Covid-19, nam-ı diğer Coronavirüs, Uzakdoğu, Avrupa, komşu ülkeler derken gecikmeli olarak Türkiye’ye de sıçradı. Türkiye uzun bir süre bu virüs gelmesin diye uğraştı fakat o da bu zorlu sürece dahil oldu.

Önce insan hayatı, önce sağlık. Virüsün sağlık boyutu konuşulmaya devam ederken, bu sürecin ekonomik ve siyasi etkilerinin de hissedileceği bir döneme hepimizin hazır olması gerekiyor. Bu neden özellikle krizden krize savrulan Ortadoğu coğrafyası üzerindeki olası siyasi ve ekonomik etkilerini birlikte düşünelim istedim.

Ortadoğu’nun güçlü ekonomisi ve belirleyici siyasi yapısının lideri Suudi Kralı Selman bin Abdülaziz geçtiğimiz perşembe günü, Covid-19’in getirdiği tehlikelere yönelik bir konuşmasında “Önümüzdeki günlerde zor koşullarla karşılaşacak olan tek ülke Suudi Arabistan değil. Zira Körfez ve diğer Arap ülkeleri de tehlikede. Bu virüs, kitlesel imha silahı olarak tasnif edilebilir. Sonuçları ise her olasılığa açık,” yorumu ile aslında Corona sonrası süreci özetlemiş oldu.

Suudi Kralının konuşması geleceğe dair karamsar öngörü dışında yeni bir şey içermiyordu. İktidar ailesi kendi içinde iktidar için kavga, Veliaht Prens Selman’ın iktidara geçmesine şiddetli itirazlar ve Rusya'ya karşı - hem de yanlış bir zamanda - bir petrol savaşına girilmesi geliyor. Yemen savaşının ise Husilerin lehine sonuçlanmak üzere olduğunu unutmayalım.

Suudi Kralı'nın tam da bu zamanda ortaya çıkması, öncelikle vatandaşlarını kendi sağlığı konusunda rahatlatmak ve tahtı oğluna bırakacağına dair dedikoduların doğru olmadığı mesajını vermek, böylece Krallığın ekonomik ve siyasi geleceğiyle ilgili kaygıları azaltmak amacı taşıyor olabilir. Zira Krallığın iflas edebileceğine dair uyarıda bulunan iki rapor daha yeni yayımlandı.

Bu raporlardan ilki, iflasın üç yıl içinde gerçekleşebileceği tahmininde bulunan "Oil Price" tarafından, diğeri de daha çekinceli bir yaklaşım sergileyerek iflasın, petrole küresel talebin azalması ve dünyanın daha ucuz alternatif enerji kaynaklarına yönelme olasılığı nedeniyle 2034 yılında meydana gelebileceğini söyleyen "Uluslararası Para Fonu" tarafından yayınlandı.

İstisnasız bütün Arap devletlerinin karşı karşıya kalacağı kriz, Corona sonrasında başlayacak. Çünkü kimse bölgenin ve dünyanın ne durumda olabileceğine dair bir öngörüde bulunamıyor. Şu anki petrol savaşı, petrol gelirlerinin yarıdan da aşağıya çekilmesi, Körfez devletlerini etkileyecek ve fonlarındaki paraları tamamen veya kısmen çekecektir.

Raporlarda yer alan diğer muhtemel senaryolara bakalım…

Mesela, Mısır gibi başka devletler, Etiyopya ile, birkaç ay içinde tamamlanması beklenen el-Nahda Barajı arka planında su savaşına girebilir.

Irak, kendini İran ile ABD arasındaki vekalet savaşının meydanına dönüşmüş halde bulabilir.

Suriye'nin yeniden imarı mücadelesi, Arap devletlerinin bu iflasının gölgesinde büyük engellerle karşı karşıya kalabilir.

Katar gibi devletler ise sadece üzerindeki abluka nedeniyle değil, iki yıl sonra düzenlenecek dünya kupası hazırlıklarından dolayı büyük mali ve siyasi baskılar altında kalabilir.

Aynı şey önümüzdeki ekim ayında Dubai'de düzenlenecek EXPO fuarı için de geçerli ki şimdi ertelenmesi veya tamamen iptali gündemde.

Prens bin Selman'ın fitilini ateşlediği petrol savaşı nedeniyle şu ana kadar 450 milyar dolar kayba uğrayan OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) bünyesinde Cezayir, Libya, Kuveyt, BAE gibi başka devletler de var.

2014 yılındaki ilk petrol savaşından negatif yönde etkilenen bu devletler o dönemde petrol fiyatları, Suudi Arabistan'ın günlük iki milyon varil üretmesiyle 110 dolardan 30 doların altına gerilemişti. İkinci petrol savaşının en bariz kurbanlarından olacaktır.

Bu işten en kârlı çıkacak olan kişinin ABD Başkanı Donald Trump olması ise acı verici. Çünkü petrol fiyatlarındaki düşüş, seçimdeki şansını artıracak ve depolarını daha önceki fiyatın üçte birinden de düşük fiyata dolduracak!

Suudi Kralı, dünyayı sarsan virüs nedeniyle zor günler yaşanacağı uyarısını yaptı. Bu uyarı aslında Arap dünyasını bekleyen felaketin habercisiydi.

Birçok uzman, bütçe açıkları, genel harcamaların azalması, yeni vergiler, hizmet sektöründe fiyat artışları, işsizlik oranlarının yükselmesi, pahalılık, belki de yoksulluğun başlaması yüzünden daha zor günlerin başlayacağı öngörüsünde.

Nitekim Suudi Arabistan, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt genel harcamaları yüzde beş oranında düşürerek kemer sıkma yolunda ilk adımı attı. Gelecek olan ise daha büyük. İstisnai bir durum yaşanmadıkça iç karışıklık gündemi ile boğuşacak. Arap dünyasında yönetimler kuvvetle muhtemel yeniden şekillenecek.

Bunu da ayrıca konuşalım…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • byhekimoglu1 4 gün önce Suudi arabistanda krallık devrilse dikdatörlük gelir al birini vur ötekine ama bu kırallık bu krizden sora yıkılacak
    CEVAPLA