Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nu sağduyulu bir siyasetçi olarak bilirim.

        Zor zamanlarda soğukkanlılığını koruyup, kendini arka plana itmeyi başarmış bir isimdir.

        Fakat iki gündür deprem bölgesinden yaptığı açıklamalar beni şaşırtıyor.

        Yüzyılın afetini yaşayan bir ülkede zaten sinirler gergin, binlerce yaralı ve her geçen saat artan sayıda ölümüz var. Eksikler, yanlışlar çok ama bir yandan bu zor durumda herkes eğrisiyle doğrusuyla çabalıyor, devlet vatandaşlara ulaşmak için gayret gösteriyor.

        Sayın Kılıçdaroğlu ise art arda çok sert ve tansiyonu iyice yükseltecek açıklamalar yapıyor.

        Her şey bu kadar karanlıkken insanları daha da gerecek bir söylemin kimseye faydası olmaz. CHP Genel Başkanı’nın bir an önce itidalli ve sakinleştirici bir çizgiye dönmesi gerek.

        Açıkçası ben bu meydan okuyucu tavrın sebebini anlamakta zorlanıyorum…

        Böylesine kışkırtıcı bir üslup siyasetin sertleşmesi dışında bir şeye hizmet etmez.

        Siyasetin sertleşmesi ise hepimiz için bir felaket olur…

        Zübeyde ve Lulu…

        Zübeyde ve Lulu…
        0:00 / 0:00

        Kahramanmaraş’ta 8 yaşındaki Zübeyde’nin enkazdan kurtuluşunu izliyorum.

        Üç gündür duvarların arasında ölüm ve yaşam arasında sıkışmış minik, kurtarma ekibine ‘Evde miyiz? Siz eve nasıl girdiniz? diye sorunca günlerdir korumaya çalıştığım soğukkanlılığım tuzla buz oldu.

        "Biz camdan girdik" dedi AFAD görevlisi. “Sen ne güzel bir kızmışsın…”

        Zübeyde

        Üçüncü gün artık mucize kurtuluşların günü.

        Art arda hiç durmadan betonların arasından çıkmayı başaranların hikayeleri veriliyor. Her birinde önce sevinç sonra "ya geride kalanlar" burukluğu…

        Bu sabah telefonuma bir görüntü düştü. Hatay’da gönüllü çalışan arkadaşlarım göndermiş. Buraya koyuyorum. Gelir gelmez Habertürk Haber Merkezi ile de paylaştım…

        Enkazın içinden çıkaran arkadaşım Emre’ye sordum. Ne yapıyordu? Durumu nasıldı? İsmi ne?

        Anlattı… İçeride boncuk bakışlarla öylece yatıyormuş. Dışarı çıkarılırken sadece gülümsemiş.

        Kurtarılan yüzlerce çocuktan biri.

        İsmi Lulu. Suriyeli. Babası inşaat mühendisiymiş, büyük olasılıkla iç savaştan kaçıp buraya sığınmışlar, Hatay’da yaşıyorlar.

        Lulu

        O da Zübeyde gibi dünyalar güzeli. Siyasetin bizi ayıran çirkin duvarları olmasa yok bir farkımız. Aynı enkazdan hayata tutunmaya çalışan iki minik çocuk, Zübeyde ve Lulu…

        Adıyaman'a acil seyyar tuvalet lazım…  

        Adıyaman'a acil seyyar tuvalet lazım…  
        0:00 / 0:00

        Habertürk’ten birçok meslektaşım ile birlikte kameraman arkadaşım Özgür Balaban da pazartesiden beri muhabir arkadaşım Gizem Türemen ile birlikte afet bölgesinde. Adana’dan başladılar, dünden beri Adıyaman’dalar. Yayınlarını izliyorsunuzdur…

        Özgür ile her gün birkaç kez konuşuyorum, bana sahada gördüklerini adım adım anlatıyor.

        İlk günün şaşkınlığı ve telaşından sonra devlet hızlı bir şekilde müdahale edip yardım göndermeye başladı ancak bu kadar büyük çapta bir felakette hala bir çok noktaya müdahale edilemiyor ve temel bir çok şeye ihtiyaç var.

        Özgür’ün Adıyaman’dan özellikle altını çizdikleri şunlar:

        “Nagehan her şeyden önce seyyar tuvalet lazım. Tuvalet yok! İnsanlar ihtiyaçlarını dışarıda görmek zorunda kalıyor, bu bir süre sonra salgın hastalığa sebep olabilir. Lütfen çağrı yap, tuvaletler kurulması için birileri seferber olsun.

        Bir de çocuk maması, çocuk bezi ve kadın hijyen setleri acil ihtiyaç. “

        Başka? diye sordum...

        İki şey daha sıraladı Adıyaman’da eksikliği en çok hissedilen…

        Çadır ve tüplü ısıtıcı.

        Diğer Yazılar