Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

CUMHURBAŞKANI Erdoğan’ın, partisinin dünkü Grup toplantısındaki konuşması yeni dönemin yol haritası gibiydi.

Erdoğan, yeni yol haritası çizen konuşmalarını daha önce de yine grup toplantılarında veya partisinin il kongrelerinde yapmıştı.

Parti Grubundaki dünkü konuşmasıyla da hem parti tabanından hem de dışarıdan gelen beklentilere açık yanıt verdi; yol haritasının çerçevesini çizdi.

Bunları dört önemli başlıkta toplamak olası:

ABD VE AB’YE: Yeni Başkan seçilen Biden’ın ekibinden ve Avrupa Birliği içinden gelen Türkiye ile ilgili beklentilere yanıt verdi.

Erdoğan yakın geçmişte 10 Aralık’ta yapılacak AB liderler zirvesini de hedefleyerek, “Kendimizi başka yerlerde değil, Avrupa’da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz” demişti.

Bu cümlesi, “yeni dönemde Türkiye yönünü, Rusya ile yakın işbirliğinden vazgeçip, tekrar AB’ye dönülüyor” diye yorumlanmıştı.

Erdoğan Azerbaycan ve Dağlık Karabağ üzerinden dün yeni rotayı net çizdi.

Önce Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a göndermede bulundu:

“Açıkça Ermenilere destek veren Minsk Grubu Eş Başkanı ve bazı ülkelerin rahatsızlıklarının önemi yoktur. Dün (önceki) akşam Sayın Putin ile etraflıca bu konuları görüşme fırsatı buldum. Ne gibi adımlar atabiliriz bunları konuştuk.”

Bununla kalmadı, Rusya ve Azerbaycan ile birlikte sağlanan bölge barışı ortamını daha da genişletme arzusunda olduklarını belirtip ekledi:

“Üç ülkenin dışında bölge ülkeleri içerisinde 4'üncü, 5'inci ülkeleri katarak buradaki süreci çok daha farklı boyuta getirebiliriz.”

Son cümlesi de zaten mesajın manşeti gibiydi:

“Herkes tavrını sahadaki yeni gerçekliğe göre belirlemeli...”

REFORMLARIN ÇERÇEVESİ: Bütçe sonrası gelecek reformlarla yönelik olarak, yeni bir demokratik açılım beklentisi vardı.

AK Parti’nin Doğu ve Güneydoğu kökenli milletvekilleri, yeni partilerin bölgedeki hareketine de dikkat çekerek, pakette “Kürt Sorununun” çözümünde yönelik yeni adımların olması gerektiğini dile getiriyordu.

Yeni paketle birlikte, “Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın yeni düzenlemeler sonrası tutukluluk hallerinin kaldırılacağı” iddiası da kulis sohbetlerinde ifade ediliyordu.

Nitekim YİK üyeliğinden istifasına kadar giden süreci başlatan eski TBMM Başkanı Bülent Arınç da kar küreyici gibi yolu açmıştı.

Ancak Erdoğan dün bu beklentilere, “Kürt sorunu diyorlar; ne Kürt sorunu? Bu ülkede Kürt sorunu yoktur. Bunları biz çözdük” diyerek kapıyı kapattı.

Kayyum atanmalarına yeni paketle birlikte son verileceğine yönelik beklentilere de yapılan yatırımları göstererek mesaj verdi.

Kayyumlarla tüm bölgenin alt yapısını değiştirdiklerini, yenilediklerini söyledi.

Bununla kalmadı, Arınç’a da sitemini de net iletti.

“Yeminli Türkiye düşmanlarını anladık. CHP içindeki tetikçileri anladık. Yıllarca aramızdakilerin de aynı trene binmesini anlamadık...”

Arınç’ın, Demirtaş ve Kavala’nın hapiste olmalarına yönelik eleştirisine de yanıtı aynı sertlikte oldu:

“Bu teröristlerden birinin yazdığı kitabı herkesin okumasının tavsiye edilmesi beni rencide etmiştir. Elinde binlerce Kürt kardeşimin, askerimin, öğretmenimin kanı olan siyasetçi maskesi takmış savunucusudur. Bu ülkede Kürt sorunu yoktur. Bu ülkede uzunca bir süre en çok sıkıntıyı Kürtlerin çektiği bir özgürlük sorunu vardır.”

PARLAMENTER SİSTEM YOK: Partisinin bir dönem en etkili isimlerinden olan eski Diyarbakır Milletvekili, eski Mazlum-Der Başkanı İhsan Arslan’ın yazdığı “Aklımda Kalan” kitabı ve sonrasında verdiği demeçlerdeki sözlerine de tepki koydu.

Disiplin Kuruluna sevk edilen Arslan’ın “Parlamenter sisteme dönüleceğine” ilişkin beklentisine sert tepki verdi:

“Hala parlamenter sistemi savunanlar var. Bu ülke yıllar yılı bu sistemi denemedi mi? Sistem değiştirildi ve yoğun bir şekilde yol alındı. Bu tarihi reformu milletimizin umutları ve talepleri doğrultusunda Cumhur İttifakı çatısı altında gerçekleştirdik. Cumhur İttifakı Türkiye'nin en geniş tabanlı siyasi dayanışma örneğidir...”

KILIÇDAROĞLU ÇAĞRISI: Erdoğan bu aşamada Demirtaş ve Kavala ile ilgili eleştiride bulunan CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu da Anayasa’nın 138’inci maddesi üzerinden yargıya şikayet etti.

Anayasa’nın ilgili maddesi, Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz” hükmünü taşıyor.

Türk Ceza Kanunu’nun Adli Yargılamayı Etkileme başlığı altında yer bulan 288’inci maddesi de, alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, elli günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır” hükmüyle cezasını belirliyor.

Yeni çizilen yol haritası da gösteriyor ki kulislerde tahmin edilenler olmayacak.

Daha önce de bu sütunda kaleme aldım, reform paketi daha çok uygulamadan kaynaklanan sorunların çözümüne odaklı kalınacak.

Ne sistem değişikliği, ne de yeni bir demokratik açılım paketi olacak…

CHP lideri Kılıçdaroğlu bir süredir Millet İttifakı bileşenlerin sayısını attırmak ve işbirliğini daha sıkı tutmak için önemli stratejiler izliyor.

Daha önce de belirttim, önce parlamenter demokratik sisteme dönüş ile ilgili cepheyi büyüttü, bu konudaki ilke ittifakını sağladı.

Ki bunda İYİ Parti lideri Akşener’in varlığı ve katkısı büyük oldu.

Ardından aynı olaylara aynı cümlelerle tepki gösterilmesini sağladı, söylem ittifakını oluşturdu.

Ardından karşılıklı ziyaretlerle toplumun düşünsel algısında en önemli yeri oluşturan, hatta bunun üzerinden okuma yapmasını sağlayan fotoğraflar verdi; görsel ittifakı sağladı.

Hem Akşener, hem de kendisi yeni kurulan Gelecek ve Deva partilerini ziyaret ederek geleceğe dönük sinyal verdi.

Dün de kongresini yeni yapmış olmasını gerekçe göstererek İYİ Parti’yi ziyarete gitti ve yine Akşener ile birlikte yeni bir sürecin kapısını araladı, erken genel seçim çağrısında bulundu.

Görüşmeye her iki partiden de katılanlarla konuştum, aslında sohbet sırasında erken genel seçime yönelik konuşma olmamış.

Ağırlıklı olarak ekonomideki gidişat değerlendirilmiş, AK Parti’deki istifa süreçlere ele alınmış ve reform paketinin beklendiği gibi çıkmasının olanaksızlığına vurgu yapılmış.

AK Parti Grubu saat 12.00’de başlayacağı için Erdoğan kürsüye çıkmadan görüşmenin sonlandırılması ve böylece ekranlarda basın toplantılarının yer bulmasını sağlamak amacıyla ziyaret de kısa tutulmuş.

Sordum, iki lider basın toplantısı hazırlığını yapmak amacıyla sadece 5 dakika kadar baş başa kalmış; geri kalan süre içinde toplu görüşülmüş.

Basın toplantısında iki liderin erken genel seçim çağrısında bulunduklarında bazı CHP’lilerle sohbetteydim.

Geçmişte her iki liderin erken seçim çağrısı yaptığını kayda geçirdiler, ancak bu denli baskın dile getirilmesini iktidara verilmiş bir mesaj olarak değerlendirdiler.

Ancak erken seçimin olması için koşulların da oluşması gerekir.

UFUKTA SANDIK GÖRÜNMÜYOR

Bunun için de üç konu önemlidir...

İlki ekonomik durum ki, ne iktidarı dinamik tutacak kadar iyi ne de muhalefeti iktidara taşıyacak kadar kötü…

Herkes maaşını alıyor, alışverişini sıkıntılı da olsa yerine getirebiliyor; hatta dişinden tırnağından arttırıp, taksitle de olsa 10 bin lira üzerindeki cep telefonunu satın alma gücünü koruyor.

Dolayısıyla piyasanın ve vatandaşın cep bütçesinin seçimi zorlayacak tarafı yok.

İkincisi parlamento çoğunluğudur ki AK Parti ve MHP, Cumhur İttifakı bileşenleri olarak sağlam duruyor; parlamento çoğunluğuna yönelik bir kritik eşiğe inmiş dahi değiller.

Sonuncusu da hükümet içi sorunlar; yeni sistem zaten buna izin vermiyor…

Seçim mevsimine erken girildiği doğrudur, ancak sandığı henüz ufukta görünmüyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00