Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Nasuhi Güngör Süreç takvim baskısı altında mı?

        Terörsüz Türkiye sürecinin başından itibaren, dil ve üslup üzerine bazı tartışmalar yaşanıyor. Böylesi kritik süreçlerin yönetiminde sadece kimin ne söylediğine değil, aynı zamanda nasıl ve hangi zeminde söylediğine kadar uzanan bir tartışma bu.

        Terörsüz Türkiye, kuşkusuz sadece siyasi sınırlarımızda değil, geniş bir coğrafyada barışı inşa etmeye ve aynı zamanda muhtemel tehditleri bertaraf etmeye yönelik bir hamle. Yakından takip ettiğim ve her aşamasında ilgili aktörlerle doğrudan temas kurduğum için şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Başarılı bir stratejik planlamayla ilerliyor. Avantajlarını ve dezavantajlarını doğru tanımlayan, ele aldığı sorunun köklerine hakim ve aynı zamanda geleceğe bakan zengin öngörüleri olan bir planlamadan söz ediyorum.

        BAŞARI GARANTİ Mİ?

        İnsanın merkezinde yer aldığı hamleler, en mükemmel stratejiyle bile başarı garantisi veremez. Ancak “Aramakla bulunmaz, ama bulanlar hep arayanlardır” sözünden ilhamla “Başarılı olanlar hep doğru stratejiyle hareket edenlerdir” diyebiliriz.

        Terörsüz Türkiye süreci birbiriyle anlamlı bağları olsa da, bağımsız hareket edebilen ve kontrolü zor parçalardan oluşuyor. Dolayısıyla herhangi bir parçanın deyim yerindeyse arıza çıkarması her zaman mümkün. Buna bakarak bütünü ele almak ya da değerlendirmek ise doğru bir yaklaşım olamaz.

        “TAKVİM BASKISI ALTINDA DEĞİLİZ”

        Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği Teşkilatı toplantısı dönüşünde benim de aralarında bulunduğum meslektaşlarımıza yaptığı açıklamalardan bir alıntıyla devam etmek istiyorum. Terörsüz Türkiye’nin tamamlanması konusunda bir zaman var mı sorusuna şu cevabı verdi:

        “Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. Terörsüz Türkiye sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var.“

        YAPAY DEĞİL DOĞAL İLERLEYİŞ

        Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu değerlendirmesi sürecin stratejisine dair önemli ipuçları veriyor. “Bu işi zamanlamak mümkün değil” ifadesi, sürecin unsurlarını ve işleyişini yapay olarak hızlandırmanın doğru olmadığına işaret ediyor. Bu ifadenin arka planında, daha önceki tecrübelerin getirdiği hafıza ve tecrübe var elbette. Her adımın olgunlaşması ve deyim yerindeyse kıvamına gelmesi, başarının anahtarlarından biri.

        HEDEF ODAKLI

        Cumhurbaşkanı konuşmasının devamında, ele aldıkları hassas konunun bir takvim değil, hedef meselesi olduğunun altını çiziyor. Dolayısıyla belirlenen hedefe ulaşmak için bir takvim baskısıyla hareket etmediklerini ve hedef odaklı hareket ettiklerini de ifade ediyor.

        Devamında ortaya koyduğu “Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var” sözleri ise stratejinin bütününe işaret ediyor.

        SÜRECİ KONUŞMAK YANLIŞ MI?

        Sürecin hedefine ulaşması için sıkça ifade edilen “Aman sürece zarar gelmesin” sözü zaman zaman “düşündüklerimizi ifade etmeyelim” noktasına taşınıyor. Bu doğru bir yaklaşım değil elbette. Son derece dinamik ve hassas bir sorun yönetilirken, farklı görüşlerin dile getirilmesi ve uyarılarda bulunulması aksine çok değerli. Burada kastedilen dezenformasyon ve kışkırtıcı yaklaşımlarsa elbette bunların önüne geçilmesi önemli. Ancak konuşulmayan bir sürecin sağlıklı ilerlemesi söz konusu olamaz.

        SORUNDAN BESLENENLER

        Bir de sorunun varlığını kendi varlık sebebi sayanlar veya bir konfor alanı olarak görenler var elbette. Yarım asra yaklaşan terör belası, sadece örgüt için değil, pek çok isim ve kesim için de böyle alanlar oluşturdu. Terörün doğrudan ya da dolaylı kendilerine sağladığı zeminlerin ellerinden kayıp gitmesini istemiyorlar.

        Bu tarafıyla Terörsüz Türkiye’nin başarısı ciddi bir arınmayı da beraberinde getirecek. Hiçbir örgüt, parti ya da şahsın çıkarları, ülkenin geleceğinin önüne konulamaz. Bu zehirli unsurların “direnci”, süreci provokasyonlarla karşı karşıya bırakabilir.

        Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şu uyarısıyla tamamlayalım: “Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir.”