Zaman zaman illüstrasyonları New Yorker’ın kapağında yer alan, 2019’da Marvin Gaye pulları ABD’de resmen satışa çıkacak sanatçı Kadir Nelson’ın işlerine hayranım. Dönüp dönüp çizdiği bir kitap kapağına bakıyorum ve bir kopyasını almayı düşünüyorum ne zamandır. Brooklyn’in kaosu, çok kültürlülüğü, grafitti, trafik, sokak modasıyla hemen her gün gündelik hayatta gözüme çarpan ayrıntılar var bu tabloda. Bir de Miles Morales adlı liseli bir genç.

Ancak Morales herhangi bir Afro-Latino liseli değil. Nelson’ın kaleminden çıkan tabloda da olduğu gibi kırmızı kapüşonlu sweatshirt’ünün içinden tanıdık bir logo bizi selamlıyor. O bir Örümcek Adam ama bugüne kadar bildiğimizden farklı.

Bu sene piyasaya çıkan ve hayatımdan epey bir süre çalan PS4’daki “Spider-Man” oyununda Morales bir ara polis babasını saldırıda kaybeden bir gençti. Şimdi adının daha fazla insan tarafından bilinmesinin nedeni ise dünyayla aynı anda Türkiye’de de vizyona giren “Spider-Man: Into the Spider-Verse” filminin ana karakteri olması.

Süper kahramanların yeniden anlamlandırılarak piyasaya sürülmeleri yeni bir fenomen değil. Özellikle çizgi roman okurları Batman, Spider-Man gibi kahramanların farklı şekillerde paketlenip karşılarına geldiklerine aşinalar. Bazen yaşlanıyorlar, bazen ölüyorlar, bazen yazarlar beklenmedik yerlere götürüyor hikayeyi.

Ama hiçbir zaman bu kahramanların daima beyaz erkekler olduğunu sorgulamıyoruz. Dahası bütün bu kahramanların yaratıcıları çoğunlukla Yahudi olduğu halde beyaz perdeye ya da grafik romana kendi kültürleri hemen hiçbir zaman yansımıyor.

GERÇEK BİR DEVRİM

Miles Morales yerleşik ezberlere karşı hem istisna, hem de devrim. Daha da önemlisi bu çizgi filmin vizyona girdiği hafta sonu topladığı hasılattan, eleştirmenlerin “En iyi Örümcek Adam filmi” diye fikir birliğine varmalarından devrimin karşılık bulduğunu söylemek mümkün.

Süper kahraman hikayelerine kutsal kitap muamelesi yapıp her ayrıntıyı ezbere bilen bir “nerd” değilim, ama “Spider-verse”ü tam bir senedir merak ediyordum. Son yıllarda beklentinin karşılığını sonuna kadar veren, izleyiciyi tatmin eden böyle bir başka film oldu mu, emin değilim. Bilindik Örümcek Adam hikayesi daha ne kadar tekrarlanabilir, diye düşünürken “Spider-verse” animasyonun da gücüyle yepyeni bir çığır açıyor. Özellikle çizgi romanın neredeyse hareketlendirerek animasyona dönüşmesi bir görsel şölen. Hikayenin çok katmanlı yapısına da ancak bu teknik karşılık verebilirmiş zaten. 

 

Ancak “Spider-verse”ün asıl başarısı teknolojik ya da hikaye anlatımında değil—ki onlarda da çok üstün. Tıpkı bu sene vizyona giren “Black Panther” filmi gibi bugüne kadar görmezden gelinen, ana akımda yer almayan, azınlık ya da öteki diye adlandırılan bir kesimden de süper kahraman çıkabileceğini görmek.

Filmi Brooklyn’de vizyona girdiği gün gördüğümde tıpkı Brooklyn gibi çok kültürlü bir seyirci vardı salonda. Ama özellikle siyah veya LatinX gençler için apayrı bir heyecan kaçınılmazdı. Beyaz perdede kendilerine benzeyen bir süper kahraman görüyorlardı nihayet. Bu senin ikinci mucizesiydi beyaz perdede.

HALK TİPİ KAHRAMAN

Miles Morales “Spider-verse” yani Örümcek Evreni’ndeki Örümcek Adam’lardan sadece biri. Başka evrenlerde başka Örümcek Adamlar sunuyor film bize, elbette ilk ve en bilinen Peter Parker’ı unutmuyor. Yaşlanmış, göbeklenmiş bir Peter Parker var, bir de bir başka evrende de Peter B. Parker var. Filmin pek altını çizmediği, sadece anlayana küçük bir işaret olarak koyduğu sahnelerin birinde Queens doğumlu Parker’ın tıpkı yaratıcısı Stan Lee gibi Yahudi olabileceği de vurgulanıyor. Mary Jane’le düğünlerinde Yahudi geleneklerine göre ayağıyla cam kırıyor. Morales’in etnik kimliği kadar Parker’ın dini geleneksel normdan bu şekilde ayrılıyor.

Ama zaten bir ezber bozulacaksa bunu ancak Örümcek Adam yapabilirdi. Sonuçta hala geçim derdi olan, hepimizin yaşadığına benzer sıkıntıları olan, maskesinin dışında gündelik hayatta bizim gibi biri olan bir kahraman o. Batman gibi milyarder bir seçkin, Superman gibi uzaylı değil. Herhangi biri… Zaten bu yüzden nasıl Örümcek Adam olduğunun hikayesini izlemekten sıkılmıyoruz, Hollywood da önümüze getirmekten çekiniyor.

Queens doğumlu Peter Parker, Brooklyn’li Miles Morales bir kez daha Örümcek Adam’ın gerçek bir New York öyküsü olduğunu da hatırlatıyor. Kadir Nelson’ın resmine bu kadar hayran olmam biraz da bu yüzden. Tıpkı “Sex and the City”de olduğu gibi “Spider Man” serilerinde de görünmeyen başrol oyuncusu şehrin ta kendisi.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • okuryazmaz 9 ay önce Tam bir araştırmacı gazetecilik örneği! Bravo..
    CEVAPLA