Önümüzdeki 10 yıllık süreçte yaklaşık 50 milyar internete bağlı cihaz olacağı hesaplanıyor. Bunu kucaklayacak 7 milyar insanın varlığından söz ediliyor. Bu cihazların oluşturacağı yeni dünyanın şekillenmesinde drone (robot) teknolojilerinden yapay zekâya, maker (üretici) hareketinden giyilebilir teknolojilere pek çok yeni akım rol oynuyor. Peki iş dünyası bu sürece hazır mı?

TÜSİAD’ın Dijital Ekonomi Yuvarlak Masası 2015 yılı projeleri kapsamında başlattığı Tech-Trend seminer dizilerinin haziran ayı Intel Yeni Teknolojiler Bölümü Dünya Başkan Yardımcısı Ayşegül İldeniz’i dinliyoruz. İldeniz, Silikon Vadisi’nde, görevi geleceği hayal etmek ve giyilebilir teknolojiler yaratmak olan bir takıma önderlik ediyor ve tüketicilerin günlük hayatlarında kullanabilecekleri moda ürünlerine teknoloji katmak için çalışıyor. İldeniz bunun için Barneys Newyork, Fosil, Tag Heuer, Oakley, Luxotica gibi markalarla işbirliği yaptıklarını anlatırken, önümüzdeki dönemde giyilebilir teknoloji alanına hiç kimsenin kayıtsız kalamayacağını vurguluyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde dijital uçurumun azalması için çalışan Ayşegül İldeniz, Intel’in Ortadoğu ve Afrika Bölgesi’nde insanların hayatlarını teknoloji ile iyileştirmek için birçok önemli projeye de imza atmış. 2015 yılı Mayıs ayında Amerika’nın ünlü ekonomi dergilerinden Fast Company’nin “Dünyanın en yaratıcı 100 kişisi” listesine giren İldeniz, Silikon Vadisi’nde çok büyük şirketlerin CEO’larının gelip, yeni dönemde ne yapmaları gerektiğini sorduklarını anlatıyor. 

Dijital ekonomiyi belirleyecek trendleri anlatan İldeniz, paket teslim eden robotlar, problem çözen sanal asistanlar, rutin işleri halledecek robot teknolojileri, ne yapmamız gerektiğini hatırlatan güneş gözlüklerinden söz ediyor. Ulaştırma alanında insansız araç teknolojisinin nasıl da hızla yaklaştığını anlatırken pek çok otomobil şirketinin Silikon Vadisi’nde çalışmaya başladığını söylüyor. Kazaların yüzde 95’inin insan kaynaklı olduğundan hareketle, “İnsansız araçlar sigorta sektörünü acaba nasıl etkileyecek?” diye soruyor. Sonra da lafı hiç dolandırmadan şu uyarıları yapıyor:

 
* 1-2 kişilik küçük şirketler köklü şirketleri yok edebilir. Yeni fikirlere bütçe ayırın. ‘Bunu yaparsak, yıllardır süren iş modelim bozulur’ demeyin. Genç fikirleri besleyin, var edin, izin verin.

* Startup şirketleri destekleyin, yarın size rakip olabilecek şirketlere bugünden yatırım yapın. n Türkiye’de müfredat çok geride. Robotik dersler, kodlama dersleri müfredata girsin. Yoksa Çin, ABD derken Romanya da bizi geçiyor. Ben 25 yıl boyunca tüm ülkelerin sırayla bizi geçtiğini izledim.

* Giyilebilir teknoloji konusundaki ilk çalışmalara startup şirketleri başladı, dikkat edin, büyükler değil. Biz yıllardır sensör’lerle çalışıyorduk, ama bunu giysilere eklemeyi onlar akıl etti. Bu şirketleri ciddiye alın. Ben zamanımın büyük çoğunluğunu venture capital fonlarıyla (girişim sermayesi) geçiriyorum.

 




50 YIL SONRA EN ÖNEMLİ TEDAVİ KÖK HÜCRE NAKLİ OLACAK

Kök hücre bağışı konusunda toplumsal farkındalık yaratmayı hedefleyen Kızılay ve GSK, Dünya Donör Günü’nde halkı kök hücre bağışına çağırıyor. Sağlık ürünleri şirketi GSK, kendi çalışanları arasında başlattığı kampanyayı şimdi tüm Türkiye’ye yayıyor. GSK Türkiye Medikal Direktörü ve Medipol Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yıldıray Tanrıver ve Hasta İlişkileri Departman Lideri Tuğba Çamlı Cantürk ile geçtiğimiz günlerde bir araya geldik. Onlar şirkette bir kampanya başlatarak herkesi kök hücre kardeşi yapmış. Tanrıver, 18-55 yaş arası herkesin sadece 5 dakika süren bir işlemle kan verebileceğini anlatırken, gelecekte sadece lösemi ve lenf bezi kanseri değil, akciğer ve kalp damar hastalıklarının da kök hücre nakliyle tedavi edilebileceğini söyledi ve ekledi: 50 yıl sonra belki de dünyadaki tek tedavi yöntemi bu olacak. Türkiye’de şu anda 46 bin donör var. Pazartesi günü başlayacak kampanyanın ardından önümüzdeki 5 yılda 250 bin donöre ulaşılması hedefleniyor. Peki Almanya’da donör sayısı ne? 5.5 milyon. ABD’de 7.8 milyon. İnsanlar, başlarına bir şey gelmeden böyle şeylerin önemini anlamıyor. Başımıza bir şey gelmesini beklemeyeceğiz değil mi?



 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!