Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

KORONAVİRÜS salgını konusuna en gerçekçi yaklaşımı dün Belçika Başbakanı Alexander De Croo dile getirmiş:

“Virüs tarafından alt edildik…”

Bu söz aslında gelecek yıldan itibaren daha rahatlayıp, sorunsuz bir yaşama dönme umutlarının nasıl tükendiğini de göstermeye yeter…

Avrupa artan vakalar karşısında yeniden kapanma yoluna giderken, dünya da Delta’nın ardından yeni bir varyantın yarattığı korkuyla uğraşıyor.

Yunan Alfabesinin 15’inci harfinden yola çıkılarak Omicron adı verilen bu yeni varyanta ilişkin çok detay henüz yok.

Ancak bilinen bir gerçek var o da diğerlerinden çok daha hızlı yayılması ve yine diğerlerine göre çok daha fazla ölüme yol açması…

Güney Afrika ve çevresindeki ülkelerde karşılaşılan varyant sonunda Avrupa’ya da ulaştı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün aşırı tehlikeli sınıfında gösterdiği yeni varyantın aşıların etkisini aşama becerisini göstermesi de endişeyi daha da arttıran bir diğer faktör…

BİZE DE GELİR

ABD ve Avrupa ülkelerinin Güney Afrika ülkelerine uçuşlarını iptal ettiği ve girişlere engel getirdiği Omicron varyantına Türkiye’de şu ana kadar rastlanmamış veya varsa da bilinmiyor…

Halk Sağlığı Uzmanı ve Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Levent Akın, dünkü sohbetimizde Omicron varyantının nasıl bir etki yarattığı hakkında çok detay bileğiyle sahip olmadıklarını, ancak ilk gelen verilerin endişe edilmesi gereken bir durum olduğunu sergilediğini söyledi.

Aktardığına göre yeni varyantın özelliği hücre içine girme becerisinin diğerlerine göre çok daha yüksek olması.

Bu da daha hızlı yayılmasına ve aşı etkisinin düşmesine neden oluyor..

En büyük kaygısı ise zaten yüksek seyreden ölümlerin daha da artması…

SAVUNMA SANAYİNİ GEÇTİ…

Şurası açık ki sağlık sanayi gelecekte de en çok iş yapacak sektör olmayı sürdürecek.

Kısa süre önce Bill Gates yeni salgınlara hazırlıklı olunması gerektiğini bunun bir terörist saldırı haline de dönüşebileceğini söylediğinde aslında ne denli haklı olduğu da ortaya çıkıyor.

Kısa süre önce bir panel konuşmasında Sağlık Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, “Yaşatma sanayi, öldürme sanayini geçecek. Sağlık sanayi savunma sanayisini katlayacak” demiş.

Çok haklı. Hatta yeni varyant bunu çoktan başardı….

Ancak bilim insanlarının bu dönem gösterdiği emek yoğun çaba da buna karşı en büyük kazancı oldu…

Özellikle de Türkiye’de….

Bunda medyanın da büyük katkısı var…

Çünkü gerçek bilim insanlarını ekranlarına, sayfalarına taşıyarak, onların görünürlüğünü arttırarak bilimin ön almasınız sağladı.

Bazı şartlardan ortamın temizlenmesine katkı verdi.

Bu da Türkiye’nin en büyük kazancıydı…

Bir sivil inadın başarı öyküsü…

BİLİM Akademisi’nin kuruluşunun üzerinden 10 yıl geçmiş.

Önceki gün sevgili arkadaşım Afşin Yurdakul’un Habertürk'teki HT360 programında Bilim Akademisi üyeleri Prof. Dr. Canan Atılgan ile Prof. Dr. Ali Alpar’ı dinlerken hafızam 10  yıl öncesinde yaşananlara gitti…

Türkiye Bilimler Akademisi için çıkarılan bir kararname ile o güne kadar üyelerinin, yeni üye seçtiği sistem tersine döndürüldü ve Akademiye kamu yönetimi tarafından atama bilim adamları sokuldu.

TÜBA’nın bugün de devam eden yapısına göre üçte biri eski sistemle üyelerin seçimi ile gelirken, geri kalan üçte ikisini iki kamu kurumunun atamasına olarak tanıdı.

TÜBA’nin o gün üyesi bulanan 82 bilim insanından 52’si bu duruma itiraz edip Akademiden ayrıldı..

Bilim Akademisi adı altında yeni bir yapı oluşturdu…

Şurası açık ki iyi de oldu; çünkü bilim insanlarının sadece bilimsel başarıya ve liyakata göre değerlendirilebileceğini gösterdi.

Bilimde “bizim adamımız” yaklaşımının torpilin, kayırmanın ne denli ağır sonuçlara yol açacağını bildikleri için itirazlarında haklılar da.

Çünkü bilim insanı ancak bilimsel yöntemle ulaştığı sonucu duyurmakta özgürdür, bulgularını açıklarken yararlandığı kaynağı ve ulaştığı veriyi gösterir.

Diğeri ancak şarlatanlık, üfürükçülük olur…

Prof. Dr. Ali Alpar ile dün sohbet ederken genç bilim insanı akademisyenlere verdikleri destekten söz etti, yokluktan bilme destek veren önemli bir kurum haline nasıl geldiklerini...

Dinleyince ne denli güç koşullardan bugüne ulaştıklarını bir daha anladım.

Bir sivil inadın hikayesini dinlerken, bilimin kendi iç gerçekliğine de ne denli ihtiyaç olduğunu göstermesi açısından da önemliydi…

Nice 10 yıllara…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00