Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Nasuhi Güngör Türkiye'nin başarı hikayesi

        10 Ağustos tarihinden itibaren olup bitene bakmak gerçekten baş döndürücü. Çerçeve Yasa, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tarihi bir çoğunlukla kabul edildi. Yasanın kabulüyle birlikte ortaya çıkan Takip ve Değerlendirme Kurulu ilk toplantısını gerçekleştirdi ve önemli kararlara imza attı. Nihayet Suriye’nin kuzeyindeki SDG yapısı kendisini feshettiğini ilan etti.

        Meclis çatısı altındaki 467 evet oyunun ifade ettiği güçlü mutabakat, yol haritasının hızlı ilerlemesine ve gelişmesine katkı sağlayacak kuşkusuz. Diğer yandan sürecin her aşamasının titizlikle, sabırla ve güçlü vurgularla anlatılabilmesi için siyasetin eli güçlendi. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin meclisi devre dışı bıraktığı ve siyaseti güçsüzleştirdiği yönündeki iddialar da bu tablo karşısında anlamsız hale geldi.

        KURUL HIZLI BAŞLADI

        Takip ve Değerlendirme Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştirirken, dört alt kurul oluşturarak sürecin adımlarını hızlandıracak yeni mekanizmalar kurdu. Bu tabloya yeni dönemde meclis çatısı altında oluşacak komisyon da eklenecek.

        Hız demişken birkaç noktaya değinmekte yarar var. Kuşkusuz bu sürecin ilerlemesinde en önemli faktör silah bırakma konusundaki gelişmeler olacak. Ankara bu noktada kararlı olduğu kadar, birkaç ay içinde devletin ilgili birimlerinin ikna olacağı adımlar bekliyor. Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında gerçekleşen silah yakmanın ardından örgüt bazı adımlar atsa bile; özellikle bölgesel şartların kendi lehine dönebileceği saplantısından kurtulamadı. Ancak ne İran savaşı, ne de SDG/YPG konusunda ortaya çıkan yeni durum onlara bu alanı açtı.

        BÖLGESEL İSTİŞARE HATTI

        Şimdi sembolik değil, gerçek anlamda ve hızlı biçimde silahların bırakılacağı adımlar takip edilecek. Ankara’nın bu süreci uzun zamandır bölgedeki aktörlerle istişare halinde takip ettiğinin altını çizelim. Şam’ın pozisyonu ve oynadığı rol malum. Son derece yapıcı adımlar atıyor. Bağdat yönetimi , Erbil ve Süleymaniye de bölge dengelerinin ve güvenlik mimarisinin yeniden kurulduğu dönemde sürece katkı sağlıyor. Esasen dışında kalmak da istemiyor.

        Gerek istihbarî, gerekse diplomatik anlamda bu alanda ortaya çıkan hareketlilik, ziyaretler, temaslar ve arka kapı diplomasisi hali hazırda devam ediyor.

        SDG’NİN FESİH KARARI

        Gelelim SDG/YPG konusuna. Mazlum Abdi, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) "bağımsız bir askeri güç" olarak varlığına son verildiğini duyurdu.Abdi bu açıklamayı, 26 Ağustos'ta, Şam'daki başkanlık sarayında yaptı: "Bugün Suriye Demokratik Güçleri'nin misyonunun sona erdiğini duyuruyor ve bağımsız bir askeri güç olarak feshedildiklerini tüm sorumluluk bilinciyle ilan ediyoruz."

        Bir gün öncesinde Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Mazlum Abdi ve beraberindeki heyeti kabul etmişti. Ankara, adımları ve temasları adım adım takip etti. Devlet katında en üst düzeyde bilgilendirmeler yapıldı.

        SÜRPRİZ Mİ GERÇEKTEN?

        Türkiye’de akıllara ziyan “analiz”lerle meseleye yaklaşanları saymazsak, bu yapının kendisini fesih noktasına geldiği sürpriz filan değildi. Türkiye, “O izin vermez, bu geçit vermez” korosuna aldırış etmeden yoluna devam etti.

        Ankara-Şam hattının kararlı ve aynı zamanda yapıcı tavrı, SDG’nin geldiği noktada elbette çok belirleyici oldu. ABD’nin özellikle Büyükelçi Tom Barrack üzerinden verdiği mesajlar ve yeni stratejisi de sürece katkı sağladı. Geç de olsa Amerikan yönetiminin devlet dışı aktörlerle kurduğu ittifakların sadece bölgeye değil, kendisine de yarar sağlamadığını fark etmesi önemli.

        BU BİR BAŞARI HİKAYESİ

        Buraya kadar anlattığımız hikaye Türkiye açısından gerçek anlamda bir başarı hikayesi. SDG’nin entegrasyon sürecinin beklenenden hızlı ilerlediği söylenebilir. Elbette tamamlanmış değil. Ama karşılıklı güvenle ilerliyor. Şam, Kürtlerle kurduğu ittifakın kendisini güçlendireceğinin farkında. Suriye Kürtlerinin de aynı yaklaşım içinde ilerlediğini söyleyebiliriz.

        İSRAİL VE KÜRTLER

        SDG’nin attığı bu adım, Irak başta olmak üzere diğer alanlardaki yapıları da kuşkusuz etkileyecektir. Daha geçen yıl Suriye’nin üçte birini kontrol eden, petrol kaynaklarına hakim bir yapının bugün fesih kararı alması ve entegrasyon sürecinin altını çizmesi hafife alınamaz. Ayrı bir yazı konusu olsa da not edelim. Bu hamle İsrail’in Kürtler üzerinden yaptığı hesapları alt üst etti. 90’lı yılların meşhur ifadesiyle ‘Kürt Kartı’nı elinden çekip aldı.

        Sürece dair konuşmaya ve tartışmaya devam edeceğiz. Sabır kadar ufka, hız kadar dikkate ihtiyacımız var. Yıllarımızı alacak bir değişim ve dönüşümün kapısından içeri girdik. Oyun bozarak ve oyun kurarak ilerleyeceğimiz uzun bir yol.