Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Son günlerde Suriye’de oluşturulması planlanan Güvenli Bölge ile ilgili birçok haber ve yorum okuyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis açılışında yaptığı konuşmada bu konudaki kararlılığına bir kez daha vurgu yaptı. Çok doğru perspektif sunan bir konuşmaydı.

        Türkiye uzun bir süredir Suriye’nin kuzeyinde terör ve şiddetten arındırılmış bir bölge inşa etmek istiyor.

        Bu konuda önemli adımlar atıldığını da hep birlikte takip ediyoruz. ABD ile ciddi bir yol kat edildi, askeri temaslar devam ediyor.

        Ancak konu Suriye olunca işler çetrefilleşiyor. Bir anda kapanıp açılan sayfalar yok, bir süreç var.

        ‘Güvenli Bölge’ hedefinde Türkiye’nin nerede olduğu, önümüzdeki süreçte ne beklememiz gerektiği ve nasıl bir tablo ile karşı karşıya bulunduğumuzu Suriye meselesine tam vakıf kritik konumdaki güvenlik yetkililerimize sordum.

        Bu güvenlik bürokratlarının verdiği bilgiler ile sahadan gelenleri birleştirdim ve ortaya şu fotoğrafı çıkardım:

        Her şeyden önce Türkiye olarak askeri ve siyasi diplomasi sürecimiz devam ediyor.

        Bu uzun soluklu bir iş. Yani yarın, öbür gün buldozerler girecek ve güvenli bölgeyi inşa edecek gibi bir yaklaşım bizi doğru yere götürmez. Fakat Türkiye’nin bu kadar haklı olduğu bir konuda eğer bizim taleplerimize duyarsız kalınırsa da tepkiler ona göre sertleşecektir.

        GÜVENLİ BÖLGENİN 2 HEDEFİ

        Türkiye ve ABD arasında bu konuda askeri çok önemli temaslar devam ediyor. Burada şunu hatırlatayım: Türkiye orada bir askeri üs değil, bir yaşam alanı oluşturmak istiyor.

        Bunun 2 temel sebebi var: 1) Sınırındaki YPG tehdidine karşı bir tampon bölge hedeflememiz yani olası bir PKK devletine karşı bir hamle avantajı.

        2) Düzensiz göçün ve İdlib’den gelebilecek olanlarla bir hayli yükselebilecek Suriyeli nüfusunun önemli bir kısmına burada hayat alanı açmak.

        Suriye’deki iç savaşın bir anlaşmayla ya da Esad’la temas kurularak biteceğini iddia edenlere şunu hatırlatmak gerek: Yanı başımızda Irak örneği var. Bakın 2003’ten beri Irak bir kaosun içinde. Siyasal düzen görüntüde kuruldu, hükümetler kağıt üzerinde çalışıyor ama Irak’ta ne şiddet bitti ne kargaşa. Ülkede vekalet savaşları devam ediyor.

        Suriye için de Irak’a benzer bir senaryo beklemeliyiz. Objektif siyasi analiz bize bunu gösteriyor.

        DÖNÜŞÜMLÜ HÜKÜMET MODELİ

        Anayasal süreç tamamlanıp, bir çerçeve çizildikten sonra büyük ihtimalle yönetim şekli olarak Irak’taki gibi Sünni, Nusayri ve Kürtler arasında dönüşümlü bir hükümet modeli benimsenecek. Nusayrilerin hamisi Rusya ve İran, Kürtlerin hamisi ABD ve Sünnilerinki de Türkiye olacak. Yakın gelecek için görünen manzara bu. Fakat biz Kürtleri ve Nusayrileri de dışlamayan bir Suriye yönetimini zaten hep savunduk. Birilerinin haksız bir şekilde iddia ettiği gibi Türkiye, Esad yerine tamamen Sünnici bir yönetim istemedi.

        Ankara’nın masada 4 güçten biri olması Ortadoğu’daki etkinliğimiz açısından çok önemli. Ancak şunu kabul edelim ki Suriye’de gerilim uzun süre bitmeyecek.

        Suriye’yi anlamak istiyorsanız Irak’a bakın. Irak’taki hükümetler yolsuzluk ve kargaşadan başlarını kaldıramıyorlar. Şiddet bitmiş, düzen kurulmuş değil. Suriye’de de benzer bir dönem yaşanacak gibi görünüyor. Bu duruma hazırlıklı olmalıyız.

        REKLAM

        ***

        Jeff Bezos’u İstanbul’a getiren entrikalar zinciri

        Dünyanın en zengin insanı olarak bilinen, Amazon’un kurucusu ve sahibi Jeff Bezos Cemal Kaşıkçı cinayetinin birinci yıldönümünde Suudi Arabistan Başkonsolosluğu önünde yapılan törene katılmak için İstanbul’a geldi.

        Tören görüntülerini izledik. Ancak Bezos’u İstanbul’a getiren yalnızca Kaşıkçı cinayetine karşı tavır sergileme dürtüsü değil.

        Esasen Kaşıkçı cinayetinden sonra, ‘dünya entrikalar tarihi’ne baş sıralardan girecek gelişmeler yaşanmıştı. Bunları bilmeden dünkü ziyareti anlamak imkansız.

        Bezos malumunuz üzere 2013’ten beri Washington Post’un da sahibi.

        Yani Kaşıkçı, Bezos’un gazetesinde yazıyordu. Ancak cinayetten sonra ABD’de birçok büyük iş insanı ve şirket Suudi Arabistan’ı kınamak için art arda metinler yayınlarken ve Riyad’daki toplantılarını iptal ederken Bezos bu konuda ısrarla kendi adına hiçbir açıklama yapmadı.

        Bu nedenle ABD’de ciddi eleştirilerin hedefi oldu ve sessizliğin sebebi olarak Suudi Arabistan ve Bahreyn gibi ülkelerdeki yatırımları gösterildi.

        Cinayetten birkaç ay sonra ise şok bir boşanma haberi ile gündeme geldi. Karısı MacKenzie Bezos’a tazminat olarak 38 milyar dolarlık hisse verdi. Boşanmanın ardında başka bir kadın olduğu söylentileri yayıldı ve Bezos’un Lauren Sanchez adlı bir televizyon sunucusu ile 8 aydır bir ilişki içinde olduğu ortaya çıktı.

        Esas enteresanı sonrasıydı. İlişkiyi ortaya çıkaran National Enquirer, bilgileri ve özel telefon mesajlarını Laura Sanchez’in erkek kardeşinden aldığını ileri sürdü. Ancak Bezos’un danışmanı ve özel dedektifi Gavin de Becker yaptığı araştırmalar sonucu gazeteye bu mesajların ve telefon konuşmalarının Suudi yönetimi tarafından verildiği sonucuna ulaştı.

        Gazete ısrarla tek kaynaklarının Lauren Sanchez’in kardeşi olduğunu söylese de erkek kardeş derginin kendisine bizzat ulaştığını ve öncesinde ellerinde Bezos ve kardeşi arasında geçen mesajlar olduğunu söyledi. Tabii Suudi Arabistan yönetimi bunu reddetti.

        Ancak aynı yönetimin Kaşıkçı cinayetini de göz göre göre nasıl reddettiğini biliyoruz.

        Kısacası sahibi olduğu gazetenin, yazarları olan Kaşıkçı’nın öldürülmesinden sonra yaptığı çok sert yayınlar Bezos’un evliliğine ve 38 milyar dolarına mal oldu.

        Dün İstanbul’da Kaşıkçı cinayeti kadar kendine kurulan komploya da net bir tavır almaya gelen bir Jeff Bezos vardı.

        REKLAM

        ***

        Dev kırmızı heykellerin yaratıcısı İstanbul’da

        Bugün Yunanistan İstanbul Başkonsolosluğu’nda görmenizi muhakkak tavsiye ettiğim bir sergi kapılarını açıyor. Selanikli ressam ve heykeltraş Kostis Georgiou’nun Selanik, İstanbul ve Roma’dan oluşan 3 ayaklı sergisinin İstanbul ayağı ekim boyunca Beyoğlu’ndaki Sismanoglio Megaro ya da Türkçe adıyla Şişmanoğlu Konağında olacak.

        Georgiou özellikle yaptığı dev kırmızı heykellerle dikkat çeken dünyaca ünlü bir sanatçı. Bu sergi için içlerinde ilk kez gösterilecek 2 heykelin de olduğu, daha önce ABD, Avrupa ve Çin’de kamusal alanlarda sergilenen bir çok anıt boyutunda çalışma İstanbul’a getirildi.

        Georgio’nun eserlerinden örnekler.

        Diğer Yazılar