Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin


Korona salgını başladığında, sağlık çalışanlarımızın fedakarlıklarını görünce, her gece balkonlara çıkıp alkışladık. Onlara moral ve destek verebilmek için herkes elinden geldiğince bir şeyler yapmaya çalıştı.
Ama salgının seyri uzadıkça, halk önlemlere uymayınca, tedbirler gevşetilince, hayata virüs yokmuş gibi devam edilince, düğünler, eğlenceler, asker uğurlamaları, açılışlar, parti toplantıları tam gaz gidince, sağlık çalışanlarımızın aylarca süren onca gayreti, onca fedakarlığı da boşa atılmış oldu.
Ve şimdi doğal olarak tekrar başa döndük.. Hatta, baştan daha da kötüsüne..

*

Önümüzde duran feci tablo, ekonomiyi düşünerek ne kadar direnirlerse dirensinler, ülkeyi yönetenleri yeni önlemler almaya zorluyor. Bunlardan ilki önceki gün geldi.
Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca imzalı bir COVİD-19 genelgesi, 81 ilin valiliğine gönderildi. Genelgeyle sağlık çalışanlarının tüm izinleri ve emeklilikleri iptal edildi, il dışına çıkmaları yasaklandı.
Yasaklamaların sebebi malum. Hastaneler yine tıka basa dolmaya başladı. Olağanüstü hastalıklı günlere tekrar geri dönüldü.
Sağlık Bakanlığı'nın bu genelgesini bir yere kadar anlıyorum. Şu anda tüm sağlık çalışanlarına ihtiyaç var.
Ancak, şurayı hiç anlamıyorum.

*

Salgın döneminin faturasını sadece sağlık çalışanları mı ödeyecekler? Onların hakları kısıtlanarak mı başarıya ulaşacağız? Salgın süresince zaten pek çok hak kaybına uğradılar. Bu genelge onlara bir darbe daha vurmuyor mu? İzin yok, emeklilik yok, il dışına çıkmak yok!..
Bir yanda sağlık çalışanlarına böyle yasaklar getirilirken, öte yanda sosyal mesafe hala bir türlü korunamıyor. İnsanlar hala doğru düzgün maske takmıyor. Kafe, restoran, bar ve eğlence merkezleri eski günlerdeki gibi dolu ve açık. Şehirler arası ulaşım devam ediyor. Okullar açılıyor, eğitim yüz yüze sürüyor. Düğünler, eğlenceler, ev gezmeleri, parti toplantıları vs. her şey aynı şekilde yürüyor.
Hal böyleyken, salgının kaynağına hiç bir şekilde dokunulmazken, yasaklamaları ve faturayı tek başına sağlık çalışanlarının üzerine yıkmak, en hafif deyimle haksızlıktır, günahtır. Fedakarlık yapılacaksa, önlemler artırılacak ise, bunlar ülke genelini kapsayan yasak ve önlemler olmalıdır. Yoksa, sadece sağlık çalışanlarına yasak getirerek, kaynağı kurutmadan asla başarıya ulaşamayız.

*

Demokratik Sağlık Sen İzmir Şubesi Başkanı Sertan Yeşilyurt da, Sağlık Bakanlığı’nın izinleri, sağlık personeline il dışına çıkışı yasaklayan COVİD-19 genelgesine tepki gösteriyor.
Genelge ile Sağlık Bakanlığı'nın sağlık çalışanlarını bir kez daha yüz üstü bıraktığını söylüyor, "Sağlık çalışanları, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanan esnek çalışma mesai uygulamasında dışarıda bırakılmış adaletsiz bir döner sermaye genelgesiyle hak ettikleri ek ödemeleri ellerinden alınmıştı. Son genelgeyle de tüm hakları ellerinden alınmıştır" diyor.
Yeşilyurt, Sağlık Bakanlığı'ndan sağlık çalışanlarının haklarını kısıtlamasını değil, aksine onlara destek vermesini beklediklerini, mesela 3600 ek gösterge, 4 yıla 1 yıl yıpranma ve diğer tüm kamu çalışanlarının altında kalan maaşlarını acilen düzenlemesi gerektiğini vurguluyor.

*

Ne yalan söyleyeyim, bu yapılanları ben de anlayamıyorum. Salgında en ön cephede savaşan sağlık çalışanlarımızı el üstünde tutmamız, morallerini en üst düzeye çıkarmamız ve her türlü haklarını fazlasıyla vermemiz gerekirken, tam tersi davranmak neyin nesidir, çözemiyorum doğrusu..

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00