TÜRKİYE, 16 ÜLKEDEN GENCİ VENEDİK’TE MİSAFİR EDİYOR 

Odağına gençleri alan, yaratıcı süreçlere gençleri katan her türlü işin, sanatsal etkinliğin, bir değil iki kez, üç kez anlatılması gerektiğinden yanayım. Bunu, geçtiğimiz günlerde açılışı yapılan Venedik Bienali 16. Uluslararası Mimarlık Sergisi Türkiye Pavyonu’nu gezerken bir kez daha düşündüm. Küratörlüğünü Kerem Piker, yardımcı küratörlüğünü Cansu Cürgen, Yelta Köm, Nizam Onur Sönmez, Yağız Söylev ve Erdem Tüzün’ün üstlendiği Vardiya projesi, daha güzel bir dünya için derdini anlatmak için kendine aracı olarak mimar adayı gençleri seçmiş. Tüm dünyaya açık çağrı yapılarak mimarlık eğitimi alan gençler bienaldeki Türkiye pavyonuna davet edilmiş. Gelsinler, ideallerini, enerjilerini, yaratıcılıklarını ifade etsinler istenmiş. 452 gencin başvurduğu açık çağrı sonrası 16 ülkeden 122 mimarlık öğrencisi seçilmiş. Bienali ulaşılabilir kılan bu yöntem sayesinde Venedik Bienali’nde, bambaşka dünyalardan gelen öğrenciler, aynı alanda buluşup yaratıcı işler ortaya çıkarmış. Ve çıkarmaya da devam ediyor.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı koordinasyonunda, Schüco Türkiye ve VitrA eş sponsorluğunda gerçekleştirilen Türkiye Pavyonu bienalin ana mekânlarından Arsenale’de, 25 Kasım tarihine kadar açık. Türkiye Pavyonu’nun içinde yelken bezinden çadırlar kurulmuş, adlarına ‘Yumuşak Hücre’ denmiş. Kimi Hindistan’dan, kimi ABD’den, bir tanesi Filistin’den, diğeri Çin’den 122 mimarlık fakültesi öğrencisi bir araya gelip o hücreler içinde yeni fikirleri yeşertmiş.

Bırakın yurtdışına çıkmayı, bugüne kadar hiç uçağa binmemiş, belki de yaşadığı şehrin dışına çıkmamış, bunun hayalini kurmaya bile çekinmiş pek çok genç, dünyanın en turistik şehirlerinden Venedik’te, 1 hafta süreyle bir bienale katılıyor, kendini ifade ediyor, ülkesinden çok uzaktaki yaşıtlarıyla sohbet ediyor, ciddiye alınıyor. Küratör Kerem Piker’in sohbet ederken anlattığına göre bienal için seçilen Mardinli gençlerden birinin dedesi, bugüne kadar hiç ilgilenmediği ‘bienal’le, torunu Venedik’e gelince bir anda ilgilenmeye başlıyor. Arkadaşlarına, akrabalarına “Bizim torun Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’na seçildi” diye anlatıp onunla gurur duyuyormuş.

Bir gencin ufkunu genişletmek, onun gelecek rotasını bambaşka bir yöne çevirmek bir yana, onun anne babasını, dedesini, okuldaki arkadaşlarını, belki evdeki küçük kardeşini etkilemenin bundan daha güzel bir yolu olabilir mi?

Türkiye Pavyonu’ndaki atölyelere katılan mimar adayı geçlerin yüzleri, çalışma alanlarındaki yelken kumaşlarının üzerine yansıtılınca bu şiirsel görüntü ortaya çıkmış. Her bir çadırın altında başka bir çalışma var.

‘FARKLILIKLARIMIZ YERİNE BİRLİKTE ÜRETMEYİ TERCİH ETTİK’

Serginin küratörü Kerem Piker, ülke temsili denen konunun bugüne kadar hep farklılıklarımızı, özgünlüklerimizi ortaya koymak motivasyonuyla yapıldığına vurgu yaptı. “Halbuki bizim aslında daha da fazla, dünyayla entegre olduğumuzu, dünyadaki mimarlık kültürünün bir parçası olduğumuzu kabullenmemiz ve bunun içinde hareket etmemiz gerekir” diyen Kerem Piker bu buluşmanın farklı tanıklıklara da aracı olduğunu şu sözlerle anlattı:

“İşte buradaki öğrenciler dünya mimarlık kültürünün bir parçası. Burada bir şeyleri göstermek için değil, birlikte konuşmak için varız. Bu projenin en önemli yanı bu. Ayrıştırıcı değil, birleştirici bir yer. Ama herkesin de söyleyeceği bir şey var. Atölye çalışmalarında gençlerin gözlerinin parladığını görüyoruz ve bu bize ne kadar doğru bir karar verdiğimizi gösteriyor.”

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!