Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Başlığı böyle attım ama sonra her kelimesine ayağım takıldı.

 

***

 

Ali Suat Ertosun; HSYK istifalarına katılmayan üye. Ama “arkadaşların açıklamasına katılıyorum” dedi:

“Baskı var.”

 

***

 

2000, Aralık ayıydı.

Dipsiz Kuyu’nun ilk mekanı Milliyet de, kanlı filmlerin yönetmeninin Hürriyet’i gibi, “Basında Güven”e nazire, “kanlı cezaevi yalanları” döşüyordu.

 

***

 

Büyük medya bir dizi yalan manşet düzmüştü; katliamı meşru ve makul göstermek için, nice ünlü yönetmen ve yazar, kurşun da gaz da döktürmüştü!

Hiçbiri, çok sonradan bile, pek utanmadı.

Hakikatler ortaya çıktıkça, yazdıklarından pek tiksinmedi.

Gazla boğulmuş, alevlerle erimiş kızlar, tatlı rüyalarına pek kabus olmadı.

 

***

 

Oysa, daha sonra bazı “bağımsız mahkemeler” Hayatı Katledişin adını koymaya başladı.

Bir okuyun kararları:

“Tutuklu ve hükümlüler, bedensel ve mekansal anlamda idarenin elinde olduğundan, operasyonun insan hayatını tehlikeyle düşürmeyecek şekilde planlanması ve uygulanması gerekirken; (Bayrampaşa’da) 12 kişinin ölmesi, 77 kişinin yaralanmasıyla ölçülülük kuralına uyulmadığı, orantılı güç kullanılmadığı kanaatine varılmıştır.

Bakanlıklar; yasa hükümlerine göre kamu gücünü kullanarak özgürlüğünden yoksun bıraktıkları, gözetimleri altındaki, ulusal hukuk ve uluslararası sözleşmelerdeki yükümlülükler dolayısıyla hakkını korumak zorunda oldukları …’nın yaşam hakkını ihlal etmiştir.”

Ya da, “bal ticareti” ile iştigal ederken, “yasadışı sol örgüte yardım ve yataklıktan tutuklanan”; bakın sadece tutuklanan, mahkum bile olmayan, operasyonda öldürülen bir çocuk babası için açılan davadaki karar:

“Operasyonda silahla mukavemet ettiğine dair delil yoktur. Ölümü meşruiyet sınırları içinde değildir. İdare yaşam hakkının korunmasıyla yükümlüdür.”

Bu davalarda devlet tazminata mahkum oldu.

Çünkü, “eski savcı” olan o babanın dediği gibi, “Oğlumu sağ teslim ettim; bana ölüsünü verdiler.”

 

***

 

Muhtemelen o ceset resimlerini hiç görmediniz. Görseydiniz; devlet vahşeti içinizi acıtırdı.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!