Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Oray Eğin Türk rock müziğinin üzerindeki Cem Karaca laneti
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Rock müziğinin politik doğasından dolayı rock yıldızlarının muhalif olmalarını bekleriz. Tarih boyunca böyle gelmiş, böyle gitmiştir. Bob Dylan savaşa isyan etti, John Lennon barış için yatağa girdi, Teoman ise… O da politik çıkış olarak Necip Fazıl Kısakürek’ten esinlendiği ve tam olarak ne dediği anlaşılmayan bir şarkı sözü/metin paylaştı. Hala Cihangir’de yaşayan ve dünya görüşü de Cihangir entelektüellerine paralel olarak Teoman ne yaptığını elbette bilecek kadar zeki. Bir şiirle birkaç taş birden vuruyor: Muhalif kitlenin sinirlerini bozuyor; belediyelerin konserleri yasaklamaya ve kara listeye sanatçıları aldığı bir dönemde kendisine güvenli bir alan açıyor; bir de, daha az önemsiz olmakla birlikte, kendisini bir kez daha entelektüel sanatçı olarak gösteriyor.

        Ne kadar tepki gösterilse gösterilsin, bu işi Ferman Akgül’den daha ustaca kotardığı kesin. 2000’lerin başında adını dahi hatırlamadığımız birçok grubu—Offspring, Linkin Park—taklit eden Manga’nın solisti de son günlerde yandaş rock’çı olarak anılıyor. Togg kullandığı, hükümetin sağlık politikalarını övdüğü ve bunların karşılığında da epey para kazandığı konuşuluyor. Teoman da Akgül de istediklerini yapmakta özgürler. Ama her ikisinin de üzerinde bir Cem Karaca laneti dolaştığını düşünmeden edemiyorum.

        MALI KAPIP GÖTÜRMEK

        Cem Karaca şarkılarını yeniden yorumlamak zordur. Buna yeltenenler kaçınılmaz olarak onu taklit eder. Şarkıları Cem Karaca hafiften ağzını yaya yaya, kelimeleri uzatarak söylemek neredeyse Türk rock müziğinde ondan sonra norm oldu. Ne zaman birisi Cem Karaca şarkısı söylese adeta bir parodiymiş gibi kulağa geliyor.

        Bunun tek bir istinası var. 90’lı yıllarda Mustafa Altıoklar’ın “Ağır Roman” filmiyle birlikte “Resimdeki Gözyaşları” yeniden gündeme gelmiş, Karaca’yı daha önce adını dahi duymamış bir nesil keşfetmişti. Şarkıyı konserlerinde söyleyen Teoman da bir albümünde yeniden yorumunu kaydetti. Bu kaydın başarısı şarkıyı kendine özgü yorumlaması, Cem Karaca’yı taklit etmemesiydi. Belki de Türk popüler müziğinde ilkti.

        Ferman Akgül de bir Cem Karaca şarkısını yeniden yaptı. Ama eski kataloglardan bir klasiği değil, 90’lardaki pop patlaması sırasında artık yasağı kalkmış, memlekete dönmüş ve değişen müzik ortamında kendine yer arayan “Raptiye Rap Rap”ı seçti. Cem Karaca’yı taklit etmemesi mümkün değildi; Teoman kadar iyi bir şarkı yazarı ve yorumcu değil, ayrıca Karaca’nın etkisinde kalmamak zaten imkansız. 2000’lerin post-grunge gruplarının mutfağından çıkmış ve o zamanlar rock barlarda çalınan yeni nesil grupların herhangi biri tarafından kaydedilmiş gibi duran şarkı yine de epey tuttu.

        Akgül’ün bugünkü söylemlerine, duruşlarına baktığımda ister istemez “Raptiye Rap Rap”ı mesajı değil de sadece akılda kalıcı bir şarkı olduğu için mi seçtiğini düşünüyorum. Sosyalist Cem Karaca’nın yeni liberal Türkiye’ye en alaycı bakışıydı zira şarkı. ABD’nin sözünden çıkmayan Turgut Özal’ı eleştiriyor, tarihin kendi kendini tekrarladığını söyleyerek askerlere nanik yapıyordu. Özgürleşen Türkiye’de yasaklar ABD istediği için devreye giriyor, birçok darbenin yok edemediği “şapka” kurtarıcı olarak geri dönüyordu. Üstelik pek çok kişinin hala içmeye ayranı bile yoktu.

        Bizzat devlet erkanı tarafından sahiplenen “bir koyup iki almak” veya dolar ve mark’a yatırım yaparak “malı kapıp götürmek” eleştiriliyordu. Geçenlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüzüne karşı “malı götürdük” diyen Kibariye’den de anlaşılacağı gibi bu merak henüz bitmiş değil. Rock piyasasındaki diğer şarkıcılar da Akgül’ü malı götürmekle suçluyor.

        Şarkı bugün dinlendiğinde de güncelliğini koruyor. Manga söylediğinde de öyleydi. Rock’ın politik klasiklerinin en büyük özelliği zamansızlığıdır zaten. “Raptiye Rap Rap” özellikle hiçbir şeyin değişmediğine dair bir isyan.

        Değişmeyen tek şey değişimdir misali, ironik biçimde en fazla evrim geçiren Cem Karaca oldu. Şarkının bizzat yazarı olarak o acaba yazdıklarına ne kadar inanıyordu, ne kadar sahipleniyordu? Asıl şaşırtıcı olan rap rap sonrası Cem Karaca’nın geçirdiği politik evrim.

        CİHANGİR ETKİSİ

        O dönüşüm FETÖ Lideri Gülen'in hayranlığına vardı. Uzattığı elini sert sıkmasından, gözlerinin içine bakmasından etkilenen, Hakan Şükür’ün Gülen’in nikah şahidi olduğu düğününe katılan, parayla bir “şiirini” okuyup kaydeden, televizyona çıkıp “Onu seviyorum, kim ne derse desin!” diye bayrak açan Cem Karaca’ydı. “Liberal-liberal malı kap götür al,” diyen Cem Karaca.

        Politik yolculuklarında rock yıldızlarının yanılma hakları da var, ama Cem Karaca’nın neredeyse beyin yıkanmasına dönüşünün nedenleri hiç sorgulanmadı. Sadece tarihe not düşmek adına bile irdelenmeliydi oysa. Bugün kariyerlerinde Cem Karaca’nın dolaylı katkısı olan iki rock’çının politik kaypaklıkla suçlanması bu yüzden adeta bir lanetin uzantısıymış gibi geliyor. Ancak bu lanetin ikisini nasıl etkilediği Cem Karaca’nın dönüşümü kadar gizemli ya da bilinmez değil.

        Akgül’ünkü maddi bir tercih. Teoman’ınki ise coğrafyanın, ya da en azından muhtardaki ikamet kaydının kader olduğunun örneği.

        Teoman bu metni Cihangir üretimi “Bir Başkadır” dizisini izleyince çok etkilendiği için yazmış. Bu dizinin Türkiye okuması epey çarpık, klişe ve haksız. Tıpkı Cihangir entelektüellerinin Türkiye’ye bakışı gibi yanıltıcı. Cihangir ısrarla öğrenmez, hatalarından ders almaz. Bu yaygın bir Cihangir Cumhuriyeti sorunu.

        Teoman’ın daha evvel de “yetmez ama evet” cephesine katılmış, bedeli ağır olmuştu. “Sıkıldım, tükendim,” işin bahanesiydi; kendi kitlesi ihanete uğramış gibi hissettiği için onu terk etti. Ama bu durumu unutturmayı başardı—Sezen Aksu başaramadı. Şimdi de “toplumsal barış” için böylesi bir çıkış yaptığını söylüyor. Bu toplumsal barış, hoşgörü, diyalog gibi sözler Cem Karaca’nın politik dönüş yaptığı yıllarda popüler olmuştu.

        Erken öldüğü, o yıllarda henüz YouTube, arama motoru ve dijital arşivcilik çok gelişmediği için Cem Karaca’nın sicilindeki kara leke çokça unutuldu. Teoman’ın avantajıysa kim ne derse desin artık bir kişinin tepki göstermeye ya da hesap sormaya takatinin kalmaması.