Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        SALGININ yüksek oranlı rakamlara ulaşması üzerine, anaokulları ile 8 ve 12’nci sınıf dışındakilerin, uzaktan eğitime devamına karar verilmişti.

        Salgının seyri daha da artmakla kalmadı, ilkokul çağında çocuğu bulunan yaş gruplarında hastalanan ve ölen sayısında ciddi artış oldu.

        Bir süredir de okulların bu durumunun ne kadar devam edeceği sorgulanıyor.

        Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, öğretmen ve velilerden gelen yoğun sorular karşısında dün ilginç bir yönteme başvurdu.

        Çocuk hastalıkları uzmanı da olan, salgın sürecinde aktif rol alan Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Ateş Kara ile dijital ortamda onları buluşturdu.

        Soru da tam beklenilen yerden geldi:

        “Bulaş hızının ve çocuklardaki etkisinin arttığı söyleniyor. Bu ortamda okullar açılmalı mı?”

        Prof. Dr. Kara soruya yanıt verirken çocuklardaki bulaşın düşük kaldığını, ancak artışının yüksek olması nedeniyle çocuklarda da görülmeye başlandığını belirterek yanıtına başlamış.

        Özetle söylediği şu:

        “Çocuklarımız virüsü alabiliyor, aldıkları şekilde de taşıyabiliyor. Önemli olan şu, biz eğer kurallarımızı koyarak çocuklarımızı okula devam ettirebiliyorsak bence okullarımızı mümkün olduğunca açık tutmamız lazım.”

        REKLAM

        Özetle, çocuklarda bazı semptomlara rastlanması durumundan anında doktora götürüp teste tabi tuttuktan sonra okula gönderilmesi yönünde.

        Bu bakış Bakan Selçuk’ta da mevcut.

        Toplantı sonrası AK Parti Grubu için geldiği TBMM’de sohbet ederken, bir noktaya dikkat çekti.

        Türkiye’nin, OECD ülkeleri arasında okulu en fazla kapalı tutan dördüncü ülke olduğunu anımsattı.

        Okulların kısmi de olsa açılması taraftarı olduğunu belirtti, “Bu ilkemden taviz vermem” dedi.

        Ama deyip devamını getirdi:

        “Salgının bu denli yükseldiği dönemde bir süre daha bu şekilde devam etmek mecburiyetindeyiz. Çocuklarımız ve ailelerinin sağlığı bizim için çok daha önemli…”

        Bunun üzerine soruyu bir daha yineledim.

        Okulların bir süre daha şu anki gibi eğitime devam edip etmeyeceğini sordum.

        “Öyle olacak, çünkü salgın çok yüksek… Eğer bir düşme olursa o zaman bilim insanlarımızın önerisi doğrultusunda bir daha değerlendirilir…”

        Okullar ne zaman açılacak diye soranlara duyurulur…

        Salgının şiddeti makul olan seviyeye ne zaman gelirse…

        İletişim yerine propaganda gelince

        İletişim yerine propaganda gelince
        0:00 / 0:00

        AK Parti yakın zamana kadar kitleleri etkileme ve peşine takma konusunda oldukça mahirdi.

        Gündem belirleme, çerçeveleme ve kitlelerin rızasını imal edip, gündeme taşıdığı olayların peşinden sürükleme gücünü en iyi kullanan partiler arasındaydı.

        Ancak son dönem, özellikle de yerel seçim öncesinden bu yana aynı etkiyi yarattığını söylemek oldukça zor.

        Bunu AK Parti’nin en önde gelen isimleri de dile getiriyor.

        TBMM’de dün partinin etkin isimlerinden biriyle sohbet ederken, CHP’nin “128 milyar nerede?” sorusuyla başlayan kampanyasına dikkat çekti.

        Zamanında önemsemediklerini, ardından da kamuoyunun aklında “çelişki yaratan seri açıklamalarla” durumu çok daha karmaşık bir hale getirdiklerini ve sonunda buna nokta koyma işinin Cumhurbaşkanı’na kaldığını belirtti.

        Sıkıntılıydı…

        Son dönem, kabine değişikliği dahil birçok konuda abartılı beklenti yaratılmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

        Haksız değil…

        Çünkü AK Parti çok uzun süredir iletişim yerine propaganda odaklı hareket ediyor.

        OLÇOK’TAN SONRA

        Rahmetli Erol Olçok, her gün halkın içinde olan, onun konuşmalarını dinleyen, her gün en az 10 gazeteci ile telefon konuşması yapıp genel siyasi havayı da alan bir kişi olduğu için propaganda yerine elde ettiği verilerle meseleyi iletişimin üzerine kurulu götürürdü.

        Kitle iletişimine odaklı siyasi söylemle gündeme getirdiği konuların peşine de muhalefetin takılmasını sağlar ve günlerce gündem belirleme üstünlüğünü elinde tutardı.

        AK Parti siyasi iletişim yerine siyasi propagandayı önceledi.

        Belirli bir süre gündemde kalan, sonrasında tekrar kullanılmak üzere bir süre unutulan, yeniden hatırlatıldığında da aynı yerden başlayan bir yöne gitti.

        Hep geldiği yerin bir adım gerisinden başladı, bıraktığı yerin bir adım önüne gitmedi.

        Örneğin Anayasa değişikliği veya en geç Mart ayı başında gündeme getirileceği söylenen Siyasi Partiler ve Seçim kanunları…

        Her ikisinde de henüz bir çaba söz konusu değil.

        Veya Anayasa konusu…

        İLETİŞİM YERİNE, PROPAGANDA

        Dolayısıyla daha önce kullandığı siyasal iletişim ile diğer partileri peşine takan AK Parti, bir süredir kendi dışında yaratılan gündeme takılma mecburiyetinde kalıyor.

        CHP’nin bu süreçteki etkisi de ortada duruyor.

        Söylenenin ne olduğu, içeriği ile kimse ilgilenmiyor…

        Konu çevresinde yaratılan tartışmanın boyutuna ve kimin ne açıklama yapma durumunda kaldığına bakılıyor.

        Bir süre önce de yine AK Parti yöneticisinin, “Elimizle tanıtımını ve reklamını yaptık” dediği, CHP’nin broşürü konusunda da benzer sürece tanıklık edildi.

        Şimdi o konuda CHP lideri Kılıçdaroğlu ve milletvekilleri hakkındaki gelen fezleke çevresinde aynı konu daha çok konuşulur hale getiriliyor.

        Görmeyen varsa da görmesi sağlanıyor.

        Takip edilenken, takip eden olması da başka bir durum…

        Yunanistan Patriotu'nu Suudi Arabistan'a verdi

        Yunanistan Patriotu'nu Suudi Arabistan'a verdi
        0:00 / 0:00

        TÜRKİYE defalarca talepte bulundu.

        Eski Başkan Trump'ın da altını çizdiği gibi parasıyla almak istedi, vermeyince gidip Rusya'dan S-400 almasına yol açtı.

        Döndü "Neden oradan S-400 aldın?" deyip, yaptırım uyguladı.

        Bunlar olurken önceki gün tam trajikomedi sayılacak bir gelişme yaşandı.

        Yunanistan, ABD'den savunma amacıyla aldığı ABD yapımı Patriot hava savunma sistemini Suudi Arabistan'a götürüp kurdu.

        Beraberinde de 100 askerini gönderdi.

        Ülkesindeki Müslüman Türk azınlığa sıkıntı çıkaran, yakın zamana kadar Başkent Atina'da bir tek camiye izin vermeyen Yunanistan'ın, Suudi Arabistan'ı savunma kararı gelinen durumun özeti.

        Ankara'da görevli diplomatların aktardığına göre, Yunanistan'ın Patriotları Suudi Arabistan'a güneyden gelen füze saldırılarına karşı koruma görevi üstlenecekmiş.

        Tabii bunun karşılığında nasıl bir ekonomik destek alınır orası ayrı.

        Yunanistan'ı da sonunda vuran göçün kaynak ülkelerinden olası saldırısına karşı korunmak için hem de NATO üyesi Türkiye'ye Patriot verilmemesi için her kulisi yapan Atina'nın geldiği durumun özeti...

        Diğer Yazılar