CHP’de esas kıyamet Muharrem İnce’nin pazar günü Yalova’da yaptığı basın toplantısının ardından kopmuş durumda.

Bence Muharrem Bey o toplantıda kritik hatalar yaptı. Dün biraz bahsettim. Daha sonra detaylı da yazacağım.

CHP Genel Merkezi İnce’yi suçluyor. Partinin Grup Başkanvekili Engin Özkoç “İddianı kanıtlamazsın namertsin” diyerek meydan okudu.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak ise çete iddiaları ile ilgili “CHP’de çeteyi arayanlar her zaman karşılarında Kuvayi Milliye’yi bulmuşlardır. Hiçbir arkadaşımızın bir savunmaya ihtiyacı olduğunu düşünmüyoruz” diyerek kapıları kapattı.

Peki Muharrem İnce bundan sonra ne yapacak? Hangi adımı atacak?

Pazar akşamına kadar birkaç kez konuştuğumda İnce’nin planı şuydu: Pazartesi günü eşi ve yakın çevresi ile ata diyarı Balkanlar seyahatine çıkacak, biraz kafa dinleyecek, mola verecek, eş dost ile durumu müzakere edecekti. Hatta o yüzden pazartesi Habertürk TV’de yapılacak yayını apar topar Pazar gününe aldı.

Ancak pazartesi çok büyük bir fırtınanın ortasında kaldı. Bu yüzden Balkanlar seyahatini iptal etti.

Ben pazar günkü yazımda Muharrem İnce’ye kurulan çirkin komploya karşı tavır aldım. Hâlâ da aynı noktadayım. Talat Atilla da bu işten hiçbir şey olmamış gibi sıyrılamaz.

Fakat pazar günkü Yalova toplantısıyla beraber Muharrem Bey de vahim hatalar yaptı. Dünkü yazımda da bu yöndeki gözlemlerimi ortaya koymaya çalıştım ve İnce’yi tenkit ettim.

“BİR SÜRE KONUŞMAYACAĞIM”

O yazı üzerine akşam saatlerinde Muharrem Bey ile konuştuk. “Seyahatte misiniz? Ata diyarı Balkanlar’a gittiniz mi?” diye sordum.

“Hayır, Yalova’da köyümdeyim” dedi. “Her şeyi buradan izliyorum” diye ekledi. Son gelişmeler üzerine seyahatten vazgeçmiş.

“Faik Öztrak ve Engin Özkoç’a ne diyeceksiniz?” dedim, “Hiç konuşmuyorum ve bir süre konuşmayacağım” cevabını verdi ve sonra:

“Benim yeni bir şey söylediğimi iddia eden olursa yalandır Nagehan Hanım. Bir süre siz gazetecilere konuşmayacağım. Ben susacağım ve şimdilik bekleyeceğim.”

 

*

İlkay Tamer’e veda ve vefa

Geçtiğimiz cuma günü Türk köşe yazarlığı mesleğinin sağ kanattaki büyük isimlerinden Rauf Tamer’in eşi İlkay Tamer vefat etti.

Sevgili İlkay Hanım’ı hoş sohbetinden ve hayata bağlılığından hatırlıyorum. Böyle insanların gidişi insanda farklı bir burukluk yaratıyor…

Rauf Tamer 80 öncesinin o çatışmalı ortamında özellikle milliyetçi sağ cenahta bir efsaneydi. O dönemin rekor okunan anti-komünist köşe yazarıydı.

Çok haşin ama etkili bir üslubu vardı. O yüzden sağcılar ve dönemin İstanbul burjuvazisi kendisini çok sever, solcular ise Rauf Tamer’den adeta nefret ederlerdi.

Cemal Süreya’nın o dönemi de anlatan Rauf Tamer portresi okunduğunda Tamer’in özellikle sosyalistler arasında nasıl bir öfke sembolü olduğu daha da net anlaşılır.

O yıllarda yükselen Marksist hareketlere karşı siyasi ideoloji olarak hem seküler milliyetçiliği ve Atatürkçülüğü savunur hem de 80 öncesi ciddi panik içinde olan Türk burjuvazisinin hassasiyetlerini ve devletten taleplerini köşesinde muntazam olarak işlerdi Rauf Bey.

Bugün yaşı 82 ama hâlâ Posta’da her gün aynı disiplinle yazıyor. Elbette çok uzun süredir daha farklı ve herkesi kapsamaya çalışan yumuşak bir üslubu var…

Cumartesi Levent Camii’nden uğurlandı cenaze. İş dünyası ile İstanbul cemiyet hayatından Tamer Ailesi’nin yakınları elbette vardı ama çok daha fazla işadamı olmasını beklerdim. Mesela meşhur bir holding patronu bizzat bana “80 öncesi servetlerimizi kaybetmediysek bunda Rauf’un da önemli rolü vardır” demişti ama o holding sahibi isim cenazede yoktu. Koç, Sabancı ve Eczacıbaşı ailelerinden de kimseyi göremedim. İlkay Hanım bu ailelerin özellikle kadınlarıyla hep yakın arkadaştı oysaki. O dünyanın bir mensubuydu.

Gözlerim sağ siyasetten de birçok ismi aradı. Yalnızca İlhan Kesici’yi gördüm. Bir de Berna Yılmaz’ı. Efe’nin siyasetle bir ilgisi yoktur ama Özal Ailesi’ni temsilen de kendisi ve eşi vardı. O kadar.

Peki ya merkez-sağ ile milliyetçi sağın diğer siyasetçileri? Hele ki MHP’den hiç kimse olmamasını çok yadırgadım. Acaba haberleri yok mu diye düşündüm. Çünkü 80 öncesinin ülkücülerinin en favori köşe yazarı Rauf Tamer’di. 

Rauf Tamer MNP-MSP-RP-FP geleneğine de, 60’ların sonundan itibaren CHP-SHP-DSP geleneğine de hep mesafeli ve uzak bir yazar oldu.

Dolayısıyla bu iki siyasi damarı anlarım ama AP-DYP-ANAP ve MHP’nin Rauf Tamer’e karşı vefalı olmaları gerektiğini düşünüyorum.

Yeniden Tamer Ailesi’ne başsağlığı ve İlkay Hanım’a da Allah’tan rahmet diliyorum.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!