Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

 
Tamam siyasetin dili hâlâ sert ama halk arasında daha pozitif bir hava var sanki.

Evde en iyi pideyi kimin yaptığı, berberlerin ne zaman açılacağı şu an herhangi bir siyasi meseleden çok daha fazla meşgul ediyor gündemimizi. 

Salgına dair rakamlar düştükçe tedirginliğimiz de azalmaya başladı.

Peki salgın döneminde kutuplaşma azaldı mı?

Salgının etkileri üzerine kamuoyu araştırmaları yapan iki ismi, Konda Genel Müdürü Bekir Ağırdır’a ve İstanbul Ekonomi Araştırma Genel Müdürü Can Selçuki’yi arayıp sordum.

 

‘FAHRETTİN KOCA KUTUPLAŞMAYI YUMUŞATTI’

 

Bekir Ağırdır’ı Konda’nın aylık raporunu yazarken yakaladım.

“Sağlık Bakanı Fahrettin Koca hakkında toplumdaki kanaat çok olumlu. Mart ayı araştırmamızda kutuplaşma çok net görünüyordu. Oysa şimdi Fahrettin Koca üzerinden bir yumuşama hali var. Toplum ciddi bilgiye aç. Sağlık Bakanı her gün açıklama yaparak bu ihtiyacı karşılıyor” diyor.

 

‘APARTMANLAR YENİDEN KOMŞULUĞU KEŞFETTİ’

 

Sağlık sistemimiz iyi çalışıyor. Doktorlarımızla gurur duyuyoruz. Bu milli bir başarı ve gurur duygusu yarattı. Pozitif bir atmosfer oluşmasında bunun da etkisi olabilir mi?

Bekir Ağırdır, bu düşüncemi destekliyor.

“Dayanışma yeniden keşfedildi. Kimileri hastanelerdeki ihtiyaçları karşılamak için küçük kampanyalar yapıyor, kimileri yerel düzeyde küçük seferberlikler başlatıyor. Bütün bunlar insanların hayatına değiyor. Bir de bu süreçte apartmanlar yeniden komşuluğu keşfetti”.

Hafta sonu Bekir Bey’in eşinin dişi ağrımış. Doktordan mesajla reçete almışlar ama sokağa çıkma yasağı olduğu için muhtarı arayıp izin istemişler. O an öğrenmişler ki muhtarlık mahalledeki gençlerle bir dayanışma ağı oluşturmuş. İlaç kapıya kadar gelmiş. Bu çok basit bir örnek ama 40 bin muhtarın 10 bini bunu yapıyorsa düşünün nasıl bir etkisi olur? 

 

‘KORONA İLE SEÇMEN ESKİ BLOKLARA DÖNDÜ’

 

Ben böyle iyimserim ama İstanbul Ekonomi Araştırma’nın 24 Nisan’daki raporunda “Mart ayından beri kutuplaşma artıyor” cümlesini görünce şaşırdım.

Can Selçuki’yi arayarak bunu nasıl açıkladıklarını sordum.

Meğer mantıklı bir açıklaması varmış.

“Koronavirüs’ten önce ekonomik memnuniyetsizlikler nedeniyle yüzer gezer seçmen kitlesi artıyordu. Fakat salgının yarattığı korkuyla eski bloklara dönüş oldu. 

Nisan başında yaptığımız araştırma Cumhur İttifakı’nın yüzde 50’ye yeniden yaklaştığını gösterdi. Bu oran salgından önce yüzde 44-45 civarındaydı.

Aslında bu, toplumun fikri bakımdan kutuplaştığı anlamına gelmiyor. İnsanlar güvende hissedecekleri partilere döndüler” diyor Selçuki.

Gerçi sosyal medyaya bakılırsa kutuplaşmanın azaldığı falan yok ama “Twitter toplumu temsil etmiyor. Hatta siyasetçilerin Twitter’ı fazla ciddiye almasının sıkıntısını yaşıyoruz. Bence toplumun ancak yüzde 30’unun hissiyatını yansıtıyordur” diyor Selçuki. Çok haklı.

 

‘MİLLİYETÇİ PARTİLER YÜKSELECEK AMA...’

 

Şu sıralar eli kalem tutan herkes korona salgınından sonra dünyanın nasıl değişeceğine dair tezler ortaya atıyor. 

En çok duyduğumuz analizlerden biri de şu; “Milliyetçilik, sağ popülizm ve otoriterlik artacak”.

Devletlerin şu an tedbir için getirdikleri yasakların bir zihniyete dönüşeceğine, ekonomik daralma ve yeni salgın korkusuyla içe kapanacaklarına dair bir endişe bu…

Peki milliyetçi siyasetçiler kendileri için bir fırsat dönemi görüyor mu?

Bir dönem MHP’nin en vitrin isimlerinden olan Oktay Vural aradı, biraz sohbet ettik. Bir süredir sıcak siyasetten uzaklaşsa da dünyadaki gelişmeleri yakından takip ediyormuş Oktay Bey.

İlginç bir tespit yaptı:

“Bu süreç milliyetçi partileri ve milliyetçi siyaseti güçlendirecek ama bu içe kapanma ve otoriterlik anlamına gelmemeli. Duvar örücü, kendi insanını dünyadan koparan marazi bir milliyetçilik anlayışı değil, demokrasiyi ve temel insan haklarını gözeten, uluslararası iş birliğine önem veren bir milliyetçilik anlayışı öne çıkacak” diyor.

 

‘SİYASETİN EKSENİ DEĞİŞECEK'

 

Siyasetin ekseninin de değişeceğini düşünüyor Oktay Vural.

“Bu kriz bilim adamlarını öne çıkardı. Yalan yanlış bilgilere ve kutuplaşmaya karşı insanlar doğru bilgi arayışı içindeler. Kutuplaşmaya, korku ve tehditlere dayalı değil, bilgiyi ve fikri merkeze koyan, güven veren bir siyaset anlayışına talep olacak” diyor.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!