Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

PANDEMİK salgının bir an önce engellenmesi açısından çok önemli bir adım.

Ancak denetim altına alınmadığı takdirde çok kötü sonuçlara neden olacağını dün konunun uzmanlarından dinledim…

Konu, ABD Başkanı Biden’ın aşı üretim kapasitesini arttırmak için fikri mülkiyetin kaldırılması çağrısında bulunmasıyla başladı.

Oysa aşıların büyük bölümünü kendi ülkesine ayıran, ihracat kısıtlaması koyan ABD, başlangıçta fikri mülkiyetten vazgeçilmesi yönündeki önerilere kapılarını kapatmıştı.

Nüfusuna yetecek kadar aşı tedarikini güvenceye alan Biden yönetimi, “Aşıları diplomatik araç olarak kullanalım” fikrinin peşinden gitti.

TÜRECİ’NİN TEPKİSİ

Burada amaç, aşı mucitlerinin iznine gerek olmadan zaten dünyanın birçok yerinden üretim için gelen aşıyı başka ülkelerde üretmekti.

Örnek vermek gerekirse, Biontech aşısının patent hakkı mucidi olan Özlem Türeci ve Uğur Şahin çiftine ait.

Patent hakkı kalkarsa bu durumda onların ürettikleri aşının başkaları tarafından bir benzerinin üretilmesinin önü açılacak; çünkü artık nasıl üretildiğine ilişkin bütün veriler ortada.

AŞILARI RİSKE ATAR

Nitekim, buna Biontech aşısının üretici firması Pfizer da karşı çıktı ve “küresel mücadelenin altını oyacak ve güvenliği riske atacak eşi görülmedik bir adım” olarak tanımladı.

En vurucu cümle de “sahte aşıların yayılmasının önünü açar” uyarısı oldu.

Mesele burada kalmadı, Rusya Devlet Başkanı Putin de benzer bir adım atıp, konuyla ilgili Rusya Başbakan Yardımcısı Golikava ile video konferans ile görüşerek bu fikre destek vermesini istedi.

Putin, Dünya Sağlık Örgütü’nün kararı desteklemesine ve küresel piyasaların ABD’nin ürettiği Moderna aşısını destekleme kararını eleştirirken de yıllardır sağlamlığı tartışılmaz olan ürettikleri tüfeğe atıf yaparak, “Aşılarımız Kalaşnikof gibi güvenilir” dedi.

Tartışmaya AB de katıldı ve durumu değerlendirmek için adım atacaklarını belirtti.

KISA SÜRELİ İÇİN İYİ UZUN SÜRE İÇİN KÖTÜ

Peki bu ne anlama geliyor.

Kendisi de bir aşı çalışmasının içinde yer alan virolog Prof. Dr. Mustafa Hasöksüz’e konuyu sordum.

Pandemi gibi salgın hastalıkların olduğu dönemlerde bu kararların önemli olduğunu, herkesin aşıya ulaşmasını kolaylaştıracağını belirtti.

Ancak hem ABD hem de Rusya’nın elindeki yüksek teknolojik olanakların yanı sıra çok sayıda aşı sahipliliği bulunduğunu anımsattı.

Elindeki teknolojiyi kullanarak fikri mülkiyet hakkına bakmaksızın dilediği ülkede anında fabrika kurup anında üretime geçebileceğini, dolayısıyla buradan büyük kazançlar sağlayabileceğini belirtti.

Bunun aşının silah gibi sürekli ihtiyaç duyulan bir hale gelme ihtimalini de göz önünden eksik etmemek gerektiğine dikkat çekti.

ABD’nin AIDS’in en yaygın olduğu Mali’de kurduğu aşı fabrikalarını ve sahadaki araştırmalarını da buna örnek gösterdi.

Bunun ötesinde de konuşmak istemedi.

BAĞIMLI KILMAYI GETİRİR

Yine aşı çalışmasında bulunan ancak bugüne kadar demeç vermekten uzak duran virologların yaklaşımı da farklı olmadı…

Pandemi süreciyle sınırlı kalmak kaydıyla yararlı olduğuna dikkat çekildi.

Ancak bunun sürekli olarak yeni mutantların yaratılıp yaygınlaştırılarak aşıya sürekli bağımlı hale gelmek gibi bir tehlikeye de yol açabileceğine dikkat çekti.

Yani aşının sürekli olarak kullanımda kalması için hem bir başkasının fikrine herhangi bir bedel olmadan sahip olacak hem de laboratuvar ortamında ürettiği virüslerle aşı bağımlılığını daim kılacak.

Örnek olarak AIDS aşılarını gösterdiler…

Orada da benzer şekilde patent, yani fikri mülkiyet hakkının kaldırıldığını ve bazı ülkelerde çok kötü sonuçlarla karşılaşıldığını anımsattılar.

Bunun da sahte aşı ile birlikte bazı ülkelerde yeni mutantların patlamasına neden olabileceğine vurgu yaptılar.

Böyle bir şey olabilir mi?

Aslında silah sanayine bakıldığında olmaz demek zor geliyor…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00