Trabzon'da 1921 Ocak’ının sonlarında bir gece toplu bir cinayet işlendi ve Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin ilk başkanı olan Mustafa Suphi, 14 arkadaşı ile beraber Kayıkçılar Kâhyası Yahya Kaptan ile adamları tarafından öldürüldü...

Yahya Kaptan, o günlerde Moskova’da bulunan Enver Paşa’ya bağlı idi, Paşa’nın Anadolu’ya gelip Mustafa Kemal’in yerini alması ve Millî Mücade’nin başına geçmesi için çaba gösterenlerdendi, hem Enver Paşa, hem de diğer İttihadçılar ile yakın temas içerisindeydi ve Mustafa Kemal’in muhalifi idi...

Ama, Türk komünistleri Mustafa Suphi’nin öldürülmesi hadisesinden senelerden buyana Mustafa Kemal’i sorumlu tuttular ve cinayetin Ankara’nın talimatı ile işlendiğini yazdılar. Cinayet zamanla Türk komünist hareketinin en önemli ve en acı olayı hâline geldi ve katledilenler hakkında başta Nâzım Hikmet tarafından olmak üzere şiirler yazıldı, destanlar ve ağıtlar düzüldü...

Komünistlerimiz, geçtiğimiz haftalarda Mustafa Suphi’yi yeniden gündeme getirdiler. Sebep hem katledilmesinin yıldönümü olması, hem de iki ay önce yayınladığım “Enver” isimli son kitabımda Paşa’nın bir mektubunda cinayetten bahsettiği bölümü kullanmamdı.

ASIL MESELE PARA MI?.

Enver Paşa, Moskova’dan 24 Nisan 1921’de o sırada Berlin’de bulunan hanımı Naciye Sultan’a gönderdiği mektubunda, cinayetten şöyle bahsediyordu:

“...Komünist Partisi Reisi Suphi Bey, Bakü’de aleyhimde bulunduğu için bîçareyi Trabzon’da evvelâ karla, tükürükle hamallar epeyce ıslattıktan sonra bir motorbotla Batum’a iade etmek üzere yola çıkarmışlar. Halbuki yanında yüz yirmi bin Rus altını olduğundan kendisini zanlarınca yolda öldürmüşler, paralarını almışlar. Maamafih bunu benim için yaptıklarından memnun olduğumu ve başkasına söylememelerini tembih ettim. Bence düşman da olsa madem ki müslüman, böyle olmamalıydı. Fakat ne çare, yazılan çekilirmiş...”.

Paşa’nın bu cümleleri, iki aydan buyana komünistlerimiz tarafından hem gazetelerinde, hem de sosyal medya hesaplarında kullanılıyor ve “Mustafa Kemal’in günahını almışız, Mustafa Suphi’yi meğerse Enver Paşa öldürtmüş” diye tuhaf yorumlar yapılıyor...

Enver Paşa’nın bu ifadelerinden “Mustafa Suphi’yi ben öldürttüm” mânâsını çıkartabilmek ya okuduğunu anlamamakla, yahut orak-çekicin parıltısı gözleri kamaştırdığı için satırları düzgün okuyamamakla mümkündür!

Paşa mektubunda “Mustafa Suphi’yi ben öldürttüm” falan demiyor, aksine apaçık şekilde “Aleyhimde bulunduğu için Mustafa Suphi’yi Batum’a geri göndereceklermiş ama yanında çok para varmış, bu para yüzünden öldürüldüğü zannediliyor” diye yazıyor, hattâ “Böyle olmamalıydı” diye üzüntüsünü de beyân ediyor... Zaten daha önce, yine Moskova’dan 21 Şubat 1921’de gönderdiği bir başka mektubunda da “...Komünist Fırkası’ndan iki arkadaş buraya görüşmeye gelmişler. Bu sırada burada komünist olmuş ve Ruslar’ın hemen oyuncağı olan Subhi ve rüfekasının (arkadaşlarının) Trabzon’dan kaçmaya mecbur olduklarını ve galiba bir tarafta öldüklerini söylediler” diyor...

 

SABREDİN, YAYINLAYACAĞIM

Sözün kısası: Mustafa Suphi’nin öldürülmesi konusu hâlâ karanlıktır ve cinayet emrinin Mustafa Kemal yahut Enver Paşa tarafından verildiğini iddia etmek yahut “Filânca temize çıktı, meğerse falanca masummuş” gibisinden alelâcele ve boş değerlendirmeler yapmak saçmadır, zira ortada cinayeti tam olarak aydınlatabilecek belge yahut bir başka delil şimdilik yoktur...

Enver Paşa’nın Mustafa Suphi’den bahsettiği daha başka mektupları da mevcut. Komünist arkadaşlar sabır göstersinler ve konuyu bir-iki ay sonra mektupların tamamını yayınlamamdan sonra daha sakin şekilde ele alsınlar... Burada şimdilik tartışmalara sebep olan mektubun Mustafa Suphi ile ilgili kısmının görüntüsünü yayınlıyorum ama peşinen söyleyeyim: Paşa’nın diğer mektuplarında da cinayeti aydınlatacak bir bilgi mevcut değil, hiç heyecanlanmayın!

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!