Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Eğer siyasette bu kadar çok aktör bir anda harekete geçmişse bilin ki sandık hazırlığı başlamıştır.

Sakın ola ki baskın veya erken seçim olarak algılanmasın.

Bazen seçim sathını aşmak uzun sürer, vakit alır.

Bazen de sandık gelecekmiş gibi gösterilerek toplum asıl konudan uzaklaştırılır.

Sandığa 2,5 yıldan uzun zaman varken, niye böyle bir yola gidilsin ki derseniz; benzer durumlarla geçmişte de karşılaştık.

En iyi örneği de Tansu Çiller’in DYP kongresi ile Başbakanlığı üstlenmesinin ardından seçime gideceğine dönük baskın beklentinin yaratılmasıydı.

Siyaset 2 yıl bu beklentiyle avundu, sonunda 1995’te gidilen seçimden Erbakan 'ın RP'si birinci çıkarken, Çiller’in başındaki DYP, ikinciliği ANAP’a bırakıp, üçüncü olabildi.

RAKİBİ DAĞITMAK

Siyasetin benzer hareketli günlerine o gün de tanıklık edilmişti.

Bugün de AK Parti’nin içinden 2 yeni parti çıktı, şimdi de Muharrem İnce ve arkadaşları CHP’den ayrılık için bohça topluyor...

Başkanlık sistemine geçişle birlikte %1 oyun dahi önemli olduğu yeni sistemde, seçime kadar başka partiler çıkarsa da şaşmayın.

Sorun ise bu kadar çok siyasi partinin kaç ittifak çatısında buluşacağı…

İnce ve arkadaşları herhangi bir ittifak içinde olmayıp, tek başına seçim kazanacağı iddiasında…

Ama, ittifak yapması sonucu TBMM’ye girmiş, DEVA’dan bir milletvekili hariç tutulduğunda tam 10 parti var.

YSK’nın Ocak ayında yaptığı ilana göre de seçime girmeye hak kazanmış 15 parti bulunuyor; hiçbirinin de 50+1 alma şansı yok…

Durum böyle olunca seçimi kazanmanın tek yolu, çok kanatlı ve renkli ittifak oluşturmaktan geçiyor…

Ya da rakip ittifakı dağıtıp, biraraya getiremez halde bırakmaktan...

“İTTİFAKI KONUŞMADIK…”

MHP’den ihraç edilen Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın kızının düğününde İYİ Parti lideri Akşener, BBP lideri Destici, Gelecek Partisi lideri Davutoğlu ve DEVA Genel Başkanı Babacan’ı bir arada görünce, aklıma ister istemez 'yeni bir sağ ittifak mı doğuyor?' sorusu geldi...

Düğüne katılan BBP lideri Destici’yi arayıp, “Masada ittifak konuşuldu mu?” diye sordum, “Hayır o konuya girmedik. Daha çok koronavirüs salgınını ve vaka artışından doğan endişeleri konuştuk” yanıtını aldım.

HDP hariç her partiyle görüştüğünü belirten Destici, “Seçim olmayacağı konusunda masadakiler hemfikiriz, ama siyaset de seçim sathına girmiş gibi hareket ediyor” deyip devam etti:

“Sistem değişikliği ‘iki partinin kalmasını yol açar’ dediklerinde, parti sayısının artacağını ve hepsinin kimliğini koruyacağını söylemiştim, haklı çıktım. Bu dönem de çok partinin çıkacağı ve ittifak üyelerinin genişleyeceği dönem olacak…”

Masada bunların konuşulmadığını da özenle belirtti.

Fotoğrafın siyaset kulisinde masum okunmadığını, bazı kesimlerde rahatsızlık yarattığı belirttim, “Ülkücüler tek çatıda biraraya gelsek o oya ulaşırız” dedi.

SÖYLEM İTTİFAKINI SAĞLAMAK ZORUNDA

Bunun gerçekleşme olasılığı yok.

Çünkü hiçbir ittifak, diğerinin güçlenmesine fırsat vermek istemiyor.

Son dönem yaşanan gelişmeler ve demeçlere bakıldığında, Cumhur İttifakı bileşenlerinin stratejik politikasının ötekini ayrıştırmak olduğu anlaşılıyor.

MHP lideri Bahçeli’nin, İYİ Parti lideri Akşener’e evden kastının MHP olup olmadığını belirtmeden, “evine dön” çağrısında bulunduğu açıklamasındaki cümleler okunduğunda da net görülüyor.

Çünkü CHP ve İYİ Parti’nin asal bileşen olduğu Millet İttifakı için geçen seçim en zor olan, söylem ve dil bütünlüğünü sağlabilmekti.

İki partinin liderleri ve kurmaylarının uzun uğraşı sonucu söylem ittifakı yaratılabildi.

Cumhur İttifakı açısından sorun teşkil etmeyen dil birliği, Millet İttifakında üye genişletilmesiyle bir daha yaşanacak.

Kamuoyunu en iyi okuyanlar arasında bulunan Dr. İbrahim Uslu da dün sohbetimizde bu duruma dikkat çekti ve şu tespitte bulundu:

“Erdoğan ve Bahçeli stratejisi açık. Seçmeni bir Cumhur İttifakının bütünlüğüne, bir de karşısındaki dağınıklığa baktırmak ve istikrar içinde olana yönelmesini sağlamak. Cumhur İttifakına oy veren seçmenin ötekine gitmesini durdurmak…”

Yani söylem karmaşıklığına itip, borusu birbirine dolaşmış karşısındaki yapıyı Cumhur İttifakı havuzundan oy çekemez hale dönüştürmek.

HDP üzerinden Millet İttifakına karşı bu stratejiyi hem genel, hem de yerel seçimde uyguladı; sürdürmeye de devam ediyor.

AYNI KUYUDAN SU ALACAKLAR

Bir başka açmaz da birbiri ile aynı tabana hitap eden partilerin aynı ittifak içinde olmalarıyla ortaya çıkacak paylaşım sorunu.

Örneğin AK Parti’den kopan ve DEVA ve Gelecek Partisi aynı ittifak içinde kalıp aynı tabandan nasıl oy bölüşecek?

Bu durum ister istemez içlerinden birinin başka ittifaka yönelmesine de yol açabilecek...

Veya mevcut ittifaklar bozulup, düğün masasındaki gibi üçüncü bir ittifak modelinin üretilmesi için arayışların başlamasına neden olacak…

BÜYÜK TÜRKİYE İTTİFAKI

Sohbetlerimden elde ettiğim veriye dayanarak söyleyeyim, İYİ Parti yönetiminin Millet İttifakı ötesinde arayışı yok.

CHP yönetiminde olan da bu bakışın kopyası; hatta Davutoğlu ve Babacan’ın aynı ittifakta bulunmasının yaratacağı efektin çok daha yüksek olacağını ileri sürüyor.

“Siyasette ayrışmanın değil, buluşmanın; Türkiye’nin çözülemeyen sorunlarına birlikte çözüm ürütmenin merkezi haline gelmeleri halinde, oy patlaması yaşayacaklarına” inanıyorlar.

“Büyük Türkiye ittifakı yarattık” sloganını şimdiden dillendiriyor.

“İNCE, OYDAN DAHA ÇOK HUZURSUZLUK KOPARIR”

CHP yönetimini bu aşamada kaygılandıran Muharrem İnce ve arkadaşlarının yeni partisi veya kendilerine yönelik eleştirileri değil…

Nitekim İnce'nin dün twitter üzerinden Kılıçdaroğlu'nu hedef alan, "Değişime imza veren Milletvekillerini, Belediye Başkanlarını, Kurultay Delegelerini dışla sonra dostlarınla hayal kur. Bölücü olan kim? (twitte aynen yer alan şekliyle M.S)" söylemine dahi takılmamışlardı.

Endişeleri İnce'nin büyük oy koparmasından daha çok, yaratacağı söylem etkisinde...

CHP’nin etkin yöneticisinin şu cümlesi kaygılarını özetlemeye yeter:

“İnce CHP’den belki ahi koparamaz, ama yaratacağı huzursuzluğun etkisi, koparacağı oydan çok daha ağır olur…”

Sözlerini açmasını istedim, devamını getirdi:

“Ayasofya konusuna girmedik; Meral (Akşener) Hanım ve İYİ Parti kurmayları bu süreci iyi yönetti. Kürt oylar ve Saadet Partisi, kentli muhafazakar seçmen konusunda da biz tabanı iyi hazırladık. İnce ve arkadaşları, bizim girmek istemediğimiz, suskunlukla atlattığımız alanlara yönelip, bizi içine çekmeye zorlayabilir. Bize buradan vuran söylem geliştirecek misyonu üstelenecekleri de son demeçlerinden görülüyor. Biz de aman CHP’nin kadim seçmenimi kaçırmayalım, küstürmeyelimendişesiyle yarattığımız yeni strateji ve dili değiştirirsek, partinin tek yapılı siyasetine sıkışan propagandaya tekrar yönelirsek bu içinde bulunduğumuz ittifakı sıkıntıya sokar.”

BASİT ARİTMETİK YETMEZ

Örnek olarak İYİ Parti’den bazı isimlerin 2018 Haziran seçimi öncesi söylemini gösterip ekledi:

“HDP üzerinden, CHP ile ittifakın doğru olmayacağını dile getirdiler. Akşener o dönemi iyi yönetti. Sonunda gördüler ki CHP ile olmak kazandırıyor; taban da bu başarıyı satın alıyor. CHP olarak bu kez biz aynı noktadayız.”

Siyaset ilginç bir o denli de karmaşık hale geleceği bugünden görülüyor.

Bu süreci basit aritmetik işlemle çözmeye kalkan da çok yanılır…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00