Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Nasuhi Güngör Çerçeve Yasa'nın ruhu ve Türkiye
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Türkiye, hem kendisinin, hem de bölgenin kaderini değiştirecek bir hamle yapıyor. Terörsüz Türkiye süreci, daha yolun başında söylendiği gibi aynı zamanda bölgemizi de terörden arındıracak bir barışı ve dengeyi inşa ediyor.

        Bu süreç sanıldığından çok daha fazla badire atlattı. Çok sayıda dış müdahale bertaraf edildi. Niyetine bakılmaksızın üçüncü gözlerin sürece dahil olmasına izin verilmedi.

        Ortadoğu’da herkesin başı bin bir türlü beladayken, kendi iradesiyle devasa bir terör örgütünü tasfiye etti. Bakın haritaya, başı dertte olmayan bir tek ülke görebilecek misiniz.

        KAZANAN TÜRKİYE

        Kazanan Türkiye, kaybeden terörü başımıza musallat edenler. Bu yeni bir Türkiye ve yeni bir bölge tasavvuru. Bir gelecek inşası. Türkiye’nin şemsiyesi altında yeni bir bölgesel düzenin doğuşu.

        Bugün yeterince farkında olmasak da, siyasetimizde, demokrasimizde ve hayatın pek çok alanında muazzam değişimler yaşanacak.

        Dün itibarıyla metni ortaya çıkan çerçeve yasa, elbette aynı zamanda bir kök yasa. Bir geçiş sürecinin taşıyıcısı.

        YASANIN RUHU

        O yasanın inşa edici ruhu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği siyasi irade ve kararlılık, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu çerçeve ve ufuk etrafında yoğruldu.

        Devlet aygıtının tüm unsurları, gerek teorik açıdan, gerekse sahici bir pratiğin şekillenmesi anlamında büyük katkılar sağladı. Her aşamada MİT ve Başkan İbrahim Kalın, sürecin gidişatını, sahadaki durumu, örgütün bu anlamdaki adımlarını yakından takip etti. Bölgesel düzeyde ortaya çıkması muhtemel enfekte hamlelere, onları hızla bertaraf eden temaslar ve dengelerle karşılık verdi.

        GENİŞ KATILIM VE DESTEK

        Diğer yandan komisyon çalışmalarıyla, devamında çerçeve yasa konusundaki temas ve istişare zinciriyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde geniş bir siyasi katılım ortaya çıktı. Başkan Numan Kurtulmuş, sürecin tüm kritik aşamalarında sorumluluk aldı ve yol açıcı oldu.

        İşin bir de farklı boyuttaki aktörleri var elbette. Öcalan’ın sürecin başından itibaren gösterdiği tavır hep pozitif katkı oldu. Bu katkının gerek fesih ve silah bırakma çağrısıyla, gerekse örgütün varlık sebebinin ortadan kalktığını ifade eden analiz ve yaklaşımlarıyla gerçekleştiğinin altını çizelim.

        Yeri gelmişken ve daha sonra genişçe konuşmak üzere şunu da not edelim. DEM Parti sürecin başından itibaren önemli katkılar sağladı. Ancak DEM içinde farklı anlayış ve ideolojilerin getirdiği sıkışma, İmralı’nın çok gerisinde kalmalarına neden oldu.

        BÖLGESEL DENGELER

        Süreçte elbette daha pek çok kritik aşama olacak. Örgütün işin başında attığı adımları, daha sonra bölgesel ve küresel şartların değişebileceği üzerinden yavaşlatması sürecin kısmen tıkanmasına neden oldu.

        Soğuk Savaş’ta yoğrulmuş zihinlerin bekledikleri olmadı. Suriye’de dengeler Şam yönetimi etrafında ve Türkiye’nin tanımladığı gibi şekillendi. Irak’ta Ankara’nın ağırlığı daha da artarken, yine aynı etkinin sonucu olarak Barzani ve Talabani yeniden yakınlaşmaya başladı. Dahası Süleymaniye hattı Türkiye aleyhindeki terör unsurlarına karşı irade göstermeye başladı.

        KADER ORTAKLIĞI

        Bunların hiçbiri kendi kendine ortaya çıkmadı elbette. Net ifade edelim. Her adımda, her krizde ve dış müdahalede Ankara varlığını hissettirdi. Siyasi sınırlarının dışındaki toplulukların, özellikle de Kürtlerin kader ortağı olduğunu ilan etti.

        Süreç aynı zamanda ezberleri bozan tarafıyla da öne çıktı. Devlet Bahçeli ve MHP’nin üstlendiği rol, başlı başına terör üzerinden ortaya çıkan kirli hesapları alt üst eden bir etki oluşturdu.

        Bu konuda siyasi hayatı boyunca pek çok defa risk alan Cumhurbaşkanı Erdoğan bir kez daha elini taşın altına koydu. Geçmişte süreci zehirleyen güç merkezlerini, devlet içindeki ayrı yapılanmaları, vesayet odaklarını bertaraf etmenin ne denli hayati olduğunu bir kez daha göstermiş oldu.

        Bugün her adımında sürece katkı sağlayan, eşlik eden ve yön veren bir devlet mekanizması ve aklı devrede.

        GİZLİ AJANDA YOK

        Daha çok konuşacağız. Süreci anlatacağız dilimiz döndüğünce.

        Ama bugünü şöyle tamamlayalım: “Aslında gizli işler çevriliyor. Bunun arkasından Türkiye’nin başına çoraplar örülecek” diyen kirli propagandaya itibar etmeyelim. Böylesi mekanizmaların dışarıdan ya da içeriden nasıl beslendiğine dikkat edelim.

        Türkiye gücüne güç katan ve onu komşularıyla, kardeşleriyle paylaşan adımlar atıyor. Çerçeve yasa yarın TBMM’de komisyona gelecek, hemen ardından genel kurula. Birlikte izleyeceğiz.

        Bir yandan siyasetin bu yöndeki pozitif katkılarına ve diğer yandan da sudan bahanelerle süreci sağa sola çekiştirenlere, bir de “mış gibi” yapanlara yarın değinelim.