sadece can sıkıcı olabilir. Ancak mesele siyasete ve özellikle de devlet hayatına gelince bedeli ağır olabilir.
LİDERLER VE ANALİZ
Liderler bunları yapabilme konusunda yönettikleri kitlelerin çok daha üzerinde bir kavrayış ve kabiliyete sahip olmak durumundadır. Yani kişileri, hadise ve olguları anlama ve değerlendirme noktasında.
Ancak bununla yetinemezler. Üstlendikleri ağır sorumlulukları taşırken aynı zamanda etraflarında bu yönde katkı sağlayacak kişiler ve yapılar bulundurmaları gerekir.
Bir şekilde yanımdan ayırmadığım kitaplar arasında Beydeba’nın Kelile ve Dimne’si vardır. Kitap, yöneticilere kıymetli tavsiyeler barındıran ve kahramanları hayvanlar olan masallardan oluşuyor. Ne zaman bir arkadaşıma hediye etsem, yüzünde saklayamadığı bir şaşkınlık görürüm. “Masal değil mi bu” türünde. (Beydaba’nın kim olduğu ve bugüne ulaştığı kadarıyla Kelile ve Dimne’nin ne olduğu konusunda Türkiye Diyanet Vakfı’nın eşsiz hazinesi İslam Ansiklopedisi’nde güzel bir madde var. Unutmadan bu hazineye istediğiniz zaman internet sitesinden erişebilirsiniz.)
HATALARIN TELAFİSİ YOK
Bulunduğumuz coğrafyada ne kadar çok sorunla karşı karşıya olduğumuzu söylemem gereksiz elbette. Ama şunun altını çizmek lazım. Atılacak her adımın kılı kırk yararak hesaplanması, yapılacak sıradan bir hatanın bile bedelinin ağır olacağının farkında olunması gereken bir dönemdeyiz.
O nedenle konuşmaya, akıl sahiplerine danışmaya ve var olan tecrübelerimizi birbirimize aktarmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Bu çaba hataları ve yanılma payını hiç olmazsa azaltacaktır.
BEYDEBA’DAN
Şöyle bir pasaj aktarayım Kelile ve Dimne’den: “Akıllı insanlar şu üç hususta hassas davranır ve dikkatle hareket ederler. Birincisi neyin yararına, neyin zararına olduğunu iyi hesap etmeli, aynı musibete tekrar yakalanmamak için daha öncekilerden ders çıkarıp tedbirli davranmalı ve geçmişte elde ettiği faydayı tekrar ele geçirmek için gayret göstermeli. İkincisi; kendine fayda ve zarar veren şeyleri iyi düşünmeli, kendisine yarar veren şeylerde ısrar etmeli, zarar veren şeylerden ise kaçınmalıdır. Üçüncüsü ise gelecekte kendisinden fayda umulacak şeylerle zarar getirecek şeyleri iyi ayırt etmeli. Böyle yaptığı takdirde kendi çabası ve gayreti sayesinde umduğunu elde eder, endişe duyduğu şeyden de korunmuş olur.”
Zamana meydan okuyan metinlerden alınacak çok ders olmalı.
Hepimiz için.