DEMEK ki ilişkinin adam evliyken başladığı, erkeğin uzun yıllar iki kadını birden idare ettiği, sevgilisini gizlediği, “yuva yıkan kadın” kaygıları falan geride kalmış. St. Tropez’ye uçanların kafalarında herhangi bir ahlaki soru işareti kalmamış ki abartıyı insanın gözünün içine sokan Şeymacun kutlamasına akın etmekte tereddüt etmemişler.

İlişkinin geçmişi var aslında. Son bir-iki yılda sosyal medyadaki fotoğraf patlamasına bakmayın, öncesinde adeta herhangi bir kanıt yok.

Kız tarafının her önüne gelene laf yetiştirmesi, kendi kendine bir figür olarak ortaya çıkması da yeni.

Eşi boşandıktan sonra freni patlamışçasına şöhretin tadını çıkarmaya başladı. Oysa uzun süre “öteki kadın” rolüne mecburdu, sesi çıkmıyordu.

Yargı da ilişkiyi uzun süre gizleyen erkek tarafından yana tavır aldı: Yayın yasaklarıyla bir başka ünlüden esirgenen ayrıcalık ona sağlandı.

SIFIR ÜRETİM

Erkek de kadın da zamanın ruhunun en tipik ürünü. Üretim adına hiçbir şey yapmıyorlar. Erkek, sınırlı yetenekle patron olunabileceğine dair bir masal satıyor kendi kariyeri adına. Yaratıcılığı epey tartışmalı, bir başkasının yaptığını alıp aynen uygulamanın ötesine gitmedi henüz.

Kadın ise sadece bu çağda ünlü olabilirdi, muadilleri dünyada da var ne de olsa. ABD’nin Kim Kardashian’ı varsa...

Peki cemaat (ima yok) neden alkış tutuyor, neden bu kadar hayran bir şekilde Dante’nin Inferno’sundan fırlamışçasına sabahlara kadar eğleniyorlar, gazetecisinden işadamına bu ilişki kutsanıyor? Konuklar da en az çift kadar bu reality show’un bir parçası.

Sıradan bir spor muhabiri olarak kalsaydı Türk sosyetesinden arkadaş edinemeyecekti erkek tarafı. Oysa özel uçağı, Miami’deki 6.5 milyon dolarlık malikânesiyle şimdi eşitleri oldu, parasıyla kulübe kabul edildi ve muhatap alınıyor İstanbul’u fetheden İbo misali. Kapıyı açan banka hesabının miktarı her türlü vasatlığı gizlemek için kullanılan bir silah aslında. Ve tıpkı İmparator İbo gibi işveren artık.

Şeymacun bir lahmacun çeşidi değil bu sefer; renkli, şaşaalı bir hayat vaadi.

PASTA PAYLAŞILDI

Erkek tarafı pastayı paylaştığı sürece kapıların açılacağını bildiği için saçtıkça saçıyor. Sadece özel uçak tutup konukların Güney Fransa’ya götürülmesi değil bonkörlük, kapitalin paylaşımı.

Kimlik bunalımı yaşayan yeni emekli futbolcudan ikinci sınıf sanatçıya kendilerini uzak bir adada bulmaya çalışan, bu sayede ceplerini dolduranların sayısı az değil. Ağ o kadar geniş ki, herkes ucundan kendilerine faydası olur diye düzeni korumaya ant içiyor. Şeymacun sistemin devamı için edilen toplu dua.

Kısmi şöhretlerle sıradan insanların bu dansı piyangonun herkese vurabileceğini de vaat ediyor. Kerimcan dönemin ekonomik felsefesini ne güzel özetledi: “Çalışarak yükselme sabrım yoktu.” Evlerinde oturan varoş gençleri o adanın hayalini kuruyor.

Cesur Yeni Dünya’da kendilerini gönüllü olarak teslim edenler gibi konuklar da seve seve, mutluluk içinde bu düzenin parçası altında.

Farkında olarak ya da olmayarak (çoğu zaman bu ayrım bulanık) kendilerini sistemin sömürüsüne açıveriyorlar. Aldous Huxlex’nin tasavvurunda olduğu gibi kitleler mutlulukla, eğlenceyle uyuşturulunca 1984’teki Büyük Ağabey’e gerek kalmadan kontrol altına alınıyor.

O yüzden de şampanya sabaha kadar aksın, St. Tropez’ye Türk sosyetesi özel kiralanan uçakla akın etsin. Karşılığında kapı aralarında, kulaktan kulağa konuşulanlar, ahlaki kaygılar dışarıda bırakılıyor. Filmdeki düğün sahnesinde “İtirazı olan varsa ya şimdi konuşsun ya da sonsuza kadar sussun” dendiği anda salon büyük bir sessizliğe bürünüyor.

************** 

ARALARINI EVET Mİ AÇTI? 

AKLINIZA kim geliyorsa Şeymacun kutlamasındaydı. Hatta Cemil İpekçi bıyıklarından vazgeçip Ethem Sancak sakalına geçen Rifat Ababay bile...

Bir tek Arda Turan yoktu. Düğün gecesi evinde televizyon izliyordu, bunu da bütün dünyaya elindeki telefondan duyurdu.

Miami’de kapıda ayakkabıları çıkararak girdikleri dairede Play Station oynayarak başlayan dostluk, özel uçaklarla yapılan seyahatler falan unutuldu mu, en yakın dostun bir protestosu mu düğüne gitmemek?

MEŞHUR VİDEO

Arda Turan’ın duygusal biri olduğunu biliyorum. Biraz soruşturdum.

Referandum öncesi Rıdvan’ın başlattığı bir evet zinciri videosu vardı. Hani herkes birbirine “Sen de var mısın” diye pas atıyordu... Rıdvan, Arda, Burak Yılmaz, Murat Boz derken zincir Acun Ilıcalı’da tıkandı.

Ne evet dedi ne hayır... Konuyu unutturdu, nedense kapattı.

Arda’nın “Bizi ortada bıraktı” diye bozulduğunu duydum. Düğüne gitmeyecek kadar ciddi olabilir mi bu görüş ayrılıkları?

************** 

#DüzeltmeServisi

ÇUVALDIZ KENDİMİZE

KAN beynime sıçradı görünce. Geçen hafta Oscar yarışındaki iddialı filmlerden bahsederken Churchill hakkındaki “Darkest Hour”a da değinmiştim. Sayfayı yapan arkadaşlar Google’dan pek de önemsemeden birkaç sene öncesinden kalma “The Darkest Hour” diye uyduruk bir filmin afişini koymuşlar.

Olacak şey mi... Afişinden bile konunun Churchill’le uzaktan yakından ilgisi olmadığı anlaşılıyor.

Oysa Habertürk yazı işleri genç, dinamik bir ekip. Diğer gazetelerden daha iyi olmak zorundayız, çünkü daha iyiyiz.

Böyle küçük gibi görünen hataları da halının altına süpürmeyip yüzleşmeliyiz... En ufak bir ayrıntı bile önemlidir.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir 2 yıl önce gerçekler daha güzel yazılamazdı,sdf
    CEVAPLA
  • Misafir 2 yıl önce Harika tespit ama nedense bizle aynı fikirde olan kimse yok gibi. Herkes hayran.
    CEVAPLA
  • Misafir 2 yıl önce Gerçekten Harika bir yazı olmuş iki üç kere okudum
    CEVAPLA
ÖNCEKİ YORUMLARI GÖSTER (6)