Son Dakika

‘İrtibatta kalalım’

29.03.2018 - 03:44 | Güncelleme:

 

ÖNCE kanatları indirelim; zira Türkiye-AB ilişkileri epey bir süredir “uçuş” menzilinin dışında. Nitekim okuyor, izliyoruz, Bulgaristan’ın Varna kentindeki Avrupa Birliği-Türkiye Zirvesi’nden elde edilen sonuç her iki tarafın beklentilerini karşılamaktan uzak. Anlaşma yok, ihtilaf çok. Kimi NATO ülkesi de olan AB üyesi ülkeler için Türkiye eşittir: İnsan hakları ihlalleri, ifade özgürlüğü kısıtlaması, Doğu Akdeniz gazı üzerinden yeniden alevlenen Kıbrıs meselesi ve “NATO müttefiki Yunanistan” ile yaşanan tartışmalar demek. Aynı Avrupa, Suriye topraklarında gerçekleşen YPG’ye yönelik müdahaleleri anlamakta bile zorlanmakta.

Avrupa semalarında en çok duyulan şey, bazı açılardan haklılık payı içeren demokratik hakların kullanımıyla ilgili eleştiriler. Ama 2005’i, 2007’yi, 2012’yi hatırlayan kişiler Türkiye-AB ilişkilerindeki en temel meselenin bu eleştirilerle ilgili olmadığını biliyor. Dürüst olan sadece sürekli olarak katılım müzakerelerinin kesilmesini isteyen Avusturya Şansölyesi Sebastian Kurz. O şunu açıkça söylüyor çünkü: “80 milyon nüfuslu bir ülkenin katılımı, muhtemelen AB’nin alım kapasitesini hayli zorlar.”

Yıllar yılı “Türkiye’yi AB’ye almazlar, ama bu, bizim AB’nin hukuk, hizmet, ekonomi standartlarını takip etmemize engel değil” dememin nedeni bu. Hem farklıyız, hem kalabalığız. Zaten 2005’te kapılarını açıyor gibi yapan AB’nin 2007’den itibaren Alman Şansölye Merkel ve dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy eliyle görüşmeleri yavaşlatmasının başkaca ne gibi bir nedeni olabilirdi, Türkiye’nin tam üyeliğinin hiçbir zaman istenmemesinden başka?

BATI’NIN İKİYÜZLÜLÜĞÜ

Avrupa, şimdi Türkiye’de bir “demokrasi çöküşü” görüyorsa eğer, bunun önemli bir nedeni de kendisidir. Demokratikleşme ve hatta Avrupa’nın güvenliğini de sağlayan adımlarda, başta çözüm süreci olmak üzere destek olmak yerine köstek olmasıdır. Daha 2013 yılında, misal Gezi olayları sürecinde, 17-25 olaylarında ortalama demokrat kişileri dinlemek yerine memnuniyetsiz “super liberal” ya da “liberter” çevrelerin aktarımlarını muhatap almasıdır. 15 Temmuz’daki derin sessizliğidir. En önemlisi Türkiye’nin neredeyse tamamı AB üyeliğine heveste mutabıkken, almayacağı halde “alacakmış gibi” yapmasıdır.

Zira bu tavırlar, Türkiye’nin en hacimli sosyolojisinin Batı’nın ikiyüzlülüğü ve çifte standardı konusundaki hatıratını ve hafızasını yeniden ve olumsuz şekilde güncelledi. Bir zamanlar bu hafızayı demokrasi, haklar ve özgürlükler için olduğu gibi Batı ile ilişkiler bağlamında da yumuşatan, “Avrupa standartları” kavramını kasaba insanının gündemine sokan, muhafazakârlık-milliyetçilik-demokratlık arasındaki çelişkileri “olumlu” bir şekilde yöneten Erdoğan’ın, kendisinin ve ülkesinin maruz kaldığı onca saldırıdan sonra aynı çizgiyi sürdürmesi mucize olurdu.

İSTİKRARLI DİYALOG

Sonuçta AK Parti ve MHP tabanı arasında gerçekleşen “entegrasyon”un da etkisiyledir ki, “hain ve yalancı Batı” algısı önemli bir çoğunluğun genel kabulüne dönüştü ve demokrasi, özgürlük, çoğulculuk gibi kavramlar da aynı Batı’nın içimize nifak sokmak için uydurduğu aparatçikler olarak algılanıyor. Dolayısıyla Avrupa semalarında yankılanan eleştiriler Anadolu’ya şaka gibi geliyor.

Öte yandan, Avrupa, hem sorun telakki ettiği sonuçta payı olduğunun farkında hem de kendi güvenliğinin Türkiye’ye ve Türkiye’deki istikrara bağlı olduğunu biliyor.

O yüzden üyelik müzakereleri müsamere gibi geçmesine rağmen, sonlandırılması, kapıların tamamen kapatılması asla talep edilmiyor. Çünkü böyle bir sonuç, hakikati iyiden iyiye sorgulanır olmuş “Avrupa Birliği” deneyinin başarısızlığının da tescili olacak. AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn, Türkiye’nin “hâlâ vize muafiyeti koşulları yerine getirmekten çok uzak olduğunu” ifade ederken AB devletlerinden “Gümrük Birliği’nin genişletilmesi görüşmelerini onaylamalarını” istemesi bundan. Nedenini yine kendisi açıklıyor: “AB de, güçlendirilmiş bir Gümrük Birliği’nden önemli ölçüde avantaj elde edecek. Ayrıca istikrarlı bir komşu, AB’nin çıkarınadır.”

Avrupa da, Türkiye de, ilişkilerin bir süre ekonomi ve güvenliğin konuşulduğu “istikrarlı diyalog” aşamasında kalacağının farkında. Mutabık kalınan en önemli konu, birbirlerini “daha fazlası için” zorlamanın yersizliği.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 30 Mart 2018 Cuma 08:40
    AB Standartlarının gerisinde giden süreçlerimiz olabilir açılan fasılları tam olarak yerinede getirmemiş olabiliriz bir sürü eksiklerimizde olabilir ama AB nin bizi olmamasının nedenleri çok farklı yıllar önce Fransız dönem başkanı açıkca demişti AB üç sac ayağı üzerine kurulu diye nedir bunlar; Helen mirası, Hiristiyanlık dini ve Roma hukuku adam siz bunların dışındasınız diyor biz hala havucun peşinden giden eşek misali olayı zorluyoruz. Olmayacak işe amin demenin bir anlamı yok. bunun yanında muaasır medeniyeti yakalamak adına Ab nin bazı norumlarını almak ve düzeyimizi yükseltmek için çabalamalıyız ve bu manada AB den vazgeçmemeliyiz.
  • Misafir 29 Mart 2018 Perşembe 09:33
    Afedersinizde biz sadece Avrupa birliğine bağlı olarakmı demokratikleşebiliriz, son 15 senedirki gerileme sadece Avrupa birliğinin ikiyüzlü lüğüyle açıklanabilirmi?
Kalan karakter : 300