Sivil toplum örgütlerindeki ya da spor kulüplerindeki gibi görevler "sosyal görevler" olduğundan, ciddi anlamda fedakarlık gerektiriyor. Yöneticiler ailelerinden, işlerinden ve sevdiklerinden aldıkları zamanları, kulüp için harcıyorlar. Öncelikle onlara bu gözle bakmamız ve gönülden üstlendikleri yükümlülük için tebrik etmemiz lazım.
Madalyonun bir yüzünde "gönüllü görev arzusu ve fedakarlık" dururken, diğer yüzünde ise derneğin, örgütün ya da kulübün başarılı bir şekilde yönetimi ve üyelerin istekleri kendilerini bekliyor. Seçimden sonra vaatlerini yerine getirmeleri, hiçbir bahane üretmeden çalışmaları ve sonuç sağlamaları gerekiyor.

İKİ YÖNETİM BİÇİMİ VAR

Böyle pozisyonlar, profesyonel iş yaşamında edinilen makam ve görevlerden çok daha zordur. Ancak, her ne olursa olsun, yönetime kendi istekleriyle olarak talip olanların, örgütlerine mutlaka farklı katkılar koymaları en ciddi beklentidir. Bir şeyleri bilmek yeterli değil, onları hayata geçirebilmek ve doğru şekilde uygulayabilmek önemlidir.
Olaya bu açıdan baktığımızda, başarı için sanki iki yönetim biçimi ön plana çıkıyor: Bilgi ve vizyon yönetimleri..
Bilgi, her dönemde “güç” olarak algılanan bir kavram oldu. Çünkü bilgi, yaşamın temeline yerleşmiştir. O yüzden bilgiyi doğru yönetebilmek, onu verimliliğe ve yeniliğe dönüştürebilmek önemlidir.
Söz konusu yönetim biçimi, toplumlar ve şirketler kadar, yönetilen her kurum için geçerlidir. Yeni bilgi birikimini ve paylaşımını sermaye haline getirebilenler, başarının yolunu da açarlar.
Ayrıca, ekonomi, psikoloji ve enformasyon yöntemleri iyi kullanılıp, basamaklar doğru adımlarla çıkılmalıdır. Tabii ki, teknolojinin günümüze sağladığı katkıları da değerlendirmek şarttır.

ZAMANLAMAYI UNUTMAMAK LAZIM

Vizyon yönetimi ise, adından da belli olduğu gibi geleceğin koşullarını yaratabilme ve daha kaliteli yönetim süreçleri yaratabilme kabiliyetidir.
O halde, başarı için geriye başka ne kalıyor?
Kalan; doğru zaman yönetimidir. Adaylar projelerini mutlaka görev alacakları süreye göre uyarlamalıdır. Net ve somut hamleler gerçekleştirmelidirler.
Şu unutulmasın ki, çok fazla proje değil, zamanında bitirilen ve doğru olarak uygulanan projeler her zaman daha akılda kalır. O yüzden yöneticiler, enerjilerini ve birikimlerini, ihtiyaçlara ve değişen koşullara göre planlamalıdır.
Son sözüm ise şudur..
Sakın ola, burası nasıl olsa bir sivil toplum örgütü, dernek ya da spor kulübü deyip geçmeyin, oraları hafife almayın. Üç-beş şirkete bedel sıkı yönetim koşulları vardır. İş dünyasının profesyonellerini bile, işletmeleri yönetmekten daha fazla terletebilir. Ancak bu terleme sağlıklıdır, moral yüklüdür, keyif içeriklidir. Yoksa niye yapılsın ki...

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!