Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Biliyorsunuz İnci Deri, geçtiğimiz ay üretimden çıkıp yoluna perakendeci olarak devam etme kararı aldı. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Ali Murad Kızıltaş, "Biz her şeyi üretiyorduk, bu da maliyetli bir şey. Onun yerine her şeyin en iyisini üretenlerle çalışma kararı aldık" diye gerekçelendirdi kararı. Kızıltaş, dünkü sohbetimizde de "Limitleri dipte kullandığımız bir üretim bandından vazgeçtik. Toplam ciro içinde yüzde 10'luk paya sahip bir işletme için yüzde 40 efor sarf ediyorduk. Üretim için harcadığım her bir kuruş yatırımı marka değerimi artırmaya harcayacağım. Şirket değerinin kat kat üzerinde marka değeri olan bir sürü marka var dünyada. Hiçbiri de kendim üreteceğim diye ısrar etmiyor" dedi.

        Ayakkabı sektörü bu günlerde hareketli. Düne kadar Çin ve Uzakdoğu rekabetinden yakınan üreticiler, şimdilerde bu konunun yakınından bile geçmiyor.

        Desa'nın patronu Melih Çelet'le sohbet ediyoruz, Çelet üretimi savunan taraftan. "Ben perakendenin daha maliyetli bir operasyon olduğunu düşünüyorum" diyor. Sonra da ekliyor: Biz imalatımızın yüzde yüzünü kendimiz yapıyoruz. Bundan önceki ekonomi politikalarında sanayici cezalandırılıyordu. Ama şu anda cari açıkla birlikte karar vericiler de Türkiye'de üretmemiz gerektiğinde hemfikir. Uzakdoğu ve Çin daha pahalı oldu. Çünkü orada iç talep hareketlendi.

        Çin'deki fabrikalar iç talebe mal yetiştirmeye çalışıyor. Biliyorsunuz lüks markaların en güzel pazarı Uzakdoğu ve Çin oldu. Artık oradan mal alma devri bitiyor."

        ŞİMDİ ÜRETİM ZAMANI

        Deri sektöründe Türkiye'nin en yüksek ihracatını yapan grup geçtiğimiz 2010'daki 43 milyon dolarlık ihracatı 2011 'de 57 milyon dolara çıkardı.

        Avrupa bu kadar sıkıntıdayken nasıl oldu bu peki?

        Çelet, "Bu daralmadan üst segmentteki markalar en az etkilendi" diyor, şu anda 355 mağazası olan Prada'nın 2012'de 70 yeni mağaza açma kararı aldığına vurgu yaparak. Prada, Desa'nın üretim yaptığı pek çok dünya markasından biri.

        Sohbetin sonunda Çelet'in saptaması net: Üretici olmanın keyfini şimdi çok daha iyi yaşıyoruz!

        Hotiç'in patronu Mehmet Hotiç de üretici olmayı savunanlardan. Rakiplerin bir çoğunun kendi üretimini yapmadığına vurgu yapıyor ve ekliyor: "Biz 1938'den beri üreticiyiz ve ayakkabı üretmenin teknolojisi yanında verimlilik nasıl artırılır, maliyet nasıl düşürülür iyi biliyoruz. Bu bizim genlerimizde var."

        Hotiç, günde 2 bin çift ayakkabı üretiyor, üretim kapasitesi toplam satışın yüzde 45'ini oluşturuyor. Mehmet Hotiç, üretimin mağazalaşmaktan daha fazla sermaye istediğini söylüyor. Yılda 15 mağaza açınca, üretime de fon yaratma zorunluluğu doğuyor Hotiç'e göre.

        Hotiç, Türkiye'de ayakkabı üretimi yapan çok sayıda kaliteli üretici ve fabrika olduğuna dikkat çekiyor. Ve diyor ki "Bunların çoğu Portekiz ve İtalya için üretim yapıyor. Biz de üretim yaptırıyoruz. Ama Türkiye'deki üretim özellikle deri ayakkabıda Çin ile karşılaştırılmaz, olsa olsa Portekiz ve İtalya ile karşılaştırılır."

        Mehmet Hotiç, ayakkabıda önümüzdeki dönemde en büyük rekabetin konfor sağlayan yüksek teknolojili ürünlerde yaşanacağına inanıyor.

        Hazırgiyim markası İpekyol'da da bugünlerde mart ayında mağazalara girecek ayakkabı koleksiyonunun hazırlığı var. İpekyol Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ayaydın, önce hazırgiyim mağazaları içinde satışa sunulacak koleksiyon için İtalya, Brezilya ve İzmirli üreticilerle çalışacak. "Göstermelik bir koleksiyon değil, çok fazla çeşitle giriyoruz" bu işe diyen Ayaydın, 1 yıl sonra da İpekyol Shoes tabelasıyla sadece ayakkabı satılan mağazalar açmaya başlayacak. Ayaydın, "Önce işi öğreneceğiz, sonra ayrı mağaza açacağız. Fiyatlarda rakiplerimiz düzeyinde olacak. Ve kısa zamanda bu işin önemli oyuncularından biri olmaya adayız" diyor.

        Diğer Yazılar