Çerçeve Yasa, TBMM’de çok büyük bir katılım ve destekle kabul edildi. Belki şunu tanımlayarak yola çıkabiliriz:
Türkiye, uzun yıllardır ilk kez terör meselesini, terör örgütünün silahlı yapısını ve varlığını sona erdirme perspektifiyle ele alıyor. Silah bırakma ve örgütün feshi konusunu böyle de ifade edebiliriz.
Bir başka önemli nokta, söz konusu yasanın Meclis’te 467 oyla kabul edilmesi sadece bir hukuki düzenleme olarak görülemez. Bu aynı zamanda siyasi açıdan da bir dönüm noktası.
42 YILLIK MÜCADELE
Bugünlere gerçekten kolay gelinmedi. 40 yılı aşan terörle mücadele, Türkiye’nin sadece güvenlik mimarisini değiştirmedi. Aynı zamanda siyasetin ve siyasetçilerin dilini, seçmen davranışlarını, ittifak ya da ayrışmaları da şekillendirdi.
Terör örgütü tasfiye edildiğinde, onun etrafında oluşan siyasi pozisyonların devam etmesi elbette söz konusu olmayacak.
DEM'İN BÜYÜK SINAV
Öngörümü baştan ifade edeyim. Daha önce de sıkça gündeme getirdim. En büyük değişimin DEM Parti’de yaşanacağını düşünüyorum.
DEM Parti (aynı zamanda geçmişte o siyasi çizgideki partilerin) siyasal varlığı ile örgüt arasındaki bağın ve kendi ifadeleriyle “sosyoloji”nin ötesinde bir konudan söz ediyorum.
Partinin siyasi söylem ve pratiğinin neredeyse tamamı “Kürt meselesi, güvenlik politikaları, çatışma, kayyumlar, tutuklamalar ve devletle yaşanan gerilim” etrafında şekillendi.
Yasanın kabulünden sonra Tülay Hatimoğulları örneğinde olduğu gibi, hala geçmişin ezber ve konforuyla hareket edenlerin aksine; bu zeminde kuvvetli bir değişim arzusu görüyorum. Aynı ölçüde bunun sancılı ve zor bir süreç olacağını da ifade etmekte yarar var.
KONFOR ALANLARI BİTİYOR
Örgütün silahları bırakıp kendini feshetmesi, kuşkusuz demokratik siyasetin alanını genişletecek. Eğer başarabilirse DEM çizgisindeki partilerin de yükünü ortadan kaldıracak. Ancak alışkanlıklar, ideolojik takıntılar, farklı akımlardan gelip DEM’in gövdesinde ve gölgesinde siyaset yapanların suyu tersine akıtma çabası dikkate alınmalı.
Normalleşmiş bir siyasi zeminde bu konforların ortadan kalkması gerekiyor. Kimlik üzerinden siyaset yapmanın, onları sivrilterek ayrışmaları derinleştirmenin geride bırakıldığı; ekonomi, dış politika, eğitim, şehirleşme, teknoloji ve daha pek çok başlıkta ihtiyaçlara cevap veren politikalar üretildiği bir dönemin kapısı aralanmalı.
''TÜRKİYE PARTİSİ'' OLMAK
Daha önce denendiği söylenen “Türkiye Partisi” olma iddiasının, bu defa gerçek bir söylem ve pratiğe kavuşması önemli.
Terörün aktif olduğu dönemde edinilen zihinsel alışkınlıkların, hafızının ve ne yazık ki kolaycılığın bir anda değişmesini elbette kimse beklemiyor. Ancak DEM tarafının terör sonrası dönemin sosyolojisini inşa etmek için cesur tasfiyelerden kaçınmaması ve yeni kuşağın demokratik zeminde siyaset üretmesinin önünü açması hayati önem taşıyor.
Dün yansıyan haberlere göre DEM Parti kongresi daha da erkene alındı ve 8 Eylül tarihine gerçekleşecek. Orada bu değişimin izlerini ve geleceğini görebilmek mümkün olacak.
Elbette bu noktada tüm sorumluluk DEM’in üzerinde değil. Siyasetin bu anlamdaki değişimi çok daha geniş alanlara taşınmak zorunda. Bugün DEM’le başladık. Devam yazılarında değişimin siyasetin diğer aktörlerinde nasıl sonuçlar üreteceğini tartışacağız.