Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Nasuhi Güngör Geleceğe açılan kapı: Terörsüz Türkiye
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        İç siyasetin gündeminde CHP’de yaşanan gelişmeler var. Kuşkusuz geleceğe dair önemli sonuçlar doğuracak süreçler yaşanıyor. Ancak bu hafta itibarıyla asıl önemli gündemin Terörsüz Türkiye sürecinde gelinen aşama olduğunu düşünüyorum.

        TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş peş peşe siyasi partileri ziyaret ediyor. Ana gündem, sürecin önemli bir aşaması olan çerçeve yasa konusu. Çalışma süresi uzatılan meclisin, bu yasama döneminde söz konusu düzenlemeyi çıkarması bekleniyor.

        UZLAŞMA ÖNEMLİ

        Bu kuşkusuz önemli bir uzlaşma. Meclis çatısı altında bulunan siyasi partilerin geniş uzlaşısıyla sürecin devam etmesi, toplumsal rıza üretimi açısından da önemli.

        İfade edildiği zaman kıyametler kopsa da “devlet aklı” dediğimiz gücün bu sürecin ortaya çıkmasındaki rolü ortada. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin irade ve katkılarıyla bu mesele gündelik siyasi kaygılara ve arayışlara malzeme yapılmadan olabildiğince sağlıklı bir zeminde ilerledi. Ciddi bir yol kazası olmadı. Sadece örgütün belli alanlarda verdiği sözlerin beklenen hızla gerçekleşmemesi bazı sorunlar ortaya çıkardı.

        NEDEN TERÖRSÜZ TÜRKİYE

        Bugün söz konusu sürecin detaylarına takılmadan neden bir devlet politikası olarak inşa edildiğini ve aynı zamanda Türkiye’nin kendi içinden daha çok bölgesel ölçekte hedefleri olduğunu bir kez daha ele almak istiyorum.

        Ankara’da gerçekleşen NATO 2026 zirvesi pek çok açıdan Türkiye’nin ilgi odağı olmasına zemin hazırladı. Burada ortaya çıkan dinamikler, Ankara’nın özellikle son çeyrek yüzyıla yayılan yükselişinin, giderek artan oyun kurucu rolünün ve aynı zamanda sadece bölgesinde değil, küresel ölçekte artan artan oyun kurucu rolünün ifadesi.

        NEDEN İLGİ ODAĞIYIZ

        Ana soru şu: Türkiye neden küresel ölçekte büyük bir ilginin muhatabı? Buna bir başlıkla cevap vermek elbette makul olamaz. Ancak az önce ifade ettiğimiz yükselişin, bölgesel nüfuzundan çok daha geniş bir alana yayılan erişim alanlarıyla çok sıkı bir irtibatı var.

        Abartısız biçimde Türkiye Balkanlar‘dan Kafkaslar‘a, Karadeniz'den doğu Akdeniz‘i Orta Doğu’nun kalbindeki bütün ülkelere oradan Somali’ye ve hatta Endonezya Malezya hattına kadar erişim kabiliyeti olan bir ülke.

        Bu erişimin ortak değer ve kültür zemini kadar, imparatorluk geçmişinden gelen ve toplumsal hafızada da güçlü bir karşılığı olan dinamikleri var. Hiçbir küresel güç böyle bir etkinliğe kayıtsız kalamaz.

        İÇ SİYASETE BOĞULMAK

        Zaman zaman Türkiye’nin iç siyasetine gömülüp tüm bu olan biteni görmekten uzaklaşıyoruz. Oysa kendi içimizdeki pek çok sorunun çözümü de, bu sorunları daha geniş bir coğrafyada ele almak ve daha emperyal bir vizyonla yaklaşımlar üretmekten geçiyor.

        Türkiye hiçbir zaman siyasi sınırlarından ibaret bir ülke olmadı. Şimdi bu ilginin kalıcı, dostane ve güçlü ir ittifak anlayışıyla yeniden ve daha güçlü biçimde üretilme vakti.

        SADECE ÜLKE İÇİNDE DEĞİL

        Terörsüz Türkiye sürecine dönersek ilk andan itibaren şunu söyledim. Bu Türkiye’nin kendi içine dönük bir arayıştan ibaret değil. Aksine sorunlarını doğru tarif edip çözümü kaynağında arayan ve tam da bu nedenle ittifaklarını artırmak zorunda olduğu bir hikaye.

        Cevabını aradığımız soru şu olabilir mi: Türkiye kendisine yönelik tehditlerle güvenlik boyutunda son derece başarılı bir mücadele yürütürken, bütün enerjisini sürekli bu alanda harcamak durumunda mı? Sizi terör tehdidiyle kıskaçta tutmak isteyenler, tam da bunu hedefliyor olabilir mi?

        TEHDİDİ DÖNÜŞTÜRMEK

        Aranan cevap, bir büyük devletin yapması gerekenden elbette farklı olamaz. Şu halde askeri anlamda kazandığınız bir mücadelenin aynı zamanda Türkiye’nin bir daha bu tehditlerle muhatap olmayacağı bir zeminde yükseltilmesi gerekiyor. Bunun yolu coğrafyamızın şartlarında kader ortaklığı üretebilmekten geçiyor.

        Bugün Türkiye, siyasi sınırlarının hemen ötesinde kendisine dayatılan tehditleri sadece bertaraf etmekle kalmıyor. Cesur adımlarla bunları kendi lehinde ittifaklara dönüştürmenin kapılarını açıyor.

        Suriye’de yapılan budur, ortaya çıkan entegrasyon sürecinin mantığı budur. Irak’ta gerek bölgesel yönetim, gerekse merkezi yönetim anlamında kurduğumuz ilişkiler ve denge de tam olarak budur.

        Terörsüz Türkiye, geçmişin hafıza ve tecrübesiyle geleceğe açılan bir kapıdır. Burada yapılmak istenenleri bilerek ya da bilmeyerek belli bir alana sıkıştırmak ve bu hedeften uzaklaşmak hayırlı bir seçenek değildir.