Virüsün kazananı kaybedeni
New York Times’ın şehirde umut ışığı göründüğüne dair manşetle çıktığı gün New York’ta sadece bir günde 731 kişi öldü. Toplam ölen kişi sayısı küçük bir kent nüfusuna eşit adeta; 5489 kişi. Toplam ölü sayısının 11 bine yaklaştığı ABD’de vaka ve ölümlerin çoğu dünyada pandeminin yeni merkezi New York kaynaklı. Yine de ortada bir iyimserlik hakim.
Ölüm sayısının yüksekliğine rağmen virüsün yayılma hızının yavaşladığı bir iyimserlik göstergesi. New York özelinde hastaneye kaldırılma oranı geçen hafta yüzde 20’yken dört gündür üst üste yüzde dört civarında seyrediyor. Hastaneye kalkanların oranın düşmesi hayatın normale dönebilmesi için büyük önem taşıyor. Hastaneler ne zaman normal kapasiteye döner ve hastaları reddetmemeye başlarsa sosyal mesafe o zaman yavaşlayacak.
Bizim değil ama dünyayı yönetenlerin tek ilgilendiği veri olan para piyasaları da olumlu sinyaller veriyor şimdilik. ABD’de S&P yüzde yedi yükseldi, Suudi Arabistan ve Rusya’nın anlaşma ihtimaline karşı petrol fiyatları da artmaya başladı, Avrupa borsaları da yüzde iki-dört arasında değer kazanıyor.
HERKES İYİ HABERLER VERİYOR
Virüsün dünyaya yayıldığı Çin’in Vuhan şehrinde de hayat 10 haftalık karantinanın ardından yavaş yavaş normale dönmeye başladı. Hükümet hala vatandaşların her adımını uzaktan takip ediyor, işyerlerinin yüzde 94’ü de faaliyete geçti. Honda fabrikası tam kapasite işlemeye başladı, Huawei de hızla o noktaya gelmeyi bekliyor. Dahası Çin’den yeni ölüm haberi de gelmedi. İtalya ve İspanya’da da yeni ölüm yok, Almanya başından beri ölüm sayısını asgaride tutmayı başardı zaten.
Kimi Avrupa ülkelerinde de tedbirler yavaşlayacak. Avusturya ve Çek Cumhuriyeti’nde dükkanlar haftaya yeniden açılacak, uluslararası seyahat başlayacak. Danimarka okulları ve kreşleri çok yakında açacak.
Türkiye’de de ABD’de de medyaya konuşan uzmanlar haftalardır olumlu haberlerin yanıltıcı olabileceğinden bahsediyordu. Bu haberlere inanıp başına bir şey gelmeyeceğini düşünenler tedbirlere uymayıp hastalığı daha da fazla yayabilirdi çünkü.
Ama şimdi neredeyse herkes iyi haberleri vermek istiyor. Üstelik daha birkaç hafta önce “Tedavi hastalığın kendisinden daha ağır olmamalı,” diyen Donald Trump yerden yere vurulmasına rağmen.
Verilerin çarpıtılması, insanın işine gelen veriye göre yorum yapması bilinen bir taktik. Medya ve politikacılar buna sık başvurur. Kaldı ki özellikle Çin ve Rusya gibi ülkelerden şeffaf veri akışı olduğuna inanmak zor. Ama ABD’de bu virüsün takibi konusundaki en ciddi kurumlardan biri olan University of Washington da Corona’nın sonuçlarının ilk başta bekledikleri kadar ağır olmayabileceğini açıkladı.
Yaygın kanı virüsün zirveye ulaştıktan sonra düşmeye başlayacağı. New York için bu ihtimalin 8 Nisan olduğu söyleniyor, ondan sonraki iki haftada da düşüşlerin başlayacağı tahmin ediliyor. Bir başka projeksiyonsa zirveyi 15 Nisan olarak belirliyor. Virüsün “plato etkisi” de söz konusu olabilir; yani yayılabileceği kadar çok insana yayılıp sonra durabilme ihtimali.
AY SONUNA YETİŞECEK GİBİ
Anlaşılan iyimser hava yaratılarak hayata verilen bu havadan geri dönülmesinin altyapısı hazırlanıyor. New York’ta örneğin tedbirler 30 Nisan’a uzatılmıştı, şimdi kamuoyuna açıklanan senaryolar da aşağı yukarı bu takvime sadık kalacak senaryolar içeriyor. Tesadüf değil herhalde.
Kuşkusuz hayata geri dönüş için rakamlara bakılacak, ama vaka ve ölüm sayısında nasıl bir düşüş olduğunun sayılması da kendi içinde soru işaretleri barındırıyor. Suni solunum cihazına bağlı hastaların hemen hepsinin hayatını kaybetmesi bekleniyor, bazı hastalarsa hiç bu cihazlara bağlanmadan, sıra dahi gelmeden hayatlarını kaybediyor. Kimileri de test edilmeden ölüyor ama COVID-19 ölümleri olarak kaydedilmiyor. Hastaneye kaldırılamadan evde ölenler, hastanelerin kabul etmediği birçok vaka da var. Birkaç hafta hastaneye kabul edilen hastalar aynı belirtilere rağmen şimdi reddediliyor. Sosyal mesafenin işe yarayıp yaramadığının bile bir süre sonra belli olacak.
Ortamdaki iyimserliği yaşadığımız bu belirsiz süreci fırsata çevirenlerden ayrı düşünmek de mümkün değil. NYT’den Michelle Goldberg’in yazdığı gibi Macaristan’da Orban kendisini sonsuza kadar hükümdar ilan edecek kanunları geçiriverdi mesela. Teksas Valisi fırsat bu fırsat diyerek zaten eyalette sayıları çok azalan kürtaj kliniklerini kapattı. İsrail’de Netanyahu hem Knesset’i kapattı, hem de mahkemeleri durdurdu—kendi rüşvet davasını görmeye hazırlanan mahkemeleri. Ürdün ve Tayland’da gazetecilere yönelik baskılar arttı, Türkiye’de de tweet’ler yakın markaj altında. Amerika’da virüsten etkilenmeyen büyük şirketler bile lobi yapıp yardım paketinden faydalanmayı başardılar. Kim bilir daha neler olacak, neler gizlenecek, neler çok uzun zaman sonra ortaya çıkacak.
İşte sonuçta her dönemde birileri bir şeyler kazanmanın yolunu buluyor, her dönemde kaybedense hep bizler oluyoruz.