Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Fethiye’de çocuklu ailelerin her yıl hacca gittiği türbesi Hillside tatil köyünün az ilerisindeki koyda yıllardır Osman’ın Yeri diye bir balıkçı vardı. Bir zamanlar teknelerin durağı, ilkel, salaş bir lokantaydı. Yapımcı Timur Savcı da belli ki mavi yolculuk sırasında buraya uğramış, sonra o kadar beğenmiş ki koyu satın almış. Mekanın müdürü Mehmet Can Uzun ise yandaki Hillside’dan transfer edilmiş, ailesiyle iki odalı lüks odada geçiriyormuş yazı. Birkaç sene önceki bu devrin ardından bu sene Yazz Collective diye bir otel-lokanta-yat limanı tesisi çıkmış. Tekneyle Göcek ve Fethiye arasına açıldıysanız cennet gibi koydaki bu durağa uğramamak mümkün değil. Dışından da içinden de rüya gibi gözüküyor.

        Kenan Erçetingöz’ün gecce.com adlı magazin sitesi 90’ların sonunda Türkçe kelimelerin yazılışını bozmuş, herkes bilindik kelimelere ikinci bir sessiz harf eklemeye başlamıştı. Hatta dönemin popüler mekanı Buz Bar bile “Buzz” diye hatalı şekilde yazılmaya başlamıştı. İş Bağcılar pastanelerinin adlarının daha “süslü” yazılmasına kadar vardı. Yaz demenin nesi kötü bilmiyorum, ama bu “kolektife” tek z yetmemiş.

        75 TL’LİK EKMEĞİ SAVUNMAK

        Bugüne kadar Yazz Collective’le ilgili basında çıkan haberler 75 TL’ye ekmek satıldığına dair. Birkaç PR’cı gazeteci tabii ki ağırlamış ama yazın olmazsa olmazı Maça Kızı’ndaki lahmacun fiyatından sonra Yazz Collective’deki ekmeğin fiyatı da Türkiye’deki gelir uçurumunun bir göstergesi gibi.

        Toplumdan kopuk bir köşe yazarı olarak bakkalda ekmek fiyatını bilmiyorum, ama Yazz’ın yaklaşık 7.5 Euro’ya denk gelen ekşi mayalı ekmeği dünyadaki benzer yerlerde de aynı fiyata satılıyor. Dünyanın en meşhur ekşi mayalı ekmeği Tartine biraz daha pahalıydı sanırım, ama zaten Yazz’ın ekmek satmak gibi bir derdi yok. Şimdilik sadece tekneyle ulaşılabilen bir yerden neden birisi ekmek almaya gider, neden bunun faturasını paylaşma gereği duyar, bunu da anlamış değilim. Sonuçta Yazz herkesin gelmesi için yapılmış bir yer değil, hatta bilakis sadece çok az insan gelsin diye tasarlanmış belli ki.

        Neden “collective” onu da anlamadım, ama hadi bu terminolojiyle devam edelim, dünyada bu tarz “kolektiflerin” örnekleri var. Otel ve yemek fiyatlarını öylesine astronomik tutuyorlar ki dışarıdan hiç kimse gelmesin, ayrıcalıklı birkaç kişi bu mekanda biz bize eğlensin istiyorlar. Bu bir ticari tercih meselesi. Serbest piyasada isteyen istediği fiyatı koyabilir, parayı verip vermemek de müşteriye kalmış.

        Ancak Türkiye’deki mekanlarda, özellikle de yerli turizmdeki en büyük sorun paranın karşılığının alıp alınmadığı. Önceki akşam Yazz Collective’de üç kişi akşam yemeği yedik, 4500 TL ödedik. Sadece şarap bin TL’ye yakındı – içki fiyatlarını vergiden dolayı eleştiremiyorum – ama ben ilk kez gittiğim için normalden daha fazla sipariş verdik. Pahalı, ama bu yaz Türkiye’de her yer anormal pahalı. İnsanın parayla gerçek bir ilişki kurması mümkün değil, ödenen hesaplar sadece para diye bir kavram yokmuş gibi kabul edilebilir ancak. Sahillerde kişi başı bin TL’den daha az hesap ödendiğine rastlamadım sanırım. Geçenlerde Alaçatı’da bir balıkçı açık açık “İyi ki balık yemediniz, balık yeseydiniz adam başı 1500-2000 TL’ye çıkardınız,” dedi. Asgari ücretin üç bin TL olmadığı bir ülkede akşam yemeğinde böyle paralar bırakmak ne vicdana sığıyor ne de sorumlu toplumların bir şekilde gelir adaleti sağlaması zorunluluğuna.

        4500 TL’ye değdi mi, bilmiyorum. Hayatımda yediğim en iyi ızgara levreği yedim diyebilirim. Ama balığın özelliği tazeliği ve hiçbir şey katılmadan çok iyi pişirilmesiydi. Abartmayayım ama hayatımda yediğim en kötü tatlıyı da yine burada yedim diyebilirim: İsli biberle yapılmış, yakılmış, mahvolmuş bir ‘choux’ içinde Antep fıstıklı dondurma. Hem kuru, hem yanık, hem de acı. Bu ‘choux’yu en kötü Fransız pasta ustasına gösterseniz kalpten gidebilirdi. Cafe Fernando’nun sahibi Cenk Sönmezsoy’a üç uykusuz gece geçirtebilir bu berbatlık.

        Diğer tabaklarla ilgili Türk restoranlarında gözlemlediğim çok temel bir sorun hakimdi: Aşçılar “Less is more” yerine kendilerini kanıtlamak için yemekleri sosa buluyorlar. Yoğurt, üzerine pesto, altına başka bir şey derken malzemenin kendi tadı kayboluyor. Semizotunu dümdüz sunsalar o fiyatı hak etmeyeceğini, şefin hünerini gösteremeyeceğini düşünüyorlar sanırım. Belki müşterinin de beklentisi budur. Ben kendi adıma çok iyi malzeme ve çok az işlenmiş, uğraşılmış, gıdanın kendi lezzetinin ön planda olduğu bir yemek kültürünü benimsedim. 90’larda Spice Market mönüsünde olabilecek Asya esintili akya sashimi’nin Fethiye koyunda ne iş olduğunu ise anlamadım. Süslü bir tabak olmasa o fiyatları da almaya hiçbir işletmenin yüzü olmayacak tabii.

        BURALARA KİM GELECEK

        Öte yandan, döviz kuru o kadar uçtu ki Yazz Collective gibi ayrıcalıklı bir mekanı dünyadaki muadilleriyle kıyasladığınızda fiyat ucuz bile kalıyor. Mykonos, Ibiza gibi yerlerde 10 katını ödemek şaşırtıcı değil. Geçen gün Scorpios’da 10 bin Euro istendiğini söylüyordu tekneden inen bir arkadaşım. Türkiye’de de D Maris gibi Rus oligarkların teknesini önüne bağladığı ayrıcalıklı bir otelin en kötü odasının 12 bin TL olduğu söyleniyor. Bütün bu rakamlar normal mi, anlaşılabilir mi? Yazz Collective’deki bütün masalar doluydu. Belki insanlar meraktan geliyor, belki bir kere gelecekler, sonra havası kaçacak. Ama öyle bir yer de değil burası, gerçekten cennetten bir köşe gibi. 16 tane oda yapılıyor, önümüzdeki sene faaliyete girecek. Gecelik fiyatını tahmin dahi edemiyorum, çünkü Türkiye’de gördüğüm en muazzam otel odaları olabilir: Bin Euro şaşırtıcı olmaz. Uzakdoğu’daki ayrıcalıklı tesisleri andırıyor odalar. Zaten birkaç adım ötede de dünyanın en güzel plajı var. Ben iki günden daha fazla kalırsam çıldırırım gerçi, ama romantik tatil yapmak ve herkesten kaçmak isteyenler için ideal bir yer olacak. Önümüzdeki sene Kate Moss’tan Türk, henüz teknesi olmayan ama şöhreti sağlam, dizi oyuncularına bir-iki gece Yazz’da görünmeden tatil yapacak şöhretlerin listesini tahmin edebiliyorum. Mevcut ekonomik durumda geliri iyi bir Türk tatilci gelip burada tatil yapabilir mi, işte ondan emin değilim. Aylık 100 bin TL kazanan ortalama bir CEO için bile Türkiye’de tatil yapmak giderek pahalılaşıyor—yurtdışına gitmekten bahsetmiyorum bile. Öte yandan, fiyat düştüğü anda, ekmek 75 değil de beş TL olduğunda da ayrıcalıklı havayı korumak mümkün değil. Yumurta mı tavuk mu benzeri bir birinci dünya sorunsalı işte.

        Diğer Yazılar