Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Önceki akşam İçişleri Bakanı Süleyman Soylu TRT Haber ekranına çıktı.

Tabii ki en çok merak edilen konu suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddiaları hakkında ne söyleyeceği idi.

Meseleyi program sonuna bırakmak kanal yönetiminin kararı mıydı yoksa Soylu kendisi mi öyle istedi bilmiyorum ama nihayetinde konuşması önemliydi.

Bana göre o bölümde kurduğu en hayati cümleler şunlardı:

“Ortaya bir şey çıkmış. Bana diyorlar ki: 'Bu konuyu ağzına alma.' Ya ben niye ağzıma almayayım? Bütün millete, bütün siyasete malzeme olmuş bu mesele. Ben bunu anlatmayıp da ne yapacağım? Gazetecilerle birbirimize hatır mı soracağız? Biz millete açık insanlarız. Demokrasinin ana şartı budur. Bu millete açık olacaksınız çünkü millet adına emaneten hizmet yönetiyorsunuz. Sizinle alakalı bir şey söylendiğinde ‘Aman boşver, ne alakası var?’ diyemezsiniz. (İddiaların) En küçüğüne de en büyüğüne de bir şey söylemekle mükellefsiniz...”

İşte yapılması gereken tam olarak budur.

Gazeteciler açıkça sormalı, siyasetçiler de hem millet hem de hukuk önünde anlatmalı.

Şeffaflık, şeffaflık, şeffaflık...

Şu günlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey bu...

Konu ister görevden alınan bir bakan hakkındaki yolsuzluk iddiaları olsun, ister yasadışı menfaat iddiaları...

İktidarın başta kendi seçmeni olmak üzere tüm kamuoyunu ikna edecek net açıklamalar yapması, savcıların da bir an önce hukuki süreci başlatması lazım.

Sessiz kalmak ancak meseleleri büyütür.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in İkizdere ziyareti sırasında çok tatsız olaylar meydana geldi.

Önce yanına yaklaşan bir kadın "PKK ile işbirliği yapan CHP ile neden birliktesiniz?” diye suçlayıcı bir tavırla sorular sorunca Akşener tepki gösterdi...

Ardından daha büyük bir gerginlik çıktı. Bazı vatandaşlarla İYİ Partili heyet arasında başlayan sözlü tartışma yumruklu kavgaya dönüştü.

İster provokasyon amaçlı kurgusal sataşmalar olsun, ister vatandaşın gerçek tepkisi... Siyasetçilerin bu tür durumlara hazırlıklı olması ve sabırlı davranması gerekir.

Şiddet ve hakarete tabii ki tolerans gösterilemez ama Akşener kendisine laf atan kadına karşı sinirlenip tepki vermek yerine sakince yaklaşsaydı, baş başa sohbet etmeye davet etseydi günün kazananı olurdu.

Vaktinde Ekrem İmamoğlu da bu gibi durumlar karşısında vatandaşı azarladığı için öfkesini kontrol edememekle suçlanmıştı.

Benzer şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir çiftçi ile polemiği yıllardır eleştiriliyor.

Muhatabı kim olursa olsun ağır bir hakaret içermedikçe vatandaşı azarlayan siyasetçi görüntüsü hoş değil.

Öte yandan muhalefet liderlerine yönelik linç girişimleri de asla kabul edilemez.

Çubuklu’daki şehit cenazesinde Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı yapılan ayıp hafızalardan silinmemişken, onu anımsatan bir manzara ile bu sefer de Akşener’in karşılaşması son derece üzücü oldu.

Ayrıca Suat Düğer isimli bir şahsın Twitter hesabından "İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, şu an Rize İkizdere'de. Bu kadını orada öldürün, öldürün, öldürün. İkizdereliler sizlere sesleniyorum. Meral Akşener hainini orada taşlayın, taşlayın, taşlayın. Bu kanı bozuğu orada öldürün, öldürün, öldürün pompalı tüfekle" diye korkunç bir paylaşım yapması da dehşet verici.

Allah korusun ya çok daha büyük bir felaket yaşansaydı?

Hesabın kime ait olduğu, profilinde neden AK Parti yazdığı hızla araştırılmalı ve tweet'in sahibi şahıs bir an önce adalete teslim edilmeli.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00