“Öyle bir noktaya geldik ki, nereye el atsak büyütüyoruz…”

AK Partili milletvekilinin Meclis kulisinde sohbet ederken kullandığı cümlenin altında ciddi bir ironi var.

Bu cümleyle, Şehir Üniversitesi tartışması üzerinden, yakında partisini kuracak Ahmet Davutoğlu’nu hedef almış olmalarının yanlışlığına gönderme yapıyor.

Şehir Üniversitesi tartışması üzerinden partinin önde gelen isimlerinin Davutoğlu’nu kamuoyu nezdinde büyüttüğü kanaatindeler.

Bu kanı sadece partinin etkili isminde değil, milletvekillerinin ağırlıklı bölümünde var.

Durumu bir örnekle özetliyorlar:

“Ne zaman ki İmamoğlu’nu muhatap aldık, büyütüp iki kez İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçtirdik. Şimdi aynını parti kuracak Ahmet Davutoğlu için yapıyoruz…”

KANUNİ AMA HUKUKİ DEĞİL

AK Parti bu nedenle tartışmayı uzatmadan kapatma niyetinde.

Çünkü mesele dün olmamış, 2012’den bu yana süregelmiş; 2015 ve 2016’da da bugünkü tartışmaya konu olan gelişmeler yaşanmış.

Ne zaman ki Davutoğlu’nun ayrılma süreci başlamış, eş zamanlı olarak Şehir Üniversitesi sorunu da baş göstermiş.

AK Parti kulisinde ağırlıkla tekrar edilen cümlenin özeti şöyle:

“Bu iş kanuni mi evet; çünkü her şey yasaya uygun yapılmış, bugüne kadar da devam edip gelmiş. Ama hukuki ve etik mi derseniz, hayır değil. Ama unutmayalım ki bu durumu da biz yarattık…”

Kamuoyunun bu konuya odaklanmasını doğru bulmuyorlar.

ÇAKAR LAMBA TEPKİSİ

Hele ki tam iki partinin kuruluş sürecine girilip, milletvekillerinin itibarsızlaştıkları inancına kapıldıkları bir süreçte yaşanmasını istemiyorlar.

Çünkü milletvekilleri çakar lamba konusunda kamuoyundan, bürokrasi ve bakanlar konusunda ise seçmen tarafından sıkıştırılmış durumda.

O denli duygusal bir hal almış ki, sosyal medya üzerinden yürüyen acımasız eleştiriler milletvekillerinin canını sıkıyor.

Eline cep telefonu veya bilgisayar klavyesi geçiren herkesin kestiği racon ve ahkam ilginç bir şekilde ciddiye alınıyor.

Çakar lamba konusu da tam da böyle bir durum...

Zaten milletvekilleri mevcut uygulamada yönetmelikle çakar lamba kullanma hakkına sahipken, kanunla kimlerin kullanabileceğinin sabit hale getirilmesine gösterilen tepkiye anlam verilmiyor.

Yani, bir bürokrata kullanma hakkı tanınırken, seçilip gelmiş milletvekilinin haktan yoksun tutulmasına anlam veremiyor; hatta tepki koyuyor.

Eskisi gibi ihtimam gösterilmiyor olmasında, statülerinin ciddiye alınmıyor olmasından yakınıyor.

Üzerine bir de bürokrasinin eskiden olduğu gibi yeterince saygı göstermemesi eklenmiş.

GENEL MÜDÜR İSYANI

Kuliste örnek olarak anlatılan olay ise aslında seçim sonrası Karadeniz bölgesinden bir milletvekilinin, bakan ve bakan yardımcısı ile arasında geçen olayın devamı niteliğinde.

Anlatılana göre, Doğu Anadolu’da, “seçimi almamız çok zor” denilen bir ilçede AK Partili aday başarı gösterip belediye başkanı seçilmiş.

İlçe için bazı talepleri olmuş.

Milletvekilinin sorunu ilettiği genel müdür de belediye başkanının yanına gelmesini rica etmiş.

Belediye başkanı gittiğinde genel müdür kendisiyle ilgilenmek bir yana, hoş olmayan üslupla, “gitsin yardımcımla muhatap olsun” tepkisini göstermiş.

Belediye başkanı karşılaştığı durumu anlattığında AK Parti milletvekili tekrar genel müdürü arayıp, “İlgileneceğinizi belirttiğiniz için yanınıza yolladım…” deyince kıyamet kopmuş.

Genel müdür sert tonda, “Kiminle görüşeceğime kendim karar veririm. Sen bana talimat mı veriyorsun? Sen kim oluyorsun?” çıkışı yapmış.

Telefonda sözler havada uçuşmuş…

MİLLETVEKİLLERİNİN TEPKİSİ

Olay bir anda konuşmalara tanık olan ve geçmişte de benzer sorun yaşayan 40 kadar milletvekilinin isyanına dönüşmüş.

Araya Bakan girmiş, genel müdürü yanına alıp getireceğini ve özür dileteceğini söyleyince tepki bu kez, “Devlet geleneğini bozuyorsun” şekline dönüşmüş.

Bakan’ın milletvekilleri arasında sevilen isim olması konunun yatışmasına yetmiş…

BENİ DE ATADI

Kuliste anlatılan sadece bundan ibaret değil.

Bazı genel müdür, bölge müdürü veya il müdürü düzeyindeki kişilerin de benzer tavır gösterip, üstündeki kişilere “Beni de senin gibi Cumhurbaşkanı atadı…” restini çektiğinden söz ediliyor.

AK Parti yaşanan benzer sıkıntıları aşmak için bir süredir TBMM’de nöbetçi bakan uygulamasına geçmişti.

Ancak kabinedeki 16 bakandan her biri, sadece salı, çarşamba ve perşembe günleri TBMM’de olduğu için, bir sonraki sırası 1.5 ay kadar sonra geliyor.

Bu da ulaşılmazlığı artırıyor.

Sorun “partinin ağır abileri” diye bilinen isimlerin kuliste bulunmaları ve onlar aracılığıyla beklentilerin yönetilmesiyle aşılmaya çalışılmış.

Nitekim önceki gün Binali Yıldırım kuliste geniş milletvekili grubu ile otururken, dün bu görevi Numan Kurtulmuş üstlenmişti.

Partinin etkin ismi ile konu üzerinde sohbet ederken “abiler” veya “akil kişiler” olarak isimlendirilen “sakinleştirici parti büyükleri” için şu benzetmede bulundu:

“Müsekkin gibiler…”

*

Eş durumundan hemşeriler

AK Parti’den ayrılıp yeni parti kurma çalışmalarının sonuna gelen Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın ortak bir yönü daha varmış.

Milletvekilleri ile sohbet ederken öğrendim ki her ikisi de Afyonkarahisarlı ailelerin kızları ile evlenmiş.

Konya’da doğan ve Eskişehir’de okuyan Sare Davutoğlu, bir gezi sırasında “Afyonkarahisarlı Kundak ailesinin kızı olduğunu belirtmiş” ve akrabalarını ziyaret etmişti.

AK Parti milletvekillerinin aktardığına göre Ankara’da yaşam süren, Hacettepe Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü mezunu Zeynep Ülkü Babacan da Afyonkarahisar kökenli bir ailenin kızıymış.

Özetle eş durumundan hemşerilermiş… 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!