Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Son günlerde siyasetin en renkli olayı galiba CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile AK Parti’nin yeni İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe arasındaki kahve ziyareti jesti oldu.

Kaftancıoğlu, katıldığı bir yayında Kabaktepe’yi ziyaret edeceğini söylemişti. Bunun üzerine Kabaktepe de “Buyursun gelsin, memnun olurum. Konuşmamız İstanbul'a güç katar. Hemşehrimi ağırlamak, güzel bir kahve içmek isterim" dedi…

Kaftancıoğlu ise davetten memnun olduğunu ifade ederek “Hemşehrimin kahve davetine icabet edecek ve görevinden ötürü kendisini kutlayacağım” diye yanıt verdi.

Siyasetin kutuplaşma ortamında elbette bu karşılıklı jestler çok güzel fakat Kaftancıoğlu başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere AK Partililerin son dönemde en çok hedef aldığı isimdi.

İşte bu yüzden Kabaktepe’nin jestinin parti içinde nasıl karşılandığını soruşturdum biraz.

Kabaktepe’yi ve partiyi yakından tanıyan bir isim şu yorumu yaptı: “Osman siyasete yeni atıldı. Onun heyecanı içinde davranarak Kaftancıoğlu’nun ziyaret isteğine karşı alicenaplık gösterdi ama partide biraz tepki var. Kaftancıoğlu’nun Cumhurbaşkanı’na karşı çok sert ve kabul edilmez ifadeleri olmuştu. Bu nedenle doğrudan kendisine bir şey demezler ama memnuniyet de yaratmadı.”

Kapaktepe’nin kahve daveti AK Parti’de yüzleri ekşitmiş belli ki…

Düşünün bir kardeşiniz var. Sizden intikam almak için sağda solda çıkıp aleyhinizde konuşmayı hayatının tek gayesi haline getirmiş, medyanın ilgi odağı olmaya çalışıyor.

Başka biri olsa şikâyet edersiniz ama söz konusu özbeöz kardeşiniz olunca “Ya sabır” diyorsunuz…

Kemal Kılıçdaroğlu’nun kardeşi Celal Kılıçdaroğlu ile imtihanından söz ediyorum…

Bu zat ara sıra ortaya çıkıp Kemal Bey’i zora sokacak açıklamalarda bulunuyor.

Dikkat çekmek için açlık grevleri yapıyor, Beyaz TV yayınında “Tayyip Erdoğan da bir Atatürk” diyor, üye olmak için AK Parti’ye gidip poz veriyor fakat sonra üye olmadığı ortaya çıkıyor; çocukları akli dengesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle dava açıyor…

Şimdi de Diyarbakır'da HDP binası önünde evlat nöbeti tutan ailelerin yanına gidip "Ben de ağabeyimi HDP'den istiyorum" pankartı açmış.

Kimi medya organları, sırf Kılıçdaroğlu’nu sıkıştırmak için bu adamı ciddiye alıp haber yapıyor.

Lafın kısası Kemal Bey’in kardeş çilesi bitmiyor ama üzülmesin, aklı başında herkes olup bitenin farkında.

Biz en iyisi “Allah kardeşin de hayırlısını versin” diye dua edip geçelim…

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, dün Meclis’te bir basın toplantısı düzenleyerek "Yargı yolunu açmak için dokunulmazlıkları kaldıracağız. HDP hem siyasi hem de hukuken kapanacaktır " dedi.

Cümleleri arasında “Milletin vicdanında kapatılacaktır” diyerek sandığı işaret etse de “Hukuken de kapatılacaktır” sözü son derece dikkat çekti çünkü bugüne kadar AK Parti kurmaylarından hiçbiri bu netlikte bir cümle kurmamıştı.

Hatta aksine, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş “Parti kapatmanın Türkiye’de olumlu sonuçları görülmedi” demiş, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise kapatma yerine Hazine yardımının kesilmesi gibi seçeneklere işaret etmişti.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan da geçen ay Habertürk TV’de katıldığı yayında kapatmanın çözüm getirmeyeceğini şu sözlerle ifade etmişti:

“Bir partinin kapatılması sosyolojik olarak ona oy verenlerin yok olmasını sağlamıyor. AK Parti de kapatma riskiyle karşı karşıya kaldı, 1 oy farkla kurtuldu. Parti kapatmaların yaraya merhem olmadığını, hatta mağduriyet doğurduğunu, söz konusu siyasi hareketi güçlendirdiğini gördük. Geçmişte HDP’den önce de benzer görüşteki partiler kapatıldı fakat ona oy verenler yok olmadı. Parti kapatma her ne kadar yargı kararı olsa da ben bu ülkede bir vatandaş olarak şunu söylüyorum; HDP yüzde 10 oy alıyorsa bundan diğer partilerin de ders alması lazım. HDP geldiği yer itibarıyla kapatılmayı isteyen bir parti gibi davranıyor. Avrupa’da olsa çoktan kapatılmıştı. MHP’nin refleksini o açıdan anlıyorum ama kapatılması durumunda sonuç alınmama ihtimalini de iyi düşünmek gerekir. Yargının kapatma dışındaki yolları değerlendirmesi gerektiği kanaatindeyim.

AK Parti kurmaylarının açıklamaları ortada… Daha önemlisi Cumhurbaşkanı Erdoğan da kapatılması yönünde hiçbir açıklama yapmadı. Hatta konusunu bile açmadı.

Hâl böyleyken Cahit Özkan neden böyle bir çıkış yaptı? Bireysel görüşü mü yoksa MHP’nin çağrıları karşısında AK Parti tavır mı değiştiriyor?

Dün bu soruyu AK Parti kurmaylarına ve Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına sordum ve hepsi aynı yanıtı verdi: Cahit Özkan’ın açıklaması parti kararını yansıtmıyor, HDP’nin kapatılması konusunda alınmış bir karar yok…

Hatta kimileri Cumhurbaşkanı’nın İnsan Hakları Eylem Planı’nı açıkladığı günde Cahit Özkan’ın böyle bir çıkış yapmasını da yersiz bulmuş açıkçası…

Elbette son sözü Cumhurbaşkanı söyleyecek ama AK Parti ve hükümet kanadı içinde HDP’nin kapatılmasını destekleyenler olduğu kadar doğru bulmayanlar da olduğunun altını çizelim.

Lafın kısası, Cahit Özkan’ın sözleri -en azından şimdilik- AK Parti’yi temsil etmiyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!