Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ABD - Türkiye arasındaki gerilim, erken seçim ilanından beri belli olan ekonomik sıkıntıların tartışılmasını daha da öne çekmiş durumda. İşsizlik rakamlarında artma bekleniyor. Suriye’de Çin’in terörle mücadele sürecine müdahale etmesi olasılığı üzerinden gündeme gelen kabus senaryoları var. Cerablus ve Afrin harekatları ile önemli başarılara imza atmış olan Türkiye’nin Suriye serüveni daha başka pek çok değişkenle sınanabilir. Dahası, ekonomik meseleler mültecilere yönelik tepkiyi arttırabilir. Gözlerimizi parlak ekrana dikmiş, doların seyrini izlerken, ABD-Çin ticaret savaşının tetiklediği farklı sonuçları da kucağımızda bulabiliriz.

        AK Parti ve Erdoğan belki de ilk kez bu kadar ciddi sınanacak. Zira ekonomi eksenli gelişmeler morallere moral katacak cinsten değil. Zorluklar olduğu ortada, aşılmasının harcanacak emeğe bağlı olmasının yanı sıra zamana ihtiyaç duyduğu da açık.

        Peki söz konusu durum, yerel seçimleri etkileyecek mi?

        İstanbul’a, İzmir’e bakarsak; sosyal medyayı dinlersek, her şey daha da kötüye gidecek.

        Ama şöyle bir gerçek var: Türkiye’deki seçimlerin 16 yıldır değişmeyen paternini sosyal medyada sürekli ağlayan Melisler, Berke Canlar belirlemiyor. Kırşehir, Yozgat, Kastamonu ve oralarda temerküz etmiş inanç ve algı belirliyor.

        Demiri dolarla aldığı için inşaatı durmuş müteahhit İbrahim Amca bugün seçim olsa oyunu başka bir partiye mi verecek? Hayır. İki nedenle: Birincisi, yaşanan sıkıntıların nedeninin dış müdahaleler ve ekonomik operasyonlar olduğuna inandığı için. İkincisi, siyaset arenasında ne yaptığını biliyor gibi görünen, güven vermeye devam eden, olanın bitenin hikayesini kendi hikayesi ile meczedebilen tek kişi olarak yine Erdoğan’ı gördüğü için.

        Muhalefet ilk maddenin yanlış olduğunu kanıtlayamadığı için, ikinci madde bağlamında da anlamlı bir hikaye ve güven veren bir bagaja sahip olmadığı için sürekli AK Parti kazanıyor.

        ‘Değiştir artık’ diyen muhalefete ve takipçilerine “İbrahim Amca’yı neyle ikna ederdiniz” diye sormak isterdim. Kime oy vermeliydi?

        Seçim sonrası yaşananlara bakınca bu soru anlam kazanıyor.

        BU MUHALEFETLE Mİ?

        Zira muhalefet partileri patlamış torbadan dökülen darılar gibi dağılıp saçılmış durumda.

        CHP günlerdir “Kurultay olacak mı olmayacak mı” telaşı tarafından esir alındı. Ortalama CHP’lilerin çoğu Muharrem İnce’nin performansından memnun kaldı ve onu genel başkan olarak görmek istiyorlar. Açlık grevine girenler oldu. Gelgelelim olağanüstü kurultay olmayacak. Çünkü bunca hengameye rağmen bir olağanüstü kurultay olabilmesi için gereken sayıda imza toplanamadı. Sorun şu ki sorarsan herkes İnce’yi başarılı buluyor ama delegelerden yeterli sayıda imza çıkmıyor. Yatıp kalkıp CHP konuşulmasından, ülkedeki tek sorun CHP imiş gibi yapılmasından ben de hazzetmiyorum ama insanın aklına gelmiyor değil: Delege yapısı ile tabanı arasında böylesi muazzam bir açık olan bu parti hasbelkader iktidara gelseydi ülkeyi yönetebilir miydi? Kendisiyle baş edemeyen ve demokrasicilik oynama adına tabanını depresyona iten CHP’de, Türkiye gibi zor bir ülkeyle baş edebilecek bir potansiyel görüyor musunuz? Cevap derin bir sessizlik mi?

        İyi Parti deseniz, “Öyle bir parti var mı tam olarak emin değilim” derim. Genel başkanı Meral Akşener iddialarının altını dolduramadı, yamalı bohçaya benzeyen partisinden daha az oy aldı ve çoğu haklı kimi densiz olan eleştirileri/tepkileri püskürtebilmek için genel başkanlıktan çekilme kartını oynamak durumunda kaldı. Dahası dün İyi Parti üç ağır topuna veda etti. Yusuf Halaçoğlu, Özcan Yeniçeri ve Nevzat Bor istifa etti. Giderayak yaptıkları eleştirilerde de son derece haklılardı. Sahiden de, Akşener ancak ve ancak Ak Partililerden oy alabilmesi ihtimalinde başarıya yaklaşabilirdi. Ama bunun yerine CHP’lilere göz kırpan bir kampanya yürüttü; bile isteye bindiği dalı kesti adeta ve bunu neden yaptığı asla anlaşılamadı. “Eriyen orta sınıf” vurgusu hariç, uyguladığı stratejisi ve toplum okuması çoğunlukla yanlıştı.

        HDP deseniz, vekillerinden biri daha geçen gün Meclis kürsüsünde 20. yüzyılın en belalı terör örgütlerinden biri olan Baader-Meinhof’un kurucularından Ulrike Meinhof’tan alıntılar yapıyordu. Yeni HDP’de ‘Kürt’, Türk solcularının dizayn ettiği olası bir iç isyanda ancak bir detay, küçük bir piyade olarak tahayyül edilmekte.

        Sözün özü tekrar soracağım şu soru: Kırşehirli İbrahim Amca ve milyonlarca benzeri, yaşadığı sıkıntıların farkında olsa bile, bu partilere neden oy verecekti? Nasıl oy versin?

        Diğer Yazılar