Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Cahillerle ya da cahil taklidi yapanlarla mücadele hayli zordur.

Konuları öylesine saçma, öylesine akıldan ve izandan uzak bir şekilde ele alırlar ki, yanıt bile veremezsiniz. O düzeyde yanıt vermek bile mümkün değildir çünkü. Bunun son örneği Japon yeni, Türk lirası karşılaştırması.

Bir Amerikan doları 11,5 Türk lirasına denk gelmeye başlayınca, Türk ekonomisinin güçlü olduğunu cühelaya kanıtlamak isteyen cahiller, “Bakın bir 110 Japon yeni 1 dolar ediyor. Paraları bizden daha değersiz. Ama Japonlar ekonomimiz kötü demiyor” diyerek 70 üzerinde IQ’ya sahip herkesin zekasıyla dalga geçmeye başladılar.

Madem öyle gelin parası değersiz Japonya’ya bir göz atalım.

Japonya 5,5 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğü ile ABD ve Çin’den sonra dünyanın en büyük 3. ekonomik gücü.

Türkiye’nin de hemen hemen 10 katı büyüklükte bir ekonomiye sahip.

Kişi başı geliri ise yaklaşık 43 bin dolar.

Yani bizim 7 katımız.

Yıllık ihracatı pandemi öncesi 738 milyar dolarla bizim ihracatın hemen hemen 6 katı.

Ancak pandemiden sonra 650 milyar dolara düşerek hemen hemen 5 katımızda kaldı. (2021’in ilk üç ayında Japonya’nın ihracatı yüzde 31 arttı.)

Japonya’nın enflasyon oranı yüzde 1 civarı. Yani bizim açıklanan “resmi” enflasyonun 20’de biri.

Yüzde 2,4 olan işsizliği ise bizim resmi işsizliğimizin 10'da biri.

1440 dolar olan asgari ücreti ise benim bu yazıyı yazdığım saatlerde 16 bin 500 TL’ye denk geliyordu ve bizim asgari ücretin 6 katı.

Ve Japon yeninin dolar karşısındaki değeri 1990’ların başından beri hemen hemen hiç değişmiyor.

1 dolar 100 yen civarında yüzde 10 iniyor, yüzde 10 çıkıyor.

Dolar Japon yeni karşısında bizde olduğu gibi 8 yılda 6 kat değer kazanmıyor.

Ve muhtemelen Japonya’da iktidar partisi sözcüleri, hitap ettikleri vatandaşı beyinsiz ahmaklar yerine koymuyor.

Japonya’da hiçbir siyasetçinin aklından vatandaşın aklı ile alay etmek dahi geçmiyor.

Yani işin özü şu.

Biz bizim siyasetçilerden beceriksizliklerin bedelini harakiri yaparak ödemelerini falan beklemiyoruz.

Bizi aptal yerine koymasınlar yeter.

Gerisine sonra bakarız.

Tamam mı!

Daha önce yazdım, sonra başkaları da yazdı. Pfizer, COVID 19’a karşı yüzde 89 etkili olduğunu açıkladığı Paxlovid adını verdiği bir ilaç geliştirdi.

İlaç şu an “Acil Kullanım” için FDA’in onayını bekliyor.

Bu arada Pfizer de ilacın gelir düzeyi düşük ülkelerde de kullanılabilmesi için, eşdeğerlerinin üretilmesine izin veren bir anlaşmayı 95 ülke ile imzaladı.

Bu ülkeler, Paxlovid’in jeneriğini üretebilecek ve ucuz fiyata COVID hastalarında kullanabilecekler.

Ancak Pfizer’in anlaşma yaptığı ülkeler arasında ne yazık ki, Türkiye yer almıyor.

Pfizer Türkiye’de bu ilacın jeneriğinin üretilmesine izin vermedi.

Büyük ihtimalle kendi üretecek ve kendi satacak.

İlacın ABD fiyatı Merck’in daha düşük etkili  ilacından 170 dolar daha ucuz.

Paxlovid’in bir tedavilik dozu 530 dolar.

Yani ilaç gelene kadar kaça çıkar bilemem ama bugünün fiyatları ile yaklaşık 6.000 TL.

Bu fiyat elbette hastaneye yatmaktan, yoğun bakıma alınmaktan ve hatta ölmekten daha düşük bir maliyet ama yine de Türkiye için hayli yüksek.

Bakalım Pfizer jenerik üretimine dahil etmediği Türkiye’de bu ilacı kaça satacak.

Madem sağlık meselesine girdik oradan devam edelim.

Muhalefet partileri, TBMM’ye bir önerge vererek, Tip 1 diyabet hastası çocukların kan şekerini ölçen sensörün ve buna bağlı olarak gerekiyorsa çocuklara insülin veren pompanın SGK kapsamına alınmasını istediler.

20 bin çocuğun hayat koşullarını iyileştirecek, okula sorunsuz devam etmelerini sağlayacak, ailelerin içine rahatlatacak bir önerge.

Bu son derece insani talep, ne yazık ki, iktidar ortaklarının oyları ile TBMM’de reddedildi.

Belli ki, iktidar tarafı önergenin içeriğine bakmıyor.

Muhalefetten geldi ise hemen reddediyor.

Bence muhalefet partileri “Allah birdir ve ondan başka tanrı yoktur” diye bir önerge versinler.

Zannederim muhalefetten geldi diye onu bile reddedeceklerdir!

İki gün önce İstanbul’daki yeni televizyon kulesinden fotoğraf çeken iki turistin tutuklanmasının ne kadar aptalca bir iş olduğunu yazdım.

İktidar trolleri kudurmuş gibi saldırıya geçtiler.

Neymiş, Türkiye’ye değil İsraillilere sahip çıkmışım.

Bu garabete sahip çıkmayarak Türkiye’ye sahip çıktığımı, Türkiye’nin komik bir ülke haline düşürülmesine karşı çıktığımı anlamalarını elbette beklemiyordum.

Böyle bir izandan yoksun olmasalar, zaten üç kuruşa trollük yapmazlardı.

Ama dün bu iki turist serbest bırakılıp ülkelerine gönderilince birdenbire sesleri kesildi.

Hele hele İsrail’in Cumhurbaşkanı’na teşekkürü sonrası tamamen sustular.

Geriye kala kala bağımsızlığını yitirdiği bir kez daha tescillenmiş ve biraz daha yıpratılmış bir Türk adaleti imajı kaldı.

Millet "Biz bu ekonominin kitabını yazdık" cümlesine çok takıldı. 

Ben ise hiç ama hiç takılmıyorum. 

Kitap yazmayı engelleyen bir yasa, bir kural, ya da bir etik anlayışı yok. 

Herkes kitap yazabilir. 

Ama her yazılan kitap ya da kitaplarda yazan her şey doğrudur diye bir kural da yok. 

Bazen doğruyu görmek için yanlışı yaşamak gerektiğini unutmadığımız zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Hakan 2 ay önce Bizimmi haberimiz yok yoksa japonlardamı yenden 6hane attı öbür türlüsünü düşününce dolar yenin 100 TL'nin 12milyon katı oluyor sayın bakan
    CEVAPLA
  • Koray 2 ay önce Fatih Bey, liradan 6 sıfır atıldı diye paramızın 1 milyon kat değerlendiğine inanlar var, Japon yeni karşılaştırmasında, çok fazla detaya girmişsiniz, fazla bilgi error veriyor...
    CEVAPLA
0:00 / 0:00