Ekonomimiz iyi durumda, işler iyiye gidiyor diye konuşmakta, moralleri yüksek tutmakta, kuyruğu kıstırmamakta fayda var, inkar etmem.

Yandık, bittik, öldük edebiyatını da oldum olası sevmem.

Ama bu söylemlerin, gerçekleri görmemizi ve bu gerçeklere göre önlem almamızı engellemesini de Allah biliyor ya, istemem.

Ekonomimizin değerlendirmesini sığ bir borsaya ya da Merkez Bankası hesaplarındaki “Net hata noksan” kalemindeki 22 milyar dolarlık artışla dengelenen dolara bağlı olarak yapmak da çok hoşuma gitmez.

Ben ülkelerin değerini reel ekonomiye bakarak hesaplamayı tercih ederim.

Biliyoruz ki, bu ülkenin en önemli sektörlerinden biri otomotiv.

Dünya çapında bir üretim üssüyüz ve ihracatta olsun, iç pazarda olsun otomotivin önemi büyük.

Ve bu önemli sektör çok ciddi bir biçimde “alarm” veriyor.

Bakın “İyi giden ekonomimizde” önemli bir yere sahip olan otomotivin yılın ilk ayındaki durumu ne:

- Toplam üretimdeki düşüş yüzde 12

- Otomobil üretimindeki düşüş yüzde 16

- Ticari araç üretimindeki  düşüş yüzde 1

- Hafif ticari araç üretimindeki artış yüzde 1

- Ağır ticari araç üretimindeki düşüş yüzde 25

Bunlar üretim rakamlarıydı.

Satış rakamları ise daha da beter durumda:

  • Toplam pazar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60 küçüldü
  • Otomobildeki düşüş yüzde 59 oldu
  • Ticari araç pazarı toplamda yüzde 62 küçüldü
  • Hafif ticari araç pazarı yüzde 60 azaldı
  • Ağır ticari pazarı ise yüzde 72 düşüş gösterdi

İhracat geliri ise dolar bazında yüzde 2, Avro bazında ise yüzde 9 arttı. 

Bu durum iyi bir işaret değil.

Bu düşüşlerin istihdama ve doğrudan ve dolaylı vergi gelirlerine de aynen yansıyacağı düşünülürse önlem alınması gereken bir gidişata işaret ediyor.

Buradaki sorunu Tanzim Satış Mağazaları ile çözmek de pek mümkün görünmüyor…

***

Traktör ve verimlilik

Pazar günü de traktör satışlarındaki vahim gerilemeyi yazmış ve bunun tarım sektörü açısından olumlu bir durum olmadığına değinmiştim.

Bazı okurlar “İyi de Türkiye’de gereğinden fazla traktör var zaten” mealinde itirazlar yöneltti.

Doğru.

Türkiye’de ekilebilir alanlara ve tarımsal üretime oranla fazla traktör var.

Türkiye’de toplam ekilebilir tarım alanı meralar hariç 23 milyon 763 bin hektar.

Kamunun verilerine göre traktör sayısı ise 1 milyon 800 bin.

Her 13.2 hektar araziye bir traktör düşüyor.

ABD’de ise toplam ekilebilir alanlar 368 milyon 263 bin hektar.

Traktör sayısı ise 4 milyon 800 bin.

Her 76.7 hektara bir traktör düşüyor.

Traktörü bizden hemen hemen 6 kat daha verimli kullanıyorlar.

Üretime oranlamayı ise yapmıyorum bile, çünkü asabımız bozulur.

***

Bir videodan farklı çıkarım

CHP’den AK Parti’ye geçerek AK Parti’nin Milas Belediye Başkan adayı olan zatın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmeyi, taraflı tarafsız herkesin midesi bulanarak dinlediğini düşünüyorum.

Böyle tiplerden ne partisine ne memlekete zerre fayda gelmeyeceğini en iyi Cumhurbaşkanı Erdoğan bilir.

Ki zaten konuşma sırasında ses tonu hissiyatını gösteriyor.

Ne yazık ki, siyasetin her tarafında böyle tipler var, bu sadece ifşa olmuş bir örnek.

Benim asıl meselem bu zattan söz etmek değil.

Ben başka bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.

AK Parti Genel Başkanı olarak, Erdoğan’ın seçime verdiği dikkate.

Erdoğan’ın iki konuşması çok dikkatimi çekti.

Biri İstanbul’da bir gece partisinin İl Başkanlığı’na gittiği gece.

Orada gece yarısından sonra partisinin sandık görevlilerini arıyor ve sorular soruyor.

Sorularına beklediği yanıtları alamayınca görevlilerin gevşek davrandığını anlıyor ve onların üzerinden tüm görevlileri kürsüden uyararak, “Her an sizi de arayabilirim” diyor.

Ödül ve ceza mekanizmasını işletebilen biri olarak bu uyarının anlamını çok iyi biliyor.

Milas Belediye Başkanı’nı ise internet sitesindeki bir logoya takıldığı için arıyor. Eski fotoğraflardan birinde CHP logosunun göründüğünü ve bunun seçmenin kafasını karıştırabileceği uyarısını yapıyor.

Sonra da muhalefet her seçimden sonra “Biz nerede hata yaptık” diye soruyor.

Erdoğan 17 yıllık iktidara rağmen hâlâ tüm seçimlere böyle yaklaşıyor.

Muhalefetin nasıl yaklaştığını ise hep beraber izliyoruz zaten.

***

Nusret'in başarısı

Nusret’i bir et lokantası olarak beğenmiyor olmam kendisine saygı duyulmamasını gerektirmiyor.

Bazılarının küçümsemesine “Dünyanın her yerinde görgüsüzlere hitap eden bir görgüsüzlük” demesine bakmayın.

Adam başarılı.

Hem de çok başarılı.

2007 yılında Günaydın Kasabında kasap.

Sonra ocakçı.

2010 yılında New York’ta lokantalarda yamak.

2018 yılında yüzlerce çalışan, dünyanın en popüler yerlerinde pek çok restoranın sahibi ve bu restoranlar hem ünlülerin uğrak yeri hem de çok pahalı.

8 yıldan kısa sürede kasap çıraklığından, çok bilinen bir dünya markası olma.

Bugün muhtemelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sonra dünyada en bilinen Türk.

Bu az uz bir başarı değil.

Aşağılamak değil, saygı duymak lazım.

Nusret 2007
Nusret 2007

Nusret 2018
Nusret 2018

Nusret 2019
Nusret 2019

 

***

Büyükelçilikten

Londra Büyükelçimiz Ümit Yalçın aradı.

Büyükelçilikteki fotoğraf sergisi ve defile ile ilgili yazdıklarım üzerine.

“Fatih Bey, o sergi ve defile benim göreve başlamamdan önce gerçekleşmiş bir olay.

Sakın yanlış anlamayın, kötü bir olay anlamında söylemiyorum. 15 Temmuz Olaylarının duygusal hassasiyeti ile yapılmış ve çok da başarılı olmuş bir sergi. Bunun yanı sıra buradaki bir modacımız da burada bir sanatsal gösteri yapmış. Konunun benimle bir ilgisi yok ama bu bir sanatçının yaklaşımı. Kimi beğenir, kimi beğenmez. Sizinki biraz ağır eleştiri olmuş” dedi.

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Anketlerin en güvenilir kişisi değil, tanıyanların en güvendiği  kişi olmak için uğraştığımız zaman.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • mrtyildirim78 4 ay önce Fatih bey merhaba.Telefon görüşmesini şimdi youtube ile izledim daha doğrusu izlemeye çalıştım hakikaten mide bulandırıcı yarısına gelemeden kapatmak zorunda kaldım.
    CEVAPLA
  • lkizilaslan3144@gmail.com 4 ay önce Fatih abi şu başakşehir i enine boyuna bir yazar mısın. Dun hakem yine başakşehir i kolladı.
    CEVAPLA
  • yenercan 4 ay önce tarımda üniversiteler ve kobilerle sıkı bir iletişim içerisinde ve en önemlisi teknoloji ile kendimize yetmek bir yana ihraç fazlasına ulaşabiliriz düşüncesindeyim konya kadar hollanda yapıyorsa uzun vadede biz neden yapamıyalım
    CEVAPLA
ÖNCEKİ YORUMLARI GÖSTER (6)